YARGI KARARINI VERDİ, HÂLÂ NEYİN PEŞİNDESİN?
YILDIRIM DEMİRCİ yazdı...
Ali Yalçın, şikâyet hakkını kötüye kullanarak yaptığı sayısız şikâyete bir yenisini daha ekledi. Kendi fiillerinin sebep olduğu sendikal sıkışmışlıktan çıkmanın yolunu, Yıldırım Demirci’nin şube müdürlüğü görevini üzerinden aldırtmakta görmektedir.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve ekibinin, kurucu üyelerine karşı yürüttükleri eşi benzeri görülmemiş süreçte yaptıkları 7 (yedi) suç duyurusundan, açtıkları 4 (dört) tazminat davasından ve başlattıkları 3 (üç) idari soruşturmadan istedikleri sonucu alamadıkları görülmektedir.
Ali Yalçın, şikâyet hakkını kötüye kullanarak yaptığı sayısız adli ve idari başvuruya bir yenisini daha eklemiştir. Kin, nefret ve garez duygusuyla hareket eden Ali Yalçın’ın amacının, Yıldırım Demirci’nin idari görevini üzerinden aldırtarak kamuoyunda, "Bakın, iftiracının sonu işte böyle olur." algısını oluşturmak ve bu yolla sendikal sıkışmışlığını aşmak olduğu değerlendirilmektedir.
Böylece, seçimlere kısa bir süre kala sözde bir başarı hikâyesi kurgulayarak sendika içerisindeki baskı ve korku iklimini daha da artırmayı, özgür iradeleriyle aday olmayı düşünen üyelere ise gözdağı vermeyi hedefledikleri anlaşılmaktadır.
Genel merkezin seçim uygulama yönergesi ile seçim takvimini hâlâ yayımlamamış olmasının nedeninin, Yıldırım Demirci hakkında yürütülen ve ısrarla takipçisi oldukları idari işlemin sonucunun beklenmesi olduğu kulislerde konuşulmaktadır.
Ancak Yargı, Yıldırım Demirci’nin yazılarının gerçek, güncel, toplumsal ilgi ve kamu yararı taşıdığına; öz ile biçim dengesinin korunduğuna, kişilik haklarına saldırı bulunmadığına ve hukuka aykırılık oluşmadığına karar vermiştir. Ayrıca Yıldırım Demirci’nin yazılarının göreviyle ilgili olmadığı da Bakanlık müfettişlerinin raporlarıyla sabittir.
Normlar hiyerarşisi, hukuk kurallarının derece ve kuvvetini belirlemekte olup her hukuk normu geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Normlar hiyerarşisine göre ceza hukuku, idare hukukunun önündedir. İdare hukukuna ilişkin değerlendirmelerde ceza yargısının kararlarının esas alınması evrensel hukuk ilkelerindendir.
Bağımsız Türk yargısı üzerinde baskı kurup mahkeme salonlarında istedikleri sonucu alamayanlar, şimdi de Bakanlık koridorlarında sonuç alabileceklerini zannetmektedir. Yıldırım Demirci’yi bir an önce şube müdürlüğü görevinden aldırtabilmek için sendika, örgütsel gücünü daha önce hiçbir konuda kullanmadığı ölçüde yoğun bir şekilde kullanmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne bir muz cumhuriyetidir ne de bir kabile devletidir. Türkiye Cumhuriyeti, köklü devlet geleneğine sahip bir hukuk devletidir. Devlet; kişilerin isteklerine, ikballerine ve menfaatlerine göre değil, hukuk, mevzuat, hakkaniyet ve vicdan ölçülerine göre karar verir. Dün olduğu gibi bugün de sendikacıların kamu bürokrasisi üzerindeki baskıları, devletimizin adalet mekanizması karşısında sonuçsuz kalacaktır.

