Komşu ve komşu hakları
Komşuluklar, insanların birbirine güvendikleri, bir ve beraber hareket ettikleri, kendilerinden çok
birbirlerini düşündükleri sosyal ilişkilerdir. Komşuluk, aynı binayı, aynı bahçeyi, aynı sokağı
paylaşmaktan çok aynı gönlü paylaşmak, sevgi ve saygı içinde yaşamak, dertlerle dertlenmek,
sevinçlerle mutluluk duymaktır.
Bugün baktığımızda, yaşadığımız Pandemi döneminden sonra yara alan müesseslerden biriside
komşuluktur. Bir mahallede ya da bir apartmanda yaşayan insanların birbirlerine karşı
uzaklaşmaları, sadece yaşadıkları dünyada birlikte nefes alırken, belirtilen alanlarda yaşama
noktasında aynı nefesi paylaşamıyorlar. Her gün duyduğumuz ya da yaşadığımız bu ortamda
birçok anlaşmazlık yaşamaktayız, yaşayanları görmekteyiz. Birbirlerinin çocuklarına
tahammülsüzlükten ana ortamı kullanmada zıtlaşmalar yaşanmaktadır.
Mahallelerde ise birbirine yakın bahçelerde kaçışan tavukların tartışmasından, evlere bitişik
Bahçelerin bakımına kadar, birbirlerine yardımlaşmalarda ki uzaklaşmaya kadar birçok eksiklikleri
yaşamaktayız.
Aynı apartmanda olup komşusunun vefatından aylar sonra haberdar olan ve uzun zaman
birbirine göremeyen insanların çoğu zaman birbirlerini aramadıklarına şahit olmaktayız.
Önceki dönemlerde ‘komşu komşunun külüne muhtaçtır ‘sözü neredeyse unutuldu. Selamın bile
kıyafete göre verildiği dönemleri yaşıyoruz. Yukarıdaki tanımı bir kez daha okuyun. Bir düşünün
bakalım, bu sözlerin neresindeyiz?
Eskiden komşular sokaklarda bahçelerde kapılarının önünü temizlerken bahçeleri, temizlerken,
komşusuna zarar vermemeye çalışırdı. Ona zarar verebilecek toz atmaktan, hafta sonları evlerde
ve bahçelerde tamirat yaparken, komşuların hastalılarına, bebeklere ve yaşlılara dikkat ederdi.
Kısacası İslamiyetin komşuluk hakkı ve Türk milletinin geleneksel komşuluk düzeni harfiyen
uygulanırdı. Günümüzde maalesef o eski düzenlerin çok uzağındayız.
İnşallah ileriki zamanlarda tekrar o güzel komşuluk günlerine döneriz.




