Patili Anne mi, Vefa Kayması mı? Kavramlar Alarm Veriyor!
AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN
Bizler, "Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü" düsturuyla büyümüş, sokaktaki aç hayvanı doyurmayı imanın bir cüzü saymış bir medeniyetin varisleriyiz. Hayvana merhamet, bizim ruh kökümüzde var. Ancak son yıllarda "modernleşme" adı altında önümüze konulan yeni yaşam biçimi, merhameti sevgiden, sevgiyi ise fıtri gerçeklerden koparıp bir kavram karmaşasına hapsetti. TRT ekranlarında yaşanan "patili anne" vakası, aslında buzdağının sadece görünen kısmıdır.
Açık konuşalım: İnsan insanoğludur, hayvan ise hayvanoğlu. Bu bir ayrımcılık değil, ontolojik bir hakikattir. Hayvanseverlik; bir canlıya su vermek, onu korumak ve ona şefkat göstermektir. Fakat bu ulvi duyguyu tutup da "annelik" makamıyla eşitlemek, hatta bir hayvanı "evlat" yerine koymak, sosyolojik bir savrulmadır.
Anne dediğimiz varlık; sancıyla doğuran, ruhundan üfleyen, bir ömür vefa bekleyen mukaddes bir makamdır. "Patili anne" tabiri, bu makamı sıradanlaştırırken, aslında insanı insan yapan bağları da zayıflatıyor. Modern dünya bizi yalnızlaştırdıkça, insanlardan bulamadığımız vefayı hayvanlarda arar olduk. Ama tehlike şurada: Hayvanı kutsarken, insanı değersizleştiriyoruz.
Gözlemlerimiz acı verici. Kendi evladını ihmal eden, onunla iki çift laf etmekten imtina eden anne-babaların; evindeki hayvana "can dostum" diyerek gösterdiği aşırı ilgi, aile hiyerarşisini altüst ediyor. Diğer yanda ise anne ve babasına "vefa" borcunu çok gören yeni nesil, tüm aidiyetini bir evcil hayvana yükleyerek vicdanını rahatlatmaya çalışıyor.
"İnsanlar vefasız, hayvanlar sadık" nakaratı, aslında toplumdaki güven bunalımının bir dışavurumudur. İnsanı insandan koparıp hayvanla teselli bulmaya iten bu "algı operasyonu", aile yapımızın temeline dinamit koymaktadır.
TRT gibi milli bir kürsüde, Anneler Günü gibi özel bir günde "patili anne" vurgusunun yapılması, toplumun hassas sinir uçlarına dokunmuştur. Mesele Işıl Açıkkar’ın şahsi hayvan sevgisi değildir; mesele, bu kadar stratejik bir noktada aile kavramının altının boşaltılmasıdır. Şefkat göstermek başkadır, fıtri bir makamı "sembolik bir yakıştırmaya" kurban etmek bambaşkadır. Bu söylem, toplumda haklı bir dirençle karşılaşmıştır çünkü halk, annelik makamının bir "tercih" veya "hobi" seviyesine indirilmesini kabul etmez.
Ölçüyü kaçırmamak zorundayız. Hayvana zulmetmek caniliktir, ancak hayvanı insanlaştırmak ve onu ailede insanın önüne geçirmek bir "medeniyet krizi"dir. Bizim medeniyet tasavvurumuzda merkezde insan vardır.
Vefa insana yakışır, merhamet her canlıya... Ama hiçbir pati izi, bir evladın anne dizindeki sıcaklığın yerini tutamaz. Kavramlarımızı, isimlerimizi ve fıtratımızı korumak zorundayız. Aksi takdirde, hayvanı seveyim derken insanı kaybettiğimiz bir dünyada, sevecek bir "ruh" bile bulamayacağız. Unutmayın: İnsan insanoğlu, hayvan hayvanoğludur.
Ahmet SEVEN
https://www.samsunbulten.com/.../insan-insanoglu-hayvan.../
#AhmetSeven #SamsunBülten #PatiliAnne #HayvanSevgisi #AileDeğerleri #ToplumSosyolojisi #Vefa #AnneHakkı #TRTHaber #IşılAçıkkar #KavramKarmaşası #KültürVeSanat #SamsunYazarlarDerneği #Fıtrat #İnsanVeHayvan


