Gücünüz Sadece Çocuğa mı Yetiyor?
İstanbul’da kaydedilen ve sosyal medyada infial yaratan o görüntüler, hepimizin boğazında bir düğüm, kalbinde dinmeyen bir sızı bıraktı. Kendisinden yaşça büyük bir grup tarafından köşeye sıkıştırılan, dakikalarca darp edilen o küçük evladımızın "Yapma!" diye hıçkırarak yalvarması, sadece bir imdat çağrısı değil; toplumsal ahlakımızın enkaza dönüşünün sesidir.
Bu görüntülerdeki faillere "insan" demek, insanlık onuruna hakarettir. Zayıfı ezen, korumasız bir çocuğa el kaldıran bu "mahluklar", her fırsatta dillerinden düşürmedikleri "delikanlılık" kavramının yanından bile geçemezler. Zira gerçek delikanlılık, zayıfı ezmek değil, onu koruyup kollamaktır.
Sadece Çocuklar mı Suçlu?
Devletimiz ve emniyet güçlerimiz elbette bu vahşeti karşılıksız bırakmayacak, sorumlular hak ettikleri cezayı alacaktır. Ancak burada madalyonun diğer yüzüne, yani o çocukları bu denli nefret dolu ve merhametsiz yetiştiren ailelere bakmak zorundayız.
Evladını terbiyeden, vicdandan ve ahlaktan uzak büyüten; toplumun başına adeta bir "bela" gibi salan anne ve babalar da en az o tekmeyi atanlar kadar sorumludur. Nasıl ki bir köpeğin çevreye verdiği zarardan sahibi mesul tutuluyorsa, topluma zarar veren, şiddeti yaşam biçimi haline getiren çocukların aileleri de bu vebalin hesabını vermelidir.
Toplumun Arınması Şart
Bu tür vakalar artık "çocuk kavgası" denilip geçilecek boyutu çoktan aşmıştır. Bizler;
-
Sokakta güvenle yürüyen çocuklar,
-
Zayıfı koruyan bir gençlik,
-
Ve merhameti öncelikleyen bir toplum istiyoruz.
Samsun Bülten olarak şunu açıkça ifade ediyoruz: Bu çocukların çıkardığı her hıçkırık, attıkları her çığlık toplumun her kesimine verilmiş bir ödevdir. Adalet, sadece o saldırganları parmaklıklar ardına koymakla değil; şiddeti besleyen bu bataklığı kurutmakla tecelli edecektir.
O küçük çocuğun gözyaşlarında boğulmamak için, bugün sesimizi daha gür çıkarmalıyız. Çocuğa kalkan eller kırılmalı, bu zulme sessiz kalan vicdanlar uyanmalıdır.


