Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç'a büyük tepki

SAMSUN HABER Haber Girişi : 21 Temmuz 2023 08:18
Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç'a büyük tepki

Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç'a tepkiler dinmek bilmiyor.

 

Termenin AK Partili Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın 15 Temmuz Birlik Gecesinde Termeli Eğitimci yazar Ahmet Sezgin'e gösterdiği kaba davranışa tepkiler dinmek bilmiyor.

 

Yurtiçinde yaşayan vatandaşların yanısıra yurtdışında yaşayan vatandaşlarında olaya tepki veren yorumları çığ gibi büyüyor. 

 

Ya özür dile ya istifa et başkan

 

AK Partili Belediye Başkanına yakışadı

 

Yorumları arasında İlçe milli Eğitim Müdrürü ile birlikte Ali Kılıça'a istifa çağrısında bulanan vatandaşların da yer aldığı görülüyor. Eğitimci Yazar Ahmet Sezginin yalnız olmadığına dikkat çeken yorumlarda Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç özür dileyinceye kadar konunun takipçisi olacaklarını söylüyorlar.

 

Konuyla ilgili sivil toplum kuruluşlarının da harekete geçtiği görüldü.

 

Seven: Başkan Kamuoyu önünde özür dileyecek

 

Samsun Yazarlar Derneği Başkanı Ahmet Seven yaptığı açıklamada: Olayı şiddetle kınadığını Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın kamuoyu önünde özür dilemeye davet ettiklerini söyledi. Seven bir yazarı rencide etmek kimsenin haddi değildir. Bir yazara yapılan saygısızlık  bütün yazarlara yapılmış gibidir. Bu hadsizliğin takipçisiyiz... dedi.

 

NE OLMUŞTU?

 

Termeli Eğitimci Yazar Ahmet Sezgin 15 Temmuz 2023 Gecesi şiir okumak için davet edildiği programda şiir okutulmadığı gibi terme Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın hakaret içeren sözleriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti. 

 

Termeli Eğitimci Yazar Ahmet Sezgin konuyla ilgili olarak sosyal medyadaki sayfasından bir açıklama yaptı.

 

İşte o açıklama:   

 

15 TEMMUZ MİLLİ BİRLİK GÜNÜ PROGRAMINDA ŞEHİT KARDEŞİ BİR ÖĞRETMEN YAZARA BÜYÜK HAKARET

 

13 Temmuz Perşembe günü öğleden sonra Terme İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Rahman Köse Hocam, telefonla beni aradı. 15 Temmuz Cumartesi gecesi Terme Cumhuriyet ve Milli İrade Meydanı'nda gerçekleştirilecek "Demokrasi ve Milli Birlik Günü" programında Necip Fazıl'in "Sakarya Türküsü" isimli şiirini bu yıl da benim okumamı rica etti. Ben de "İsmail Hocam, her sene okuyarak vatandaşı bıktırmayalım. Bir de birçok çocuk ve yetişkin insan, şiiri pek dinlemiyor." dedim. Milli Eğitim Müdürümüz ise "Ahmet Hocam, dinleyen daha fazla. O gecenin anlam ve ruhuna uygun olur." diyerek ısrar edince ben de "Tamam değerli hocam, bu gecenin önemi ve sizin hatırınız sebebiyle gelip Sakarya Türküsü'nü okuyacağım inşallah dedim. Saat kaçta okuyacağımı sordum. "23.45'te okuyacaksınız, ardından bir öğrencimiz, 'Otuz Kuş' isimli şiiri okuyacak. Program sela okunmasıyla bitecek hocam." dedi. Ben de çok geç oluyor, fazla insan kalmaz ama tamam, şehit ve gazilerimiz için biz görevimizi yapalım, dedim.

 

Bir gün sonra da Terme Belediyesi Basın Sorumlusu Emre Bey, beni telefonla arayarak 15 Temmuz Cumartesi gecesi yapılacak programda benim "Sakarya Türküsü" isimli şiiri okuyacağıma dair bilgimin olup olmadığını sordu. Ben de "Evet Emre Bey, bilgim var. İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Rahman Köse Hocam, beni arayıp davet etti, bilgilendirdi." dedim.

