Ladik Ambarköy: Bir Kültür Hazinesi
AHMET SEVEN

Karadeniz’in bağrında, Osmanlı’nın o köklü ahşap mimarisini ve Anadolu’nun samimi köy yaşamını günümüze taşıyan eşsiz bir mirasımız var: Ladik Ambarköy Açık Hava Müzesi. Kuruluşundan bu yana fırsat buldukça uğradığım, her gidişimde geçmişin kokusunu içime çektiğim bu alan; sadece Samsun için değil, Türkiye genelinde de eşine az rastlanır bir kültür köprüsüdür. Köylülerin büyük bir gönül zenginliğiyle hibe ettiği 18 tarihi ambarı, 300 yıllık Şeyhülislam Mehmet Efendi Camisi, ahşap evi, okulu ve su değirmeniyle 14 bin metrekarelik devasa bir yaşayan tarih durağı...
Son zamanlarda ziyaretçi hareketliliğinin artması kuşkusuz sevindirici. Ancak ne yazık ki son ziyaretimde, bu kıymetli mekanın üzerini bir rehavet bulutunun kapladığını derin bir üzüntüyle gözlemledim.
Her şeyden önce, böylesine değerli bir konsept "kendi haline bırakılmış" izlenimi vermemelidir. Alanı gezen insanlara rehberlik edecek, buranın hikayesini anlatacak görevlilerin eksikliği hemen göze çarpıyor. Ahşap dokunun en büyük düşmanı zamandır; buradaki tarihi eserlerin sürekli takip edilip bakıma alınması, koruyucu verniklerle ömrünün uzatılması şarttır.
Sosyal alanlara gelince... Ambarhan binasında kahvaltı hizmeti sunulması güzel bir düşünce. Fakat bir kültür yapısı sadece kahvaltı mekânından ibaret kalamaz. Binanın içi içerik bakımından son derece zayıf; burası ziyaretçinin ilgisini canlı tutacak zengin kültürel ögelerle donatılmalıdır. Daha da acısı, alanın ruhunu temsil eden eski köy kahvesinin kapısına kilit vurulmuş olmasıdır. Atıl vaziyette bekleyen o kahvenin ocağı tütmeli, çayı demlenmeli ve o köylük yer sohbeti kültürü orada yaşatılmalıdır.
En kritik mesele ise müze eserlerinin akıbetidir. Birkaç yıl öncesine kadar Ambarköy Müzesi'nde sergilenen binlerce etnografik eser, Akpınar Fen Lisesi Müzesi’ne aktarıldı. Ambarköy ise adeta sadece bir "tarım müzesi" parantezine sıkıştırıldı. Soruyorum: Ambarköy’e gelen hangi ziyaretçi kalkıp Akpınar Fen Lisesi’ndeki müzeye gider? Bu durum, eserleri ziyaretçiden koparmaktan başka bir işe yaramıyor. O zengin koleksiyon, ivedilikle ait olduğu yere, yani Ambarköy’e geri dönmelidir.
Samsun Büyükşehir Belediyemizin kültürel mirasa olan duyarlılığını biliyoruz. Ancak Ambarköy’ün bu kendi akışına bırakılmış haline acilen müdahale edilmeli; yönetim anlayışı çok daha hassas ve titiz bir çizgiye çekilmelidir.
Bu vesileyle, bu benzersiz değeri Ladik’e, Samsun’a ve ülkemize kazandıran dönemin Ladik Kaymakamı Sayın Kadir Perçi’ye bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. Emekle, vizyonla kurulan bu eserler sahipsiz kalmamalı; gelecek kuşaklara hak ettiği canlılıkla devredilmelidir.










