SAMÜ VE OMÜ: İki Aydın Bir Karanlığı Aydınlatamadı: Liyakat Nerede?
SAMSUN BÜLTEN EDİTÖR'DEN
Hangi makam, hangi rütbe olursa olsun; bir kurumun kaderini belirleyen ilk ve en temel ölçüt liyakattir. Liyakatin rafa kalktığı, siyasi tavassutların ve kişisel hesapların ön plana çıktığı yerde ne kurumsal başarıdan söz edilebilir ne de toplumsal faydadan. Samsun’un iki köklü yükseköğretim kurumu olan Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ve Samsun Üniversitesi (SAMÜ) tam da bu liyakat krizinin göbeğinde çalkalanıp duruyor.
Hatırlayın OMÜ’nün rektörlük seçim sürecini... 100’e yakın adayın yarıştığı, adeta bir "aday enflasyonunun" yaşandığı garip bir tabloyla karşı karşıyaydık. İş öyle bir boyuta varmıştı ki mevcut Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın’ın eşi dahi adaylar arasında yerini almıştı. Aynı evden iki aday! Şansını artırmak için fazla piyango bileti almak gibi, "Biri olmazsa diğeri nasıl olsa olur" mantığıyla sergilenen bu yaklaşım, makamın ciddiyetiyle ne kadar bağdaşıyordu? Bulunmaz Hint kumaşı muamelesi yapılan bu süreçte sonuç ne oldu peki? Kocaman bir hayal kırıklığı. Prof. Dr. Fatma Aydın beklenen vizyonu ve başarıyı ortaya koyamadı. Yönetim yetersizliği ve yetersizlikten kaynaklanan yetersiz icraatlar, hem kendisine hem de koskoca OMÜ’ye yazık etti. Göreve talip olurken "Ben bu makama layık mıyım?" sorusunu sormayanlar, kendi yetkinliklerini makamın ağırlığıyla karıştırdıklarında faturayı her zaman kurumlar öder.
Şimdi aynı film Samsun Üniversitesi’nde (SAMÜ) sahneleniyor. Mevcut Rektör Mahmut Aydın’ın dönemi sona erdi. İki üniversite, aynı soyadını taşıyan iki rektör... Fakat ne yazık ki bu "iki Aydın", Samsun akademik hayatındaki bir karanlığı bile aydınlatmaya yetmedi.
Mahmut Aydın'ın Şark Kurnazlığıyla Geçen İki Dönemi
Siyasi desteklerle, tavassutlarla geçen bir rektörlük döneminin ardından Mahmut Aydın için artık yolun sonu göründü. Görev süresi boyunca sorunlu, tartışmalı ve iddialarla dolu bir yönetim sergileyen, muktedir olamayan, irade ortaya koyamayan tabiri caizse kukla bir rektör profilinden bahsediyoruz. Diyet borçlarıyla idare edilen bir koltukta başarıdan bahsetmek zaten mümkün değildi. Ancak asıl skandal, görev süresi dolarken sergilenen tavırda saklı.
Sanki geride son derece başarılı bir dönem bırakmış gibi, şimdi de kendi halefini belirleme sevdasına düşmüş durumda. Koluna taktığı adayını adeta "görücüye çıkartan" bir rektör zihniyetiyle karşı karşıyayız. SAMÜ Rektörlüğü için başvuruda bulunan 53 akademisyene "Siz de kim oluyorsunuz?" dercesine sergilenen bu özgüven patlamasının kaynağı nedir? Ödenen bedeller mi, yoksa makamın imkanlarını son ana kadar kullanma hırsı mı?
Veda turlarına çıktığı sanılan Mahmut Aydın’ın, tek taşla iki kuş vurma zekasıyla hareket ettiği iddia ediliyor:
Bir yandan veda ziyaretleri yaparken diğer yandan "Benim adayım budur" diyerek kapı kapı dolaştığı konuşuluyor. Mevcut rektörlük makamının gücünü ve imkanlarını kullanarak halef tayin etmeye çalışmak, açıkça diğer 53 adayın emeğine ve hakkına tecavüz etmektir. Bu durum, etik ilkelerin ayaklar altına alınması ve alenen bir hak gaspıdır.
Samsun’un yükseköğretimdeki geleceği, kişisel ikbal hesaplarına ve siyasi diyetlere kurban edilemez. 53 adayın hakkını ve iki üniversitenin geleceğini hiçe sayan bu antidemokratik ve liyakatsiz dayatmalara derhal son verilmelidir. Üniversiteler kimsenin babasının çiftliği ya da halefini tayin edeceği şirketler değildir.
Bütün adaylar son güne kadar hiçbir şekilde uydurulmuş şehir efsanesine aldırış etmeden yollarına devam edeceklerdir. Nihai Kararı Sayın Cumhurbaşkanımız verecektir. Onun takdirleriyle SAMÜ yeni Rektörüne kavuşacaktır. O saate kadar kimsenin adayı vs. gibi uydurmaların geçerliliği olmayacaktır.
Ancak Rektörlük müracaatında bulunan adaylar belki bize de çıkar mantığıyla kış uykusuna yatmamalıdırlar. Ben de varım diyerek özgüvenle kendilerini ifade etmelidirler. Çünkü ben buradayım demeyene neredesin demezler.