 

15 Temmuz Cumartesi günü hem çok yoğun ve yorgun olmama hem de yeğenimin hastanede olmasına rağmen verdiğim sözü tutmak, görevimi yapmak için programa gitmeye hazırlandım. Biraz yağmur yağınca bekledim. Yağmur durduktan sonra saat 23.15'te İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Rahman Hocamı arayıp programın yağmur sebebiyle devam edip etmediğini sordum. "Evet, devam ediyor Ahmet Hocam." dedi. Ben şiir okuyacağım, iptal edilmedi değil mi hocam diye sordum. Tabii hocam, bekliyoruz sizi, dedi. Ben de tamam hocam, vatan için birileri can verirken yağmuru düşünmek doğru olmaz. 15 dakika sonra geliyorum inşallah, dedim.

 

23.30'da programın olduğu Terme Cumhuriyet Meydanı'na varıp programı izlemek için oturdum. Gitar eşliğinde "Çayeli'nden öteye Yali Giderim Yali" türküsü söyleniyordu. Meydana gelenlerin bir kısmı eğleniyordu. O sırada İlçe Milli Eğitim Müdürü İsmail Rahman Hocam aradı telefonla beni. Ben geldim hocam, gürültüden sesinizi tam duyamıyorum, dedim. Türkü bittikten sonra mehter grubu sahneye çıkarken İlçe Milli Eğitim Müdürümüz İsmail Hocamın yanına gidip selam verdim, ne zaman şiir okuyacağımı sordum.

 

"Ahmet Hocam, şiir okumak için büyük ihtimalle vakit olmayacak." dedi hiçbir şey olmamış gibi. Ben, büyük bir şaşkınlık içinde "Nasıl olmaz hocam, beni bu saattte siz şiir okumak için davet etmediniz mi? Ben birçok sosyal medyada şiir okuyacağımı duyurdum. Bir sürü öğrencim bizi dinlemek için buyaya geleceğini söyledi." diyerek tepki gösterdim. Vakit yok hocam, yapacak bir şey yok dedi çok normal bir durum var gibi. Ne makul bir mazeret ne de bir özür.

 

"İsmail Hocam, çok yanlış yapıyorsunuz. Necip Fazıl'ın Sakarya şiiri az önce sahnede söylenen Çayeli'nden Öteye türküsünün daha mı kıymetsiz? Yapmayın böyle, bunun altından kalkmak zor olur." dedim çok üzgün ve sitemli bir üslupla. İsmail Rahman Hocam da kızgın ve heyecanla az buraya gel hocam, diye beni tutup protokolden uzak bir yere götürdü. Sizi ben davet etmedim mi diye çıkıştı. Evet, İsmail Hocam, siz davet ettiniz, ben de geldim. Sonra bana vakit yok diyorsunuz. Bu saygısızlık, benim sadece şahsıma değil, Necip Fazıl 'ın Sakarya Türküsü isimli şirine ve böyle bir günde bir şehit kardeşine, dedim. İlçe Milli Eğitim Müdürümuz, yine aynı şeyleri tekrar etti, beni dinlemiyor, anlamıyorsunuz diye sitem etti. Ben de hocam, ben sizi dinliyorum, konuşun ama bunu neden yaptığınızı anlamıyorum. Sizinle biraz önce konuştuk, ne oldu şimdi? 15 Temmuz ruhuna, şehit kardeşi bir eğitimciye saygısızlık var burada. Burada söylenen türkü, bu şiirden daha mı önemli diye sordum. İsmail Hocam, kızarak şiir okumayı çok istiyorsanız, sela okunduktan sonra şiir okututacağım size, dedi. Canım daha çok sıkıldı. "Müdürüm, yapmayın Allah aşkına! Mesele, benim şiir okuyup okumam değil ki. Şiir okumayacağım ama şehitlerin de anıldığı bu çok özel gece ve programda hem bir şehit kardeşi eğitimciye hem de bu şiire, 15 Temmuz ruhuna saygısızlık var burada, dedim.

 

