Çamur Çimenle Örtülmez
AHMET SEVEN
Hakikat, kâinatın üzerine bina edildiği en yalın ve en sarsılmaz sütundur. Onu görmezden gelmek, üzerini fani örtülerle kapatmaya çalışmak, fırtınaya karşı mum yakmaktan farksızdır. Atalarımız boşuna dememişler; "Güneş balçıkla sıvanmaz" diye. Zira ışığın özü, karanlığın çamurunu her daim delip geçer.
Lakin günümüz dünyasında, hakikati örtmek için sıvanan balçıkların yerini daha sinsi bir yöntem aldı: Çamuru çimenle örtme telaşı... Eğrileri doğrunun rengine boyamak, çürümüş olanı taze bir yaprakla gizlemek ve ayıp olanı cilalı sözlerin arkasına saklamak akıl kârı sayılır oldu.
Oysa unutulan temel bir hakikat var: Çamur, ne kadar yeşil, ne kadar taze görünürse görünsün, çimenle örtülemez. Üstüne sereceğiniz bir tutam çim, altındaki bataklığı yok etmez; sadece onun tehlikesini gizler.
Böyle bir aldanışın üzerine basıp yürümeye kalkışanlar, kendilerini sağlam bir zeminde sandıkları an çakılmaya mahkûmdurlar. Çamuru çimle örtenler, hem o hayali yeşilliğe basıp geçen bihaber insanları yolda bırakır hem de ilk adımda kendileri devrilirler. Çünkü bataklık, süs kabul etmez. Sahte zeminler, üzerinde yük taşıyamaz; ilk ağırlıkta çöker, ilk fırtınada aslı neyse ona rücu eder.
Toplumsal hayatta da, ahlaki duruşumuzda da durum bundan farklı değildir. Hataları kabullenip temizlemek yerine üstünü süslü cümlelerle, sahte başarılarla veya geçici tedbirlerle kapatmaya çalışmak çamuru çimenle örtmektir. Hakiki çözüm, ayağı kaydıran çamuru kurutmak ve zemini ıslah etmektir.
Zemin sağlam değilse, üzerindeki halının kadifeden olması hiçbir şey ifade etmez. Dik durmak isteyen, bastığı yerin çimen mi yoksa çimenle örtülmüş bir çamur mu olduğuna dikkat etmek zorundadır. Yalanın ve kusurun üzeri ne kadar maharetle kapatılırsa kapatılsın, hakikat eninde sonunda yüzeye çıkar. Ve o gün geldiğinde, örtünün altındaki çamur değil, onu gizlemeye çalışanların itibarı ayaklar altına serilir.
Ayakta kalmak istiyorsak, algıların süslü maskelerine değil, hakikatin yalın ve sağlam zeminine tutunmak zorundayız. Çünkü bastığı yeri bilmeyen, devrilmeye mahkûmdur.

