ARDIN TOPRAK ÖNÜN TOPRAK MÜHİM OLAN İKİSİ ARASINDA ÇAMURLAŞMADAN YAŞAMAK
Kadim bilgeler ne güzel özetlemiş insanın bu dünya üzerindeki zavallı menzilini: "Önün toprak, ardın toprak; mühim olan ikisi arasında çamurlaşmamak..." Gel gelelim, bugünün dünyasında, hırslarının kölesi olmuş, karakterini masalarda meze yapmış, özünü unutmuş insan müsveddelerine baktığımızda, en büyük erdemin "insan kalabilmek" olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz; fakat giderken arkamızda bıraktığımız iz, ne yazık ki birilerinin adımlarında balçığa dönüşüyor.
İnsan elbette hakkını arayacak, elbette haksızlığa karşı sesini yükseltecektir. Ancak hakkını ararken, kendi çirkefliğiyle başkalarına haksızlık etmek, adaleti kendi nefsinin oyuncağı haline getirmek hangi ahlaka sığar? Yürümeli insan, bu hayat yolunu izzetle, şerefle katetmeli; fakat geçtiği yolu, bastığı toprağı kirletmeden yürümeyi bilmeli! Konuşmalı, fikrini ortaya koymalı; fakat sarf ettiği söz, muhatabının onurunu, haysiyetini incitmemeli, bir hançer gibi vicdanlara saplanmamalıdır.
Bugün etrafımıza baktığımızda gördüğümüz manzara tam bir fecaattir. Kendinden olmayana, kendi gibi düşünmeyene, kendi mahallesinden çıkmayana barbarca sataşmayı, hakaret etmeyi maharet sayan bir güruh türedi. Adına "özgürlük", "hak arayışı" ya da "modernlik" diyerek sergilenen bu arsızlığın tek bir adı vardır: Çamurlaşma! Edebin olmadığı yerde insanlık silinir, geriye sadece çirkeflik kalır.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un o sarsıcı tespiti kulağımıza küpe olmalıdır: "Edebin olmadığı yerde edebiyat yoktur." Biz bu sözün menzilini daha da genişletiyoruz: Edebin olmadığı yerde ahlak yoktur, adaletin kırıntısı yoktur, insanlık yoktur! Hakkı ifade ederken haksızlığın bataklığına saplananlar, doğruyu tavsiye ederken kendi eğriliklerinde boğulanlar, topluma sadece kokuşmuş bir çürüme vaat etmektedirler. Bir fikri, bir duruşu çirkefliğe, hakarete ve sokak ağzına dönüştürerek neyi kazanacağınızı sanıyorsunuz?
Eskiler boşuna dememişler: "Üslubu beyan ayniyle insan." Kişinin ağzından çıkan söz, kalbindeki irinin, ruhundaki karanlığın dışa vurumudur. Kimse kimseye kuru efelik taslamasın, kimse sahte kahramanlık rollerine soyunmasın. Bu toplumu ayağa kaldıracak olan kuru efelikler, arkası boş naralar değil; insanı insan yapan, cemiyeti ayakta tutan o asil "efendiliktir".
Bu dünyaya edeple gelmesini bilen, edeple kalmasını da, edeple yaşayıp bu fani aleme edeple veda etmesini de bilmek mecburiyetindedir. Hakkı savunurken eğrilenlere, dürüstlük taslarken çamura batanlara, üslubunu yitirip karakterini harcayanlara karşı Anadolu'nun asil ve dik duruşunu haykırmaya devam edeceğiz. Unutmayın; önünüz de toprak, ardınız da toprak. O iki toprak arasında çamurlaşanlar, yarın o toprağın altında hesabını veremeyecekleri bir utancın hamalı olurlar!