Tam bu sırada protokol yerinden kalkıp yanımıza gelen Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç Bey, çok sert bir şekilde "Ne oluyor, ne bağırıyorsun Ahmet Hoca?" diye çıkıştı. Ali Başkan, Necip Fazıl'ın Sakarya Türküsü şiiri, Çayeli'nden Öteye türküsünden daha mı kıymetsiz ve bu geceye aykırı da mı bu şiiri okumaya vakit yok deniliyor, dedim. Başkan Ali Kılıç bana doğru bağırarak "Bu şiiri ben çıkardım programdan, ne var?" deyince şok oldum. Meseleyi usulet ve suhuletle halledip tatlıya bağlaması, en azından özür ve mazeret beyan ederek gönül alma sorumluluğu olan, programın ev sahibi Belediye Başkanının bu adaba aykırı, sorumsuz ve kibirli tavrı bende büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu. Ben de yüksek sesle "Siz kimsiniz de bu şiiri ne hakla çıkarıyorsunuz?" diyerek tepki gösterdim. Başkan Ali Kılıç, öfkeyle polislere hitaben "Çıkarın lan, bunu bu meydandan!" deyince halkın içinde hayatımın en büyük şokunu ve utancını yaşadım. Kulaklarıma inanmak istemedim bir an. Başkan Ali Kılıç, görevli polislere makamından aldığı güç ve kibirle eski bir avukat olmasına rağmen halkın ve kanunların kendisine verdiği yetkiyi aşarak edep, hakkaniyet ve dirayetten yoksun talimatıyla protokole doğru giderken ben de bir iki adım atarak "Terbiyesizlik ve saygısızlık yapmayın!" diye yüksek sesle tepkimi gösterdim. Tam o sırada meydandaki bütün polisler, koşarak yanıma üşüştüler. Kollarımdan ve yakamdan sert bir şekilde tutup çekiştirerek beni halkın içinden alıp meydanın dışına çıkarmak istediler. Ben de sert bir şekilde "Ne yapıyorsunuz siz, kolumu bırakın, dokunmayın bana!" diyerek sert tepki gösterdim. Beni bıraktılar ama "Hocam, lütfen uzatmayın, burayı terk edin!" dediler. "Ben şehit kardeşiyim, Terme Cumhuriyet ve Milli İrade Meydanı'nda 15 Temmuz programından beni bu şekilde çıkarmaya hakkınız ve yetkiniz yok. Bana terörist gibi muamele yapmayın. Ya tutanak tutun ya da kelepçe vurup götürün, diye kızdım. Tanıdık bir polis amiri gelip kolumdan tutup nazikçe "Ahmet Hocam, benim ben, benim hatırım için uzatmayın, buradan gidelim, konuşalım." dedi. "Niye, suçum ne Allah aşkına! Ögretmen kimliğimi bir tarafa bırakarak ben bir şehit kardeşi olarak buradan zorla çıkarılıyorum. Burada söylenen şarkılar, Necip Fazıl 'ın Sakarya şiirinden daha mı değerli? Bu davranışlar, 15 Temmuz milli birlik ruhuna aykırı!" diyerek meydanı büyük bir kahırla polislerin arasından terk ettim.

 

Sadece sendika yönetiminde olan bir eğitimci arkadaş, durumu anlayıp bilmeden ama samimi olarak beni tutup "Ahmet Hocam, lütfen susun, gidin, tepkinin yeri ve zamanı değil." dedi. Biraz daha üzüldüm. Orada olan halkın çoğu ne olduğunu, benim neye tepki gösterdiğimi, polislerin beni zorla niye çıkardığını anlamadığı için veya pek bilinçli olmadıklarından bu çirkin olaya, saygısızlık ve hakarete tepki göstermemiştir ama beni iyi tanıyan kişilerden ne oluyor, 35 yıllık vatansever, idealist bir eğitimci-yazara, 28 Şubat darbesi mağduru bir dava adamına, özellikle de bir şehit kardeşine bu muameleyi yapamazsınız diyen bir Allah'ın kulu çıkmamasına da çok üzüldüm. Kan ter içinde kalbim ve ruhum sıkışmış biçimde, içime gözyaşları dökerek eve dönerken arkamdan benim eski öğrencilerim yanıma geldi. Ama konuşacak durumda olmadığım için geri dönün, dedim sadece. Beni dinlemek için meydana doğru giden büyük oğlum ve gelinim, moralim bozuk halde beni yolda gördüklerinde çok şaşırdılar. Ne oldu baba diye sorunca oğlum, şiir okumam iptal edildi, dedim sadece. Konuşamayacak kadar kötü halde eve geldim. Ailem perişan halimi görünce endişe, merak ve ısrarla ne olduğunu sordular. Özet olarak anlattım ürpertici olayı ve hakareti. Aşırı derecede muzdarip oldular onlar da. Olaya şahit olup aşırı etkilenen duyarlı bir öğretmenin gece gönderdiği şu anlamlı mesaj, yüreğime azıcık da olsa su serpti: "Sayın Hocam, çıkışınız için teşekkür ederim. Duygularımıza tercüman oldunuz. Ne yazık ki Kur'an'ların okunacağı bir gecede ... müzikle uyuttular bizi. Var olun. Allah razı olsun."

