VATANDAŞIN SOFRASI KİMSENİN İNSAFINA BIRAKILMAMALI
Türkiye’de ekonomi yönetiminde artık önemli bir anlayış öne çıkıyor: Temel gıda ürünleri üzerinden vatandaşın sofrasına dokunulmasına izin verilmemeli.
Şeker, yağ, un, et, tavuk ve yumurta… Bunlar lüks tüketim değil; her evin mutfağında bulunması gereken temel ihtiyaçlardır. Bu ürünlerin fiyatı birkaç kişinin, birkaç şirketin veya herhangi bir çıkar grubunun kararına bırakılamaz.
Son dönemde fahiş fiyat, stokçuluk ve piyasada rekabeti bozduğu iddia edilen uygulamalara yönelik denetimlerin sıkılaştırılması da bu açıdan önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı, 2026 yılında fahiş fiyat artışları nedeniyle çok sayıda işletmeye yüz milyonlarca liralık idari para cezası uygulandığını açıkladı.
Daha da dikkat çekici olan ise beyaz et sektöründe yaşandı. Haziran 2026'da haksız fiyat artışı ve rekabeti bozucu uygulamalar iddiaları kapsamında 13 şirkete denetim kayyımı atanırken 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.
Bütün bunların verdiği mesaj açık:
Vatandaşın temel ihtiyacı üzerinden fırsatçılık yapılmayacak.
Bugün yağ ve şeker, yarın et, tavuk ve yumurta… Yarın başka bir temel gıda ürünü…
Devletin görevi yalnızca fiyatları izlemek değil; gerektiğinde üretimden tedarik zincirine, depodan market rafına kadar sistemi denetleyerek adil rekabeti ve tüketiciyi korumaktır.
Burada mesele herhangi bir cemaat, dernek, kooperatif, şirket veya başka bir oluşumu toptan suçlamak değildir. Mesele çok daha büyüktür:
Kim olursa olsun, piyasayı manipüle ediyor, stokçuluk yapıyor, haksız fiyat oluşturuyor veya vatandaşı mağdur ediyorsa hesabını hukuk önünde vermelidir.
Çünkü mutfak siyasetin de ekonominin de en gerçek aynasıdır.
Vatandaşın cebinden çıkan para sadece bir rakam değildir. O para bir annenin mutfak bütçesi, bir emeklinin aylığı, bir babanın çocuklarına ayırdığı paradır.
Bu nedenle yeni dönemin temel ilkesi şu olmalıdır:
Üretici kazanacak, esnaf kazanacak, sanayici kazanacak; ama vatandaş ezilmeyecek.
Ne stokçuluğa, ne fırsatçılığa, ne de piyasayı kontrol ederek haksız kazanç sağlamaya izin verilmelidir.
Çünkü devletin gücü, vatandaşın sofrasına kadar ulaşabildiği zaman anlam kazanır.
Şekerin, yağın, etin, tavuğun ve yumurtanın hesabı sadece market rafında değil; gerektiğinde üretimden sofraya kadar bütün zincirde sorulmalıdır.
Ve artık herkes şunu bilmeli:
VATANDAŞIN SOFRASI, HİÇBİR ÇIKAR GRUBUNUN OYUN ALANI DEĞİLDİR



