ATAKUM’DA BELEDİYECİLİK SINAVI:
Atakum’da son günlerde yaşananlar artık sadece bir belediye tartışması olmaktan çıktı.
Mesele çok daha ciddi…
Mesele, evine ekmek götürmek için çalışan belediye işçisinin alın teri!
Bir ay maaş alamazsın…
“Herhalde düzelir” dersin.
İki ay geçer…
“Biraz daha sabredelim” dersin.
Üç ay olur…
Dört ay olur…
Ve bugün konuşulan rakam tam beş ay!
Beş aydır maaşını alamayan bir işçiye, “Sabret, kredi gelince ödeyeceğiz” demek ne kadar teselli olabilir?
O işçinin evinde hayat duruyor mu?
Hayır!
Çocuk okula gidiyor.
Mutfak masrafı devam ediyor.
Kira bekliyor.
Elektrik, su, doğalgaz faturası bekliyor.
Pazar alışverişi beklemiyor.
Hayat beklemiyor!
PEKİ, BELEDİYE NEYİ BEKLİYOR?
Başkan kredi beklediğini söylüyor.
Kredi gelince işçilerin maaşlarının ödeneceğini ifade ediyor.
İnşallah kredi gelir ve işçinin hakkı bir an önce ödenir.
Ama vatandaşın da sormaya hakkı var:
Belediyenin önceliği neden işçinin maaşı olmadı?
Bir tarafta beş aydır maaşını bekleyen emekçi…
Diğer tarafta konserler, etkinlikler ve çeşitli organizasyonlar…
Burada vatandaşın vicdanına dokunan bir çelişki ortaya çıkıyor.
Kimse kültür sanat etkinliklerine karşı değil.
Ama belediyenin kasası darsa, kaynaklar sınırlıysa öncelik belli değil midir?
Önce ekmek!
Önce alın teri!
Önce işçinin hakkı!
Sonra diğer harcamalar…
Çünkü belediyecilik biraz da öncelik belirleme sanatıdır.
“PARA YOK” DENİLİYORSA…
İşin daha da düşündürücü tarafı şu:
Belediyelerin gelirleri ve merkezi kaynaklardan gelen payları belli.
İller Bankası üzerinden belediyelere aktarılan kaynaklar var.
Vatandaş doğal olarak soruyor:
“Peki bu para nereye gidiyor?”
Bu sorunun cevabı açık, şeffaf ve belgeleriyle ortaya konulmalıdır.
Çünkü belediye bütçesi başkanın veya herhangi bir siyasi grubun şahsi bütçesi değildir.
O para milletin parasıdır.
İşçinin maaşı da bir lütuf değildir.
Alın terinin karşılığıdır.
PARTİSİNE DEĞİL, HİZMETİNE BAKIN!
Bir başka önemli mesele de şu:
Biz Türkiye’de yıllardır aynı yanlışı yapıyoruz.
“Bizim partiden olsun…”
“Karşı taraftan olmasın…”
“Yeter ki bizim anlayışımız kazansın…”
Peki sonra?
Belediye kötü yönetilirse kim kaybediyor?
Vatandaş!
İşçinin maaşı ödenmezse kim mağdur oluyor?
İşçi ve ailesi!
Hizmet aksarsa kim eziyet çekiyor?
Atakum halkı!
O halde artık belediyeleri değerlendirirken siyasi kimlikten önce liyakat, hizmet ve yönetim başarısına bakmak zorundayız.
Çünkü…
İşçinin açlığına parti sorulmaz.
Çocuğun okul masrafına parti sorulmaz.
Ödenmeyen kiraya parti sorulmaz.
Alın terinin rengi olmaz!
ATakUM’DA VATANDAŞ HİZMET BEKLİYOR
Atakum gibi önemli bir ilçenin çok daha iyi yönetilmeyi hak ettiğine inanıyorum.
Vatandaşın beklentisi aslında çok büyük değil.
Temiz sokaklar…
Düzenli hizmet…
Çalışan belediye…
Güçlü sosyal destek…
Ve en önemlisi;
Çalışanının hakkını zamanında veren bir belediye…
Bunlar lüks değil.
Bunlar belediyeciliğin temel görevleridir.
ARTIK MAZERET DEĞİL, ÇÖZÜM ZAMANI
Bugün Atakum Belediyesi yönetiminin önünde çok önemli bir sınav var.
Bu sınavı açıklamalar değil, icraat verecek.
Kredi gelecek mi?
Gelecekse ne zaman?
İşçinin beş aylık alacağı ne zaman ödenecek?
Belediyenin mali tablosu gerçekten nedir?
Kaynaklar hangi önceliklere göre kullanılıyor?
Vatandaş bütün bunları bilmek istiyor.
Ve bence artık sorulması gereken en önemli soru şu:
Atakum Belediyesi yönetilebilir durumda mı?
Eğer yönetilebilir durumdaysa, gereği yapılmalı.
Eğer mevcut yönetim bu yükün altından kalkamıyorsa, o zaman da sorumluluk sahibi insanların yapacağı şey bellidir:
Makamı değil, Atakum’u düşünmek!
Çünkü makamlar geçicidir.
Başkanlıklar geçicidir.
Siyasi görevler geçicidir.
Ama geride bıraktığınız eser ve insanların gönlünde bıraktığınız iz kalıcıdır.
SON SÖZ…
Sayın Başkan;
Atakum halkı sizden mucize istemiyor.
İşçi sizden sadaka istemiyor.
İşçi kendi alın terinin karşılığını istiyor.
Bugün yapılması gereken bellidir:
Önce işçinin hakkı ödensin.
Sonra diğer harcamalar konuşulsun.
Çünkü belediyecilik;
Konser düzenlemekten,
Açılış yapmaktan,
Slogan atmaktan,
Siyasi tartışmalara girmekten ibaret değildir.
Belediyecilik, emaneti ehline teslim etmek ve o emaneti hakkıyla taşımaktır.
Eğer bunu yapabiliyorsanız;
Buyurun, Atakum sizin hizmetinizi bekliyor.
Yapamıyorsanız da…
Kişisel makam hesaplarından önce Atakum’un geleceğini düşünmenin zamanı gelmiştir.
Çünkü bu şehir daha iyisini hak ediyor.
Ve unutmayın:
İŞÇİNİN ALIN TERİ, SİYASETİN DEĞİL; VİCDANIN MESELESİDİR.





