Zanaatın Son Nefesi: Altın Bilezik Eritiliyor, Dükkanlar Kilit Bekliyor!
AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN
Bugün sokak aralarından yükselen o tanıdık çekiç sesleri, motor gürültüleri ya da bir terzinin makas tıkırtısı aslında bize çok şey anlatıyor. Dikkatli kulaklar için bu sesler, bir üretim coşkusundan ziyade, adeta can çekişen bir zanaat dünyasının yardım çığlığı... Evet, açık ve net ifade edelim: Türkiye’de meslek grupları S.O.S veriyor, esnafın başı çok büyük bir dertte!
Samsun’dan İstanbul’a, ülkenin neresine giderseniz gidin, hangi sanayi sitesine adım atarsanız atın, ustaların dilinde tek bir ortak ve kahredici cümle var: "Yetiştirecek çırak bulamıyoruz!"
Diploma Çılgınlığı ve "Altın Bileziğin" Unutuluşu
Bizler, "Sanat altın bir bileziktir" düsturuyla büyümüş bir nesiliz. Bir zanaatı elinde tutan insanın sırtının yere gelmeyeceğini, o bileziğin ömür boyu sahibini tok ve dik tutacağını bilirdik. Ancak son yıllarda toplum olarak vizyonumuzu sadece "bir diploma sahibi olmak" üzerine kurguladık. Herkes üniversite mezunu olsun, herkes masa başında otursun istedik.
Sonuç mu? Eli anahtar tutmayan, üretime katılamayan ama elinde diplomasıyla işsizler ordusuna katılan yüz binlerce genç... Diğer tarafta ise harıl harıl çalışacak, işi öğrenecek adam arayan ama boş dükkanında kara kara düşünen ustalar. Ustaların feryadı son derece haklı:
"Herkes diploma peşinde koşuyor ama bizim mesleklerimiz asıl altın bilezik. Çırak dediğin küçük yaşta ağaç yaşken eğilir misali yetişir. Bu gidişle bizden sonra dükkanlarımıza kilit vurmak zorunda kalacağız."
4+4+4 Sistemi ve Çocuklarını Bile Yetiştiremeyen Ustalar
Zanaatkarlığı baltalayan ve çırak bulmayı imkansız hale getiren en büyük yapısal engellerden biri de mevcut zorunlu eğitim süresi ve sistemidir. Çocuk 18 yaşına gelene kadar kesintisiz bir eğitim cenderesinin içine sıkışıyor. Liseden mezun olan bir gence bu yaştan sonra ne örsün üstünde demir dövdürebilirsiniz, ne de motor yağının içine sokabilirsiniz.
İşin acı tarafı, ustalar artık kendi öz çocuklarını bile yetiştirip arkalarından bırakamıyorlar. Atadan kalan meslekler oğula, kıza geçmediği sürece bu toprakların kadim üretim kültürünün yaşama şansı kalmıyor. Teknoloji ve otomasyon zaten geleneksel meslekleri zorlarken, bir de insansızlaşma eklendiğinde zanaatın son nefesini vermesi kaçınılmaz hale geliyor.
Sanayide Büyük Kriz Kapıda: Yarın Arabanızı Tamir Edecek Usta Bulamayacaksınız!
Bu mesele sadece esnafın ya da sanayicinin kişisel bir problemi değil; bu, topyekün bir ekonomik ve sosyal güvenlik meselesidir. Bugün çırak yetiştiremezsek, yarın evinizdeki musluk bozulduğunda tamir edecek tesisatçı, arabanız arıza yaptığında kaputunu açacak motor ustası bulamayacaksınız. Sanayilerimiz üretim yapamaz, dönemez hale gelecek. Bugün son nefesini veren onlarca sanat dalı, yakın gelecekte sadece müzelerin konusu olacak.
Milli Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkililerin, mesleki eğitim merkezlerini (MESEM) çok daha cazip, pratik ve esnek hale getirmesi gerekiyor. Zorunlu eğitim modeliyle mesleki çıraklık arasındaki o keskin duvarlar acilen yıkılmalıdır.
Zanaat bu toprakların ruhudur, omurgasıdır. Omurga çökerse, gövdeyi ayakta tutamayız. Çırak yoksa, usta yoktur; usta yoksa, gelecek yoktur!
#SamsunBülten #EsnafınSorunu #ÇırakBulunamıyor #SanayiSitesi #ZanaatÖlüyor #MeslekiEğitim #AltınBilezik #SamsunEsnafı


