EMANET, LİYAKAT VE SENDİKAL ÇÜRÜME: ÖZÜNÜZE DÖNÜN!
SAMSUN BÜLTEN - AHMET SEVEN
Bugün kamu sendikacılığı, ne yazık ki tarihinin en büyük sınavlarından birini veriyor. Ancak bu sınav; meydanlarda hak arama sınavı değil, samimiyet ve ahlak sınavıdır. Yola çıkarken "hizmet" diyenlerin, bugün gelinen noktada "ganimet" peşine düşmesi, sadece sendikal harekete değil, devletimizin sarsılmaz vakarına da gölge düşürmektedir.
Kazanım mı, Kandırmaca mı?
Yıllardır "kazanım" adı altında pazarlanan rakamların, aslında devletin zaten vereceği, bütçe imkanları dahilindeki rutin iyileştirmeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu durumu kendi hanesine başarı diye yazıp, üyesine karşı "zafer kazandık" edasıyla caka satanlar, aslında en büyük zararı kendi inandırıcılıklarına veriyorlar. Üyenin cebine giren üç kuruşun hesabını yaparken, kendi altlarındaki lüks araçların, oturdukları şatafatlı konutların ve birkaç nesle yetecek mal yığma telaşının hesabını kim verecek?
"Lüks çürütür." Bu kadim bir gerçektir. Kasalar dolup taştıkça, maalesef dertler boşalmış; yüksek sesle bağırmak, hak aramakla karıştırılır hale gelmiştir.
Sendika Arkamda, Devlet Karşımda Yanılgısı
En tehlikeli noktalardan biri de, sendikal gücün kamu düzenini bozacak bir "kalkan" gibi kullanılmasıdır. "Arkamda sendikam var" diyerek amirine, vatandaşına ve devletin disiplinine "efelenen" bir memur profili oluşturmak, sendikacılık değil, sendika ağalığıdır. Devlet terbiyesinden uzak, sadece alacağı paraya odaklanmış, "vatanıma nasıl daha iyi hizmet ederim" derdini unutmuş bir kitle inşa etmek, bu millete yapılabilecek en büyük kötülüktür.
Sahada Yas, Yukarıda Dans!
Üyesinin geçim derdiyle dertleniyormuş gibi yapıp, kapalı kapılar ardında siyasi ikbal devşirenler; birbirine kumpas kuranlar, koltuk ömrünü uzatmak için en yakın yol arkadaşına çelme takanlar artık deşifre olmuştur. Samimiyetsizlik ayyuka çıkmış, güven köprüleri yıkılmıştır.
Ey Sendika Ağaları! Kendinize dönün. Muhakeme ve muhasebe vaktiniz geldi de geçiyor. Sendikacılık, devletle pazarlık masasında "ne koparırsam kârdır" mantığıyla değil; "ben bu işin hakkını verdim mi ki hak talep ediyorum" diyen liyakatli neferler yetiştirme sanatıdır.
Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun o meşhur sözünü kulaklarınıza küpe yapın: "Bir saniye sonrasına garantimiz olmayan bir hayatımız için fırıldak olmaya gerek yok."
Vatana sevdalı, devlete bağlı, işinin ehli ve ahlaklı bir üye profili yetiştirmek yerine; entrikalarla dolu yönetim odalarında ömür tüketenler, tarihin tozlu sayfalarında birer "güven kaybı" olarak anılacaktır.
Ya özünüze dönün ya da bu asil milletin yakasından düşün!
Vesselam.

#SendikaAğalığı #KamuDüzeni #Liyakat #DevletTerbiyesi #SendikalÇürüme #EtikSendikacılık #MemurHakları #MuhsinYazıcıoğlu

