Zenfira Kılınç, mühendis bir baba ile sağlık alanında hizmet veren bir annenin çocuğu olarak 16 Şubat 1963 tarihinde Bakü’de dünyaya geldi. Çocukluk yılları ve üniversite hayatı Bakü’de geçti. 1980 yılında Bakü Ekonomi Üniversitesi'ni kazandı ve 1985 yılında başarıyla mezun oldu.
Henüz 13 yaşındayken, karlı bir Şubat gecesi babasını kaybetmesinin ardından yaşadığı derin acı onu edebiyata yöneltti; içindeki duygular kaleme aldığı ilk şiiriyle kağıda döküldü. Ortaokul döneminde 5 yıl boyunca müzik eğitimi alan şairin o yıllarda yazmaya başladığı şiirlerinden bazıları yerel gazetelerde yayımlandı.
1993 yılında Samsun’a yerleşti. Noterlerde yeminli tercümanlık görevini üstlendi; ayrıca özel okullarda ve üniversitelerde yabancı dil dersleri verdi.
Edebiyat çalışmalarına aralıksız devam eden şairin bazı şiirleri, editörlüğünü Halise Tekbaş’ın yaptığı ve Çukurova Edebiyatçılar Derneği tarafından yayımlanan "Şairlerden Bir Demet" adlı eserin 2. cildinde yer aldı. Çeşitli sanat etkinliklerine davet edilen ve ödüller alan şair; Kozaklı (Nevşehir), Adana, Didim (Aydın) ve Bodrum’da düzenlenen şiir festivallerine katıldı.
21-23 Mart 2022 tarihlerinde Aalen Antakya Kültür Derneği Başkanı Mehmet Karasu tarafından "Onur Konuğu" olarak Hatay’a davet edildi ve Dünya Şiir Günü etkinliklerinde yer aldı. Bu anlamlı etkinlikte kendisine Hatay Milletvekili Serkan Topal tarafından bir plaket takdim edildi. Şiir yolculuğunu uluslararası boyuta da taşıyarak Haziran 2024'te Kırgızistan’da düzenlenen şiir festivaline katıldı. Ardından 2025 yılında şair-yazar Hüsniye Okray organizasyonluğunda, KKTC'de LAÇ Belediyesi ile birlikte düzenlenen 6. Şiir Etkinliği'nde yer aldı ve yine Nisan 2025'te Kazakistan'da düzenlenen uluslararası şiir festivaline katıldı.
Biri kız, diğeri erkek olmak üzere iki çocuk annesidir ve dört erkek torun sahibidir.
İlk Şiiri
Bu hayattan göçtü gölgen, karartın da,
Başsız koyup gittin bizi, ümidimiz kaldı o gün kar altında.
“Bir daha o senli günler dönmez geri,
Sensiz nasıl büyütürüm bu körpeleri?
Tek el ile bu tarlayı nasıl biçeyim,
Tek ayakla bu köprüden nasıl geçeyim?”
Uykudaydım, uyandırdı bu ses beni,
Yandırdı bu nefes beni.
Kulak verdim; anam idi, derdi büyük, gözü yaşlı…
Ben avluya çıkar çıkmaz, beni gördü sustu anam,
Sabah vakti tan yerine, kar yağırdı aram aram.
Dalların da beli bükük, bahçe kardan apak idi,
Kent uyurdu, yalnız bizim hânemiz ayakta idi.

