Çınar Gölgesinde Dostluğun ve Muhabbetin Tadı

Çınar Gölgesinde Dostluğun ve Muhabbetin Tadı

Bugün öğle namazının ardından, Ağustos sıcağının bunaltıcı havasından biraz olsun uzaklaşmak, serinliği gölgede; huzuru ise dost sohbetinde bulmak için Çınar ağacının altındaki çay bahçesinde buluştuk.

Dedik ki; “Dostun serinliği insanın üzerine düşsün, çayın sıcaklığı gönülleri ısıtsın, muhabbetimiz de ikindiye kadar sürsün.”

Hepimiz hayatın farklı kademelerinde çalışmış, alın teri dökmüş, ekmeğini kazanmış, yılların tecrübesini omuzlarında taşımış emekli insanlarız. Kimimiz elektrik işinden, kimimiz gümrükten, kimimiz zabıta teşkilatından, kimimiz imam hatiplikten, kimimiz İstanbul'un gurbet yollarından geçmişiz. Şimdi ise hayatın koşturmacasını biraz geride bırakıp, memleketimizde dostlarla aynı sofranın, aynı çayın ve aynı muhabbetin etrafında buluşuyoruz.

Masamızda; elektrikçi Fevzi Karataş, gümrükçü Mehmet Polat, zabıta Mehmet Tanrıverdi, İstanbul'da yıllarca çalışıp dünyanın kaç bucak olduğunu görerek yeniden memleketine dönen Ramazan Çalışkan ve İsa Kuş, çiçeği burnunda emekli İmam Hatip Nizamettin Demir ve Samsun Bülten Köşe Yazarı, Araştırmacı Gazeteci, Vezirköprü temsilcisi olarak şahsım İbrahim Çalışkan vardık.

Sohbet koyulaştıkça çaylar da peş peşe geldi. Açıkçası içilen çayların sayısını tutmak için artık bir muhasebeci gerekiyordu! Gerçi içimizde bu konuda da tecrübeli arkadaşlar var ama sanırım hesabı tutmak yerine muhabbete devam etmeyi tercih ettiler.

Dünya görüşümüz, siyasi düşüncelerimiz ve millî-manevî hassasiyetlerimiz büyük ölçüde aynı olan dostlarla konuşmak ayrı bir güzel. Çünkü insan, aynı değerleri paylaştığı insanlarla konuşurken kendisini daha rahat ifade ediyor. Memleketi, milleti, vatanı, bayrağı, ezanı, aileyi, geçmişi ve geleceği konuşurken insanın gönlü başka bir huzur buluyor.

Elbette bazen bir konu uzuyor, sohbet başka bir boyuta taşınıyor. İşte o anlarda, gurbet yollarının tecrübeli ismi Mehmet Polat'ın küçük bir işaretiyle, “İbrahim, konuyu biraz değiştirelim” mesajını alıyorum. Ben de fırsatı değerlendirip sohbetin rotasını başka bir limana çeviriyorum.

Ne de olsa dost meclisinde bazen konuşmak kadar susmayı, dinlemeyi ve doğru zamanda konuyu değiştirmeyi bilmek de bir meziyettir.

Asıl güzellik ise şu: Hepimiz emekliyiz ama hayatın dışında değiliz. Yılların verdiği tecrübe, gördüğümüz insanlar, yaşadığımız sevinçler, sıkıntılar, gurbetler ve mücadeleler bize anlatacak çok şey bırakmış.

Bizim sohbetimiz sadece çay ve günlük meselelerden ibaret değil.

Arada memleketi konuşuyoruz, Vezirköprü'yü konuşuyoruz. Türkiye'yi, gençleri, geçmişimizi ve geleceğimizi konuşuyoruz. Bayrağımızın gölgesinde huzurla oturabilmenin, ezanlarımızı özgürce dinleyebilmenin, aynı vatanın evlatları olarak kardeşçe yaşayabilmenin kıymetini konuşuyoruz.

Bazen de geçmişe gidiyoruz…

Çocukluk yıllarımıza, gençliğimize, gurbet günlerine, eski dostlara, kaybettiklerimize ve geride bıraktığımız güzel hatıralara…

İşte böyle zamanlarda insan anlıyor ki; hayatın en kıymetli hazinelerinden biri de iyi dost biriktirmekmiş.

Para, makam, mevki, şöhret gelip geçiyor.

Ama gönülden kurulmuş bir dostluk, yıllar geçse de insanın yüreğinde yaşamaya devam ediyor.

Çınar ağacının serin gölgesinde otururken bunu bir kez daha hissettik.

Çaylarımızı yudumladık, kahkahalarımızı paylaştık, zaman zaman ciddileştik, zaman zaman geçmişi yad ettik. Derken güneş biraz daha eğildi, ikindi namazının vakti yaklaştı.

Sohbetimizi tatlı bir şekilde noktalayıp gönüllerimizde güzel bir huzurla ayrıldık.

Belki de bugün içtiğimiz çayların sayısını kimse bilmiyor.

Ama kaç bardak çay içtiğimizden çok, o çayların kaç güzel hatıraya vesile olduğunu biliyoruz.

Rabbim dostluğumuzu, kardeşliğimizi ve muhabbetimizi daim eylesin. Bizlere sağlık, huzur ve bereketli ömürler versin. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı ve ezanımızı daim eylesin.

Çünkü bazı buluşmalar vardır; insan sadece çay içip sohbet etmez…

Gönlünü dinlendirir, dostluğun sıcaklığını hisseder ve hayata yeniden güzel bir pencereden bakar.

Bugün bizim yaptığımız da tam olarak buydu:

Çınarın gölgesinde serinledik, çayın sıcaklığıyla ısındık, dostluğun samimiyetiyle gönüllerimizi ısıttık.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.