Samsun Haber
Yayınlanma : 23 Mayıs 2026 13:28
Düzenleme : 23 Mayıs 2026 13:45

Bayramlar aynı da eksilen biz miyiz?

Bayramlar aynı da eksilen biz miyiz?
Aslında o bayramlar hâlâ yanı başımızda, eğer fırsat bilirsek... Ama bakıyorsunuz, her bayramda takvimden bir iki yaprak gibi, hayatımızdan da bir iki can eksiliyor. Keşke hayattayken, yanı başımızdayken bilsek dostlarımızın, sevdiklerimizin kıymetini.

Bayramlar aynı da eksilen biz miyiz?

AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN

Teknolojinin hayatımızın merkezine kurulduğu, ekranların yüzümüzü aydınlatırken ruhumuzu kararttığı bir çağın içindeyiz. Avucumuzun içindeki o küçük dünyalar, bizi yanı başımızdaki insandan, hayatın gerçek dokusundan her geçen gün biraz daha koparıyor. Oysa bizim bu topraklardaki en büyük gücümüz, sarsılmaz bir kale gibi ayakta duran dostluklarımız, kopmak bilmeyen aile ve çevre bağlarımızdı.

Üzüntümüzü bir omuz bulup hafiflettiğimiz, sevincimizi çoğalttığımız o güzel günler... Büyüklerin "Dost, en büyük servettir" nasihatıyla büyüdük. Derdimizi anlatır, derman arardık; biliriz ki derdini söylemeyen derman bulamazdı. Birbirimize misafirliğe gider, telefon ekranlarına değil, birbirimizin gözlerinin içine bakarak koyu sohbetlere dalardık.

İşte bayramlar, tam da bu kaynaşma ve dayanışmanın, o sönmeye yüz tutan gönül bağlarını yenilemenin en büyük fırsatıydı. Yediden yetmişe herkes aynı iklimde buluşur; küsler barışır, kırgınlar sarılırdı. Bayramda ikram edilen o şekerler, tatlılar sadece birer ikram değil, sessiz birer mesajdı: "Ağzımızın ve gönlümüzün tadı hiç bozulmasın."

Dedeler, nineler, anne-babalar, çocuklar ve torunlar... Aynı çatı altında toplanan o kalabalık, aslında gerçek mutluluğun tablosuydu. Saygı ve sevgi orada gerçek manasını bulurdu. Hep birlikte kabirler ziyaret edilir, geçmişle olan bağ koparılmamacasına pekiştirilirdi. Kurulan devasa aile sofralarının etrafında toplanıldığında, o kutsal "ocak kültürü" yaşatılır; dualar hep o ocağın hiç sönmemesi üzerine edilirdi.

Hele o bayramlaşmalar... Aile içinden başlayıp komşulara taşan, ardından meydanlarda adeta bir şölen havasına bürünen o kucaklaşmalar... Senlik benlik kavgasının yok olduğu, bir yılın yorgunluğunun bir anda dağılıverdiği anlardı onlar. O zamanlar insanlar bayramı, bir tatil beldesine kaçıp yalnızlaşarak ziyan etmezdi.

Şimdi durup soruyoruz kendimize: "Ah nerede o eski bayramlar?"

Aslında o bayramlar hâlâ yanı başımızda, eğer fırsat bilirsek... Ama bakıyorsunuz, her bayramda takvimden bir iki yaprak gibi, hayatımızdan da bir iki can eksiliyor. Keşke hayattayken, yanı başımızdayken bilsek dostlarımızın, sevdiklerimizin kıymetini.

Mevlana’nın o derin feryadını kulaklara küpe yapmak gerek:

"Öldüğüm zaman gelip kabrimi öpeceğine, hayattayım gel şimdi yüzümü öp."

Vaktin değerini bilmeli insan, vaktinde değer vermeyi öğrenmeli. Bu fani dünyada dostlardan, samimi sevgilerden başka hiçbir kıymetin olmadığını, gayrısının koskoca bir boşluktan ibaret olduğunu er geç anlıyor insan. Fakat ne yazık ki anladığında çoktan iş işten geçmiş oluyor.

Hep dostlarımızdan dostluk beklemekle olmaz; bizim de onlara karşı vefa, tahammül, sevgi ve saygı vazifemiz var. Dostluk, güven vermek ve o güvene layık olmak demektir. Bugün yanı başımızda bulduklarımızı, gün gelir arar da bulamayız. Hatta rüyalarımızda görmeye bile hasret kalırız da, o büyük boşluğu hiçbir "keşke" ile dolduramayız. Unutmayalım ki, yalnız başına yenilen ne şekerin tadı olur, ne de içilen kahvenin...

Dostun olmadığı gönülde baharlar bile kışa döner.

Bu yüzden dostlarınızı gereksiz yere eleştirmeyin, onlara incir çekirdeğini doldurmaz sebeplerle sitemler etmeyin. Bilin ki gerçek dostlar, Yüce Yaradan’ın bizlere bahşettiği en kıymetli hediyelerdir. Ve yine bilin ki; insan insanın hekimidir, ilacıdır.

Bu bayram, o ilacı ruhumuza şifa kılalım. Ekranları kapatıp gönül kapılarını açalım. Bayramınız, yanınızdan eksilmeyen dostlarınızla, sevdiklerinizle birlikte güzel ve anlamlı olsun.

Mübarek Kurban Bayramımızı  en kalbi duygularımla tebrik ediyor, ağzımızın ve gönlümüzün tadının bozulmamasını diliyorum.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.