Kültür Emperyalizminin Yeni Silahı: Sahnelerdeki Ruh Katliamına Kim Dur Diyecek?
Son yıllarda sanat adı altında yürütülen, ancak sanattan ve estetikten tamamen yoksun bir yozlaşma dalgasıyla karşı karşıyayız. Müzik grupları ya da solo performanslar adı altında türeyen, müziği adeta katleden topluluklar, ne yazık ki en çok da geleceğimizin teminatı olan gençlerimizi hedef alıyor. Sanatın iyileştirici, birleştirici ve yüceltici gücü yerini; küfür, argo, uyuşturucu güzellemesi ve sınırsız cinsellik çağrışımlarına bırakmış durumda. Bu, yalnızca bir tarz meselesi değil; ahlak, edep ve haya duvarlarının açıkça yıkılması girişimidir.
Bugün stadları dolduran, kitleleri peşinden sürükleyen bazı popüler isimlerin ve grupların sahne performanslarına baktığımızda, teşhircilik sınırlarının çoktan aşıldığını görüyoruz. Sahneler, geleneksel pavyon kültürünü dahi gölgede bırakacak bir yozlaşma sahnesine dönüşmüştür. Tek maksadı daha fazla bilet satmak, daha çok reyting almak olan bu sözde sanatçılar; davranışları, yaşam tarzları ve şarkı sözleriyle genç nesilleri gayesizliğe, isyankarlığa ve derin bir karamsarlığa sürüklemektedir.
Kadim medeniyetimizde müzik, ruhun navigasyonudur; insanı olgunlaştıran, maneviyatını besleyen bir şifa aracıdır. Ancak bugün kulakları ve zihinleri işgal eden bu modern gürültüler, dinleyenleri doğrudan uçuruma götürüyor. Toplumsal yapımızı ayakta tutan saygı, sevgi, edep ve haya gibi temel direklerin sarsılmasının arkasındaki en büyük etkenlerden biri de bu kontrolsüz popüler kültür pompalamasıdır.
Bu durum, masum bir eğlence sektörü olarak geçiştirilemez. Karşımızda, emperyalizmin genç beyinleri esaret altına almak, toplumsal hafızayı silmek ve kitleleri kontrol altında tutmak için kullandığı küresel bir aparat durmaktadır. Bizim kültürümüze, inancımıza ve milli kimliğimize tamamen yabancı olan bu figürler, öz değerlerimizi adeta baskı altına almaktadır.
İşte tam bu noktada yerel yönetimlere, kamu kurumlarına ve sivil toplum kuruluşlarına tarihi bir sorumluluk düşmektedir. Belediyeler ve resmi kurumlar, halkın kaynaklarını bu yozlaşmaya ortak etmemelidir. "Gençler böyle istiyor", "Kitleler bunu talep ediyor" bahanesine sığınarak bu ahlaki erozyona çanak tutmak, bu ruh katliamına açıkça ortak olmaktır. Gençliğimizi kötü alışkanlıklara sevk eden, milli ve manevi değerleri ayaklar altına alan bu ifsat hareketlerine karşı kapıları da stadları da kapatmak bir memleket ödevidir.
Bu yazı, bir milletin gençliğini yitirmesine karşı yükselen bir feryat, sessiz bir çığlık ve aynı zamanda toplumsal sorumluluk adına yapılan bir suç duyurusudur. Şehit kanlarıyla sulanmış bu aziz vatan topraklarında, ahlaki değerleri hiçe sayan, küfrü ve uyuşturucuyu normalleştiren hiç kimsenin gençliğin önüne birer rol model gibi konulmasını kabul etmiyoruz. Anne ve babalar evlatlarına, kurumlar ise bu ülkenin geleceğine sahip çıkmalıdır. Unutmayalım ki, kültürünü kaybeden bir millet, istiklalini de koruyamaz.
https://www.samsunbulten.com/haber/kultur-emperyalizminin-yeni-silahi-sahnelerdeki-ruh-katliamina-kim-dur-diyecek_15294/
#KültürYozlaşması #GençlikVeAhlak #ToplumsalDeğerler #KültürEmperyalizmi #SanattaYozlaşma #MilliKültür #GeleceğimizeSahipÇıkalım #SamsunBülten