Siirt'te özel harekat polisiyken çeyrek asır önce şehit olan bir yiğidin ülküsünü çile ve aşkla yaşamaya ve yaşatmaya hayatını adamış kardeşine, idealist bir eğitimciye, milli değer ve davamızı haykıran "Sakarya Türküsü" isimli şiire programın ev sahibi bir belediye başkanı tarafından üstelik de aynı milli ve manevi değerlere bağlı olduğunu sandığım bir yönetici tarafından yapılan bu büyük saygısızlık, ruhumu çok ağır yaraladı. En çok da hain FETÖ'nün işgal girişimine karşı millet ve devletin birlikte gösterdiği şanlı direniş ve kazanılan kutlu zaferin yıldönümünde, "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" programında öz vatanımda ve memleketim Terme'de, üstelik de Cumhuriyet ve Milli İrade Meydanı'nda, bütün mülki amirlerin ve halkın içinde bu elim ve çirkin hadisenin olması, nefsimi değil hassas ruhumu çok kanattı. Mazlumların umudu; zalim ve emperyalistlerin düşmanı olan millet ve devletimizin, kutlu zaferin, mübarek şehit ve gazilerin ruhuna aykırı olarak manevi şahsıma, eğitimci ve şehit ailesi kimliğime, Üstad Necip Fazıl'ın Sakarya Türküsü şiirinin ruh ve manasına yapılan bu saygısızlık, beni kahırdan sabaha kadar uyutmadı. Allah için vatan, millet, bayrak, din, namusun istiklali uğruna şehit olan M.Rıfat ağabeyimin şehadeti beni bu kadar kötü etkilememişti.

 

Böyle çok çirkin, onur kırıcı, haksız tavır ve davranışın, hakaretin; 40 yıllık aile, okul, Müslüman, hemşeri ve iş hukukumun olduğu bir imam-hatipli kardeşimizden, 'şehremini" olması gereken Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç tarafından gerçekleştirilmesi dehşet verici bir durumdur.

Cumhurbaşkanımıza, onun partisine ve imam-hatip kimliğine olan büyük teveccühle halkımızın (cumhurun) kendisine hizmet etmesi için Terme belediye başkanı seçtiği Sayın Ali Kılıç'ın makam ve koltuğundan devşirdiği güçle Terme Cumhuriyet ve 15 Temmuz Milli İrade Meydanı'nda "Demokrasi ve Milli Birlik Günü" programında milli iradeye, demokrasiye, devlet ve millet bütünleşmesiyle oluşan milli birliğe, 15 Temmuz ruhuna aykırı olarak cumhurdan birine, programa Türk milletinin kaderini, Anadolu irfanını, millet ve diriliş ruhunu yansıtan "Sakarya Türküsü" şiirini okumak üzere davet edilip iştirak eden bir idealist bir eğitimci-yazara, darbe mağduru bir şehit kardeşine yapılan bu korkunç, saygısız, onur kırıcı, yetkisiz ve haksız davranış; Terme'deki 15 Temmuz direniş, diriliş ve zafer kutlamalarına Terme tarihine ve belediyesine kara bir leke düşürmüşse de ilham ve gücünü Allah rızasını gütmekten; üslup, tavır ve duruşunu Müslüman Türk milletimizin kültür ve medeniyetinden alan dava şuurumuza, Müslüman şahsiyetimize ve milli kimliğimize, manevi itibarımıza asla zarar veremeyecektir elbette.

 

