Ahmet Seven Fatma Çavuş kitabını nasıl yazdığını anlattı
Seven: 1989 da başlayan araştırma ve derleme sürecinin 2017 yılında yayımlanan ilk kitapla matbu eser haline geldiğini ifade ederek o günden bugüne onlarca konferans da verdiğini söyledi.

1988 yılından itibaren yaklaşık çeyrek asırlık bir zaman dilimini kapsayan görev sürem boyunca, 19 Mayıs ilçesiyle kurduğum derin bağ beni bu yörenin her köşesine ve saklı tarihine daha da yakınlaştırdı. Bu süreçte özellikle Dağköy; tarihi derinliği ve Millî Mücadele yıllarındaki eşsiz kahramanlıklarıyla dikkatimi çeken en müstesna yerleşim birimlerinden biri oldu.
Dağköy’ün ilçedeki ilk yerleşim yerlerinden biri olması kadar; çete baskınlarına karşı kadınların, çocukların ve yaşlıların sergilediği o sarsılmaz direniş beni derinden etkiledi. Yıllar süren sohbetlerimizde köyün aksakallarından dinlediğim Millî Mücadele hatıraları, bu topraklarda yazılan destansı hikâyelerin canlı birer tanıklığıydı.
İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesiyle alevlenen sözde Pontus Devleti hayali, özellikle Karadeniz kıyılarında Rum saldırılarını şiddetlendirmişti. O dönem Bafra’ya bağlı bir Türk köyü olan Dağköy de bu kanlı saldırıların açık hedefi haline gelmişti. Eli silah tutan erkeklerin cephelere koştuğu o karanlık günlerde, köyün savunması kadınlara, çocuklara ve yaşlılara kalmıştı.
İşte tam bu noktada, Fatma Yalçın (Fatma Çavuş) gibi yiğit Türk kadınları tarih sahnesine çıktı. 1897-1963 yılları arasında yaşayan Fatma Çavuş, sergilediği çetin mücadelelerle adeta bir destan yazdı. Onun sarsılmaz iradesi etrafında birleşen Dağköylüler, çeteleri püskürtmeyi başardı. Eşi seferberliğe gidip geri dönemeyen Fatma Çavuş, ömrü boyunca Dağköy’de yaşadı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arzusuyla TBMM tarafından kendisine verilmek istenen "çavuşluk" unvanını, o günün şartlarında Ankara’ya gidemese de ömrü boyunca büyük bir onurla taşıdı. O, Samsun’daki millî bayram törenlerinde atı üzerinde gururla yürüyen, halkın gönlünde taht kurmuş bir haysiyet abidesiydi.
Bu direniş sadece Fatma Çavuş ile sınırlı değildi; çocuk kahraman Ali Asal gibi isimler de bu şanlı tarihin birer parçasıydı. Henüz çocuk yaşta olmasına rağmen çete reisini vurarak düşmanın cesaretini kıran Ali Asal, Millî Mücadele’nin isimsiz kahramanlarından biri olarak tarihe geçti. Köy Muhtarı Musa Türker ve İmam Mehmet Şenol gibi isimler de bu mukaddes savunmada hayati roller üstlendiler.
1988 ile 2016 yılları arasında Dağköylülerden bizzat dinlediğim bu anıları ve tuttuğum notları, "söz uçar yazı kalır" düsturuyla gelecek nesillere aktarmak amacıyla bir kitapta toplama kararı aldım. Hatıralarını bizzat dinlediğim o güzel insanlar bugün aramızda olmasa da onların aktardığı bilgiler, bu bayrağı devralan üçüncü kuşak için birer meşale olacaktır. Elbette aktarılan bilgilerde eksiklikler veya fazlalıklar bulunabilir; ancak temennim, bu çalışmanın yeni araştırmalara zemin hazırlaması ve nice yeni eserlerin kaleme alınmasına vesile olmasıdır.
Türk ve Rum köylüleri arasındaki komşuluk ilişkilerinin, bir hayal uğruna nasıl bozulduğunu ve Dağköy’ün neden hedef seçildiğini anlamak, o günlerin ruhunu kavramak adına elzemdir. Savunmasız kalan köylere düzenlenen saldırılar Dağköy’ü yakıp yıkmış; fakat Türk kadını eşinin yerini alarak vatanını canı pahasına savunmuştur. Bu mücadele, Nene Hatunların açtığı çığırdan yürüyen adsız kahramanların öyküsüdür. Onlar, isimleri unutulsa dahi bu milletin sinesinde sonsuza dek yaşayacaklardır.
Fatma Çavuş’un ismini yaşatma gayretlerimiz, 1997 yılında yayımlanan "19 Mayıs Bülteni"ndeki ilk araştırmamızla büyük bir yankı uyandırdı. Devam eden süreçte kahramanımızın kabri restore edildi ve köye hâkim bir noktada Fatma Çavuş Mesire Alanı oluşturuldu. Samsun Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla anıt heykeli dikildi. İlkadım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin adı "Fatma Çavuş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi" olarak değiştirilerek eğitim camiasında ölümsüzleşti. Ayrıca iş adamı Avni Asal’ın Dağköy’e kazandırdığı muazzam cami, bölgenin manevi iklimine büyük katkı sağladı. Samsun Adliyesi bünyesindeki anaokuluna ve OMÜ kampüsündeki KYK Kız Yurduna Fatma Çavuş isminin verilmesi, bu vefa borcunun birer nişanesi oldu. Bugün onun kabri, başta öğrencilerimiz olmak üzere her kesimden vatandaşımız tarafından minnetle ziyaret edilmektedir.
