YA ELİNDE USTURA OLSAYDI?
Hiç düşündünüz mü?
Geçmişten bugüne erkeklerin vazgeçilmez duraklarından biridir berber dükkânları…
Bir zamanlar ustura bilenir, yüz köpürtülür, müşteri koltuğa oturur; berber de büyük bir ciddiyetle işe koyulurdu.
Tam yüzünüz köpük içinde, ustura elinde…
Telefon çalsa ne olurdu?
Usta bir an dalgın olsa, acemi olsa veya kafası başka yerde olsa…
Allah muhafaza, o ustura nereye giderdi?
“Olmaz öyle şey” demeyin! Kim bilir, kaç kişinin başına gelmiştir…
Geçmişte böyle telefonlar yoktu belki ama bugün tam da benim tıraş olduğum bir gün telefon çaldı. Çok şükür ustamız İlhami Salgın tecrübeli ve eli mahirdi de, ucuz atlattık!
Ama berberlik sadece tıraş olmak mıdır?
Asıl mesele biraz da sohbettir…
Berber koltuğuna oturunca ilçenin siyasi gelişmelerinden ticarete, esnaftan memleket meselelerine kadar ne varsa masaya yatırılır.
Bazen ustaya içini dökersin,
bazen espriler havada uçuşur,
bazen ilçede olup bitenleri gazetelerden önce berberden öğrenirsin.
Hatta bazen insan düşünür:
“Ben buraya tıraş olmaya mı geldim, yoksa ilçenin gündem toplantısına mı?”
Şimdi soruyorum:
Sizce eski berber dükkânlarının o samimi sohbetleri mi daha güzeldi, yoksa bugünün sessiz sedasız, telefonlara dalınan tıraşları mı?
Bir de asıl soru:
Usturanın altında yüzünüz köpüklüyken telefon çalsa, siz telefonu açar mıydınız?




