GÖRÜNENİN GÖRÜNMEYENİ
İnsan insanı ilk gördüğü an da bazen davranışlarını bazen duruşunu, gülüşünü, hareketlerini bazen sessizliğini bazense aşırı konuşmasını kendinden farklı gördüğü yanlarını yargılar ve eleştirir. Sadece görünene bakar ve O insan hakkında, iç dünyası hakkında hüküm verir fikir yürütür. Ama bilmez insan, kim acıdan güler, kim sevinçten ağlar. Yani gülmek her zaman mutluluktan değildir , ağlamakta acıdan.
Sadece bir duyguyu yaşama şeklidir, içindekini dışarıya aktarma hali. Kahkahayla konuşurken bir anda ağlayan insanlar görürüz bazen. Aslında içinde bastırdığı acıyı, mutsuzluğu, ona ağır gelen duyguyu bir anda dışarıya bırakır
O an anlarsın. Bazen bir maskedir atılan kocaman kahkahalar. Bazen insan güçlü görünmek, yaşadıklarını gizlemek için sıkça güler. Görünmeyen bir yüzü de vardır yani gülmenin bilinenin aksine. Bazen en derin yaralarını saklar bir tebessümün içine.
Her güleni sorgulamak değil elbet ama her güleni de yargılamamak gerekir belki. Belki hayata karşı direnişidir bir insanın belki de sessiz çığlığı.
Hani derler ye Ağlanacak halimize güleriz, yada gülmekle ağlamak kardeştir diye. Acıdan doğan bir gülümseme bazen acının maskesidir.
İnsan ilişkilerinde bence en önemli şey empati yapabilme yeteneğidir . Yargılamadan anlamaya çalışabilmek, dinlemeyi bilmek ve hatta bazen sadece susabilmek bile anlıyorumun bir ifade şeklidir. Bir insanla bağ kurmak, bir ilişki içinde olabilmek onun görünen yüzü dışında içini görebilmek, anlayabilmek, sevinçlerine, acılarına ortak olabilmekten geçer.
Diyeceğim o ki etrafımızdaki insanlara bakan kör değil. Bakan ve gören olalım.