Lakin sözünde durmama, adam yerine koymama, yapılan saygısızlık karşısında kibirle özür dilememe, güç ve gurur zehirlenmesiyle halka tepeden bakma, 15 Temmuz ruhuyla birlikte milli gün değerlerin içini boşaltmaya karşı onurlu ve haklı bir tepki gösterdim ben. Mehmet Âkif'in özlediği "Asım'ın nesli"nin yetişmesi için 35 yıldır konuşan, yazan, çırpınan, konferanslar veren, kitaplar ve dergiler çıkaran; daima Alah, vatan, millet, bayrak, şehadet, gazilik, ezan, istiklâl, ahlak, maneviyat, dil, kültür, medeniyet değerlerini yaşamaya ve yaşatmaya gayret eden, hiçbir makam ve mevkiye talip olmayan, kula kulluk etmeyen, her zaman vatan, millet, hak ve hakikat yolunda zulümlere karşı çıkan, 28 Şubat posmodern darbesi sonunda Milli Eğitim'den uzaklaşmak zorunda bırakılan bir dava adamına, bir şehit kardeşine, 15 Temmuz 2016 gecesi abdestini alıp evladıyla tereddütsüz meydana inen, FETÖ zihniyetiyle 40 yıl mücadele eden bir vatansever eğitimci-yazara, milli bir gün ve gecede, halkımızın içinde manevi şahsiyet ve onurumuza yapılan saygısızlık, hakaret, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmak istemedim asla. Ayrıca 15 Temmuz Cumartesi gecesi yaşanan elim ve ürpertici olayın içyüzünü bilmeyen, anlamayan, milli ve manevi bir duyarlılıkla göstermeye gayret ettiğimiz onurlu duruşumuzu yanlış anlayan, olayın gerçek sebebini merak eden dost ve tanıdıklara, halka hakikatleri açıkça, ayrıntılı ve samimi olarak anlatmak hem hakkımız hem de vazifemizdir diye düşünüyorum. Ayrıca Hz. Ali'nin dediği gibi: "Haksızlık karşısında susan, hakkıyla birlikte onuru da kaybeder." sözünü ilke edinmiş birisi olarak paylaşmak istedim bunları.

 

"15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" programına katılmak ve Necip Fazıl'ın Sakarya Türküsü isimli şiirini okumak üzere resmi davetli olduğu programda Terme Cumhuriyet ve Milli İrade Meydanı'nda, 30 yıl öğretmenlik yaptığı memleketinde halkın ve öğrencilerinin içinde hakarete uğrayan, suçlu, tehlikeli bir hain gibi Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç tarafından suçlu gibi kovulan, polisler tarafından zorla meydandan çıkarılan, şehit ailesiyle birlikte onuru kırılıp yaralanan bir eğitimci, bir şehit kardeşi vatandaş olarak hem bu dünyada hem de öte dünyada davacıyım ilgili zattan samimi şekilde özür dilenip helâllik istenmediği sürece.

 

Olayın ardından iki gün geçmesine rağmen benden özür dilenmediği gibi beni herhangi bir yetkilinin aramaması, sivil toplum örgütlerinden de bir sesin çıkmaması çok manidar olmuştur. Olayın içyüzünü bilmediklerinden sessiz davrandıklarını tahmin ediyorum. Yetkililerin, halkın ve sivil toplum kuruluşlarının imtihanının nasıl olacağını merakla bekliyorum. İnşallah hak, hakikat yolunda haklının ve mazlumun yanında olunur.

 

15 Temmuz Cumartesi gecesi Terme Cumhuriyet ve Milli İrade Meydanı'nda "Demokrasi ve Milli Birlik Günü" programında yaşanan elim ve vahim olaya, vatandaş olarak şahsıma, şehit kardeşi ve eğitimci kimliğime, Sakarya Türküsü şiirine yapılan hakaret karşısında "Yedi Güzel Adam"dan Mehmet Âkif İnan ile Samsun'da 1995 yılında görüştükten sonra Terme'de merhum Hayrullah Gürler Hocamın öncülüğünde bir grup idealist eğitimci kardeşimizle kurduğumuz Memur-Sen ve Eğitim-Bir Sen Terme Temsilciliği başta olmak üzere milli ve manevi duyarlılığı olduğuna inandığım Türk Eğitim-Sen'in gereken hukuki ve meşru tepkiyi gösterip bir eğitimciye yapılan bu çirkin olayı, bunu yapan belediye başkanını şiddetle kınayacağına, özür dilemeye davet edeceğine inanıyorum. Ayrıca Terme Belediye Başkanı Ali Kılıç'ın mensubu olduğu AK Parti ilçe ve il teşkilatları başta olmak üzere birçok siyasi parti, vakıf ve derneğin de bu çirkin davranışı ve hakareti şiddetle kınayacaklarından şüphem yoktur.

"...

İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal,

Hamallık ki, sonunda rütbe var ne de mal.

...

Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya,

Yüz üstü çok süründün ayağa kalk Sakarya!"

Bizim Yunus'un dediği gibi:

 

"Bilmeyen ne bilsin bizi bilenlere selam olsun./ Arkamızdan hayır dua kılanlara selam olsun."

Ahmet SEZGİN

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.