Samsun Üniversitesi’nde Koltuk Giderken Bırakılan Enkaz: Hemşehrilik Siyaseti ve Canik’in Tasfiyesi
Üniversiteler; bir rektörün kişisel hırslarının, dar hemşehrilik hesaplarının veya arka oda siyasetinin deneme tahtası değildir. Yükseköğretim kurumları, tabelasından ibaret olduğu kentlerin sosyo-ekonomik dokusuna yön vermek, kamu kaynaklarını adil dağıtmak ve kurumsal tarafsızlığı korumakla mükelleftir. Ancak Samsun Üniversitesi (SAMÜ), görev süresinin sonuna gelen Rektör Prof. Dr. Mahmut Aydın döneminde, tam anlamıyla bir kurumsal erzyona ve mekânsal kayırmacılığa sahne olmuştur.
Eylül ayında koltuğu devretmeye hazırlanan rektörlük yönetiminin geride bıraktığı bilanço; başarıyla anılan bir akademik atılım değil, Canik ilçesinin göz göre göre cezalandırıldığı ve devlet imkânlarının açıkça belli bir adrese büküldüğü ağır bir enkazdır.
19 Mayıs İltiması ve "Ballıca" Makyajı
Samsun Üniversitesi bünyesinde Canik Yerleşkesi ile 19 Mayıs ilçesindeki kampüs arasında kurulan ilişki, basit bir fiziki planlama hatası olarak geçiştirilemez. Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) ile isim karışıklığı yaşanmasın kılıfıyla "Ballıca Kampüsü" adı altında parlatılan alan; Özdemir Bayraktar Havacılık ve Uzay Bilimleri, Mühendislik, Mimarlık, İlahiyat ve Meslek Yüksekokulu gibi en stratejik, en yüksek bütçeli ve öğrenci nüfusu en yoğun birimlerle donatılmıştır.
Buna karşın Rektörlük binası, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ve Lisansüstü Eğitim Enstitüsü’nü barındıran Canik Yerleşkesi adeta kaderine terk edilmiştir. Canik’e yapılması gereken yatırımların durdurulması, çivi dahi çakılmaması ve mevcut idari binaların bakımsızlığa mahkûm edilmesi masum bir bütçe kısıntısı değildir. Bu durum, Canik’teki ana yapıyı işlevsizleştirip idari ve akademik ağırlığı kademeli olarak 19 Mayıs ilçesine nakletmek için yürütülen sistemli bir tasfiye politikasının somut göstergesidir.
Rektörün Hemşehrilik Aklı ve Siyasi Kulisler
Bu örtülü tasfiye operasyonunun idari ve akademik gerekçelerle izah edilmesi imkânsızdır. Olayın özü son derece nettir: Aslen 19 Mayıs (Engiz) ilçeli olan Rektör Mahmut Aydın, görev süresi boyunca devletin rektörlük makamını kendi memleketine yatırım aktarma aracına dönüştürmüştür. Samsun kamuoyunda sıkça dillendirilen "Samsun Üniversitesi Canik’ten taşınıyor mu?" sorusu, kamuoyunun nabzını ölçmek için kasten ortaya atılan bir yönlendirmeden ibarettir.
Daha da vahimi, akademinin tarafsızlık ilkesini ayaklar altına alan bu hamlelerin arkasındaki siyasi ağdır. Yine 19 Mayıs ilçeli olan eski Gençlik ve Spor Bakanı, YRP Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç’ın ve 19 Mayıs Belediye Başkanı Osman Topaloğlu’nun bu sürece dâhil olduğu, idari birimleri kendi ilçelerine kazandırmak adına rektörlük yönetimiyle bir hat kurduğu iddiaları kulislerde açıkça konuşulmaktadır. Akademik aklın yerini hemşehrilik dayanışmasının ve siyasi patronajın aldığı bir kurumda, kamu yararından bahsetmek imkânsızdır.
Canik Esnafı ve Halkı Hesap Soruyor
Bir üniversitenin idari ve akademik varlığını bir ilçeden söküp almak; o ilçenin esnafını yatırımsız bırakmak, sosyo-ekonomik hayatına darbe vurmak ve bölge halkını cezalandırmaktır. Canik halkı ve esnafı, yıllardır üniversite yönetimiyle yaşadığı iletişim kopukluğunun ve bilerek yaratılan belirsizliğin farkındadır. "Eylül ayını bekliyoruz" diyen ilçe sakinlerinin tepkisi, sadece bir rektörün gidişini izleme arzusu değil; devleti ve akademiyi kendi dar çevrelerinin mülkü sanan bu yönetim anlayışına çekilen resttir.
Giderayak Bırakılan Kötü Miras
Prof. Dr. Mahmut Aydın, görev süresini tamamlarken ardında başarı hikâyeleri veya şehre katma değer sağlayan projeler bırakmamıştır. Geride bırakılan şey; ayrımcılığa uğramış bir Canik, siyasetin gölgesinde kalmış bir akademik yönetim ve güvenini kaybetmiş bir kamuoyudur.
Yeni dönemde Samsun Üniversitesi’ne atanacak yönetimin ilk ve en acil görevi; bu dar hemşehrilik ve siyaset kıskacını kırıp atmak, Canik Yerleşkesi’nin gasp edilen hakkını teslim etmek ve kurumsal adaleti yeniden tesis etmektir. Aksi takdirde SAMÜ, bir bilim yuvası olarak değil, bölgesel kayırmacılığın ve başarısız bir bürokratik dönemin simgesi olarak hatırlanmaya devam edecektir.


