Samsun'da Yapılan Manfiest Konserinin Düşündürdükleri
AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN
Tarih sayfaları, bu toprakların istiklali için canını ortaya koyan, bıyığı henüz terlememiş 15’lilerin destanlarıyla doludur. Çanakkale’ye, cepheye koşan ve bir daha geri dönmeyen o kınalı kuzuların ruhu, bu milletin asıl mayasıdır.
Hele ki 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nın hemen ertesi gününde, milli mücadelenin ilk adımının atıldığı Samsun’da şahit olduğumuz bazı manzaralar, bu mayanın nasıl bir dezenformasyon ve kültürel erozyon tehdidiyle karşı karşıya olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.
Geçtiğimiz günlerde Samsun’da düzenlenen ve kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açan "Manifest" konseri, sadece bir müzik etkinliği olarak geçiştirilemeyecek kadar derin soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.
Bilet fiyatlarının binlerce lirayı bulduğu, adeta bir tüketim çılgınlığına dönüşen bu organizasyona gösterilen yoğun katılım, madalyonun sadece görünen yüzüdür. Esas acı ve düşündürücü olan, bu tür etkinliklerin hedef kitlesinin neredeyse ilkokul ve ortaokul çağındaki körpe çocuklarımıza kadar inmiş olmasıdır.
Organizasyonun "6 yaş sınırı" getirmesi ve çocukların ebeveyn refakatinde içeri alınması, meselenin vahametini hafifletmeye yetmiyor. Aksine, çocuklarının peşinden gidip saatlerce kapılarda, kaldırımlarda bekleyen anne ve babaların, evlatlarını nasıl bir kültürel girdabın içine bıraktıklarını sorgulaması gerekmektedir.
Sosyal mecraların sahte ışıltısıyla beslenen, ahlaki normlardan ve ailevi değerlerden uzaklaşarak sadece "dijital popülarite" uğruna buralara akın eden bir gençlik profili, geleceğimiz adına tehlike çanlarının çaldığının resmidir.
Müzik, evrensel bir sanattır ve modernleşmenin bir parçasıdır; buna hiç şüphe yok. Ancak sanat adı altında sunulan, çocukların ve gençlerin zihinsel gelişimine, ahlaki yapısına katkı sunmaktan uzak, tam aksine onları dejenere eden figürlerin göklere çıkarılması "modernlik" olarak yutturulamaz.
Milli mücadelenin ruhunu taşıyan bu caddelerde, bu gençlerin enerjisini ve aidiyetini çok daha yapıcı, köklü kültürümüzü ve değerlerimizi besleyen alanlara yönlendirmek hepimizin boynunun borcudur.
İşin maddi boyutu, herkesin kendi bütçesini ilgilendiren bir husustur. Ancak körpe zihinlerin, aile terbiyesi ve milli şuur yerine sosyal medyanın kontrolsüz dehlizlerinden beslenerek zehirlenmesi, toplumun ortak meselesidir.
Eğer bugün 15 yaşındaki çocuklarımız, bu ülkenin kurucu değerlerini ve Çanakkale ruhunu anlamak yerine sahnelerdeki soytarılıklara sempati besliyorsa; bunda başta aileler olmak üzere, eğitimcilerin ve toplumun kanaat önderlerinin durup düşünmesi gerekir.
Bu tablo, bağrımıza saplanmak istenen bir kültürel hançere karşı uyanık olmamız gerektiğinin en somut kanıtıdır.
Evlatlarımızı sosyal medyanın insafına ve ahlak sınırlarını zorlayan popüler kültür akımlarına teslim edemeyiz. Gerçeklerin farkına varmak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak için daha kaç kez mahcup olmamız, kaç kez utanmamız gerekecek?
Unutmayalım ki bir millet, kalelerini kaybetmeden önce nesillerini kaybeder. Gençliğimizi ve geleceğimizi korumak, onlara bu toprakların gerçek hikayesini doğru anlatmaktan geçer.
-
#Samsun #GençlikVeKültür #KültürelErozyon #MilliMücadeleRuhu #PopülerKültür #AileVeÇocuk #SosyalMedyaEtkisi