Her savaş kendi kahramanlarını doğurur ve bu necip millet, "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır" diyerek canını feda etmekten bir an bile tereddüt etmez. Nene Hatun’dan Kara Fatma’ya, Şerife Bacı’dan Gördesli Makbule’ye ve Samsunlu Fatma Çavuş’a kadar tüm kahramanlarımız, vatanın her karış toprağını imanlarıyla savunmuştur. Şair Orhan Şaik Gökyay’ın dediği gibi; bu topraklar, "bir gül bahçesine girercesine şu kara toprağa girenlerindir." Onlar ne makam ne de rütbe beklediler; sadece vatan dediler. Arif Nihat Asya’nın buyurduğu gibi: "Onlardan kaldı bu toprak... Destan da yazmayalım mı?" Biz de destansı mücadele veren bir kahramanın hayatını kaleme alarak gelecek nesillere aktarabilme ve aziz hatırasını yaşatabilmeyi boynumuzun borcu bildik.
Köyün yaşlıları Fatma Çavuş’u; çatık kaşlı, vakur duruşlu, belinde tabancası ve hançeriyle kimseden korkmayan, disiplinli ama içi merhamet dolu bir kahraman olarak tarif ederler. Üzüm asmalarının gölgelediği köy kahvesinde, Necati Girgin’in demli çayları eşliğinde dinlediğim bu hatıralar, bana her defasında aynı heyecanı yaşattı. Bomba Deresi’ndeki trajediler ve çocuk yaştaki Ali Asal’ın cesareti, bu toprağın her zerresinde saklı olan tarihin birer mührüdür.
Bu çalışmada; 19 Mayıs ilçesinin tarihi ve sosyal yapısının yanı sıra, Pontus meselesinin bölgeye etkilerini ve Millî Mücadele’nin kadın kahramanlarının ortak kaderlerini bulacaksınız. Mehmet Akif Ersoy’un ifade ettiği gibi, onları ne kadar anlatsak da hâtıralarının hakkını tam manasıyla veremeyiz. Ancak onların yaktığı kıvılcım, yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir. Çünkü biliyoruz ki; bu topraklarda şehit olmayı göze almadan yaşanmaz.
Fatma Çavuş, Türk kadınının Samsun’daki direnişinin sembolüdür. Onun hikâyesi, sadece bir bireyin cesareti değil, zor zamanlarda bir araya gelen halkın vatan savunmasında ne kadar belirleyici olabileceğinin en somut kanıtıdır. 2017 yılında ilk baskısını yaptığımız bu eserin dördüncü baskısına gelmiş bulunmaktayız.
Bu vesileyle; vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi, ebediyete irtihal eden gazilerimizi ve isimsiz kahramanlarımızı rahmet, şükran ve saygıyla anıyorum.
Ahmet SEVEN
Şubat 2026 – Samsun
Millî Mücadele'nin Cesur Kadını
Samsunlu Fatma Çavuş Kimdir?
Türk istiklal mücadelesinin yerel direniş safhasında eşsiz bir kahramanlık sergileyen Fatma Çavuş (Yalçın), vatan sevgisinin ve Türk kadınının kudretinin en önemli timsallerinden biridir. 1897 yılında (resmi kayıtlara göre 1 Temmuz 1900) Samsun’un Dağköy köyünde dünyaya gelen Fatma Yalçın; Ali ve Selime Yalçın çiftinin beş evladından biridir.
Savaşın Getirdiği Sorumluluk ve Direniş Süreci
Fatma Yalçın’ın hayatı, Birinci Dünya Savaşı’nın ağır şartları ve ardından gelen Millî Mücadele dönemiyle şekillenmiştir. 1887 doğumlu olan eşi Hasan Bircan, seferberlik emriyle gittiği cepheden geri dönememiş ve 23 Mart 1916 tarihinde vefat etmiştir. Genç yaşta eşini kaybeden Fatma Yalçın, bu zorlu dönemde hem ailesinin hem de köyünün savunma sorumluluğunu üstlenmiştir.
Millî Mücadele yıllarında bölgedeki Türk köylerine baskınlar düzenleyerek halka zulmeden Rum çetelerine karşı amansız bir mücadele başlatmıştır. Stratejik dehasını kullanarak köydeki kadın ve gençlerden oluşan bir direniş hattı kurmuş, onlara askeri taktikler öğretmiştir. Baskınlar sırasında güvenliği sağlamak amacıyla oluşturduğu parola sistemi, bölgedeki savunmayı güçlendirmiş ve çetelerin köy üzerindeki emellerini boşa çıkarmıştır. Bu başarısı, onun Karadeniz’deki direnişin kilit isimlerinden biri haline gelmesini sağlamıştır.
Savunma mücadelesi sürerken yaşanan en acı hadiselerden biri, annesi Selime Yalçın’ın vefatıdır. Halk arasında, parola bilinmediği için Fatma Çavuş’un annesini yanlışlıkla vurduğuna dair söylentiler bulunsa da tarihi veriler ve araştırmalar, Selime Yalçın’ın 6 Kasım 1922 tarihinde köy halkı ile işgalci çeteler arasında çıkan bir gece baskını ve çatışması sırasında hayatını kaybettiğini doğrulamaktadır.
Fatma Yalçın’ın vatan savunmasındaki üstün cesareti, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından takdirle karşılanmıştır. Atatürk, bu kahraman Türk kadınını onurlandırmak amacıyla kendisine "Çavuş" unvanını tevdi etmiş ve kendisini Ankara’ya davet etmiştir. Ancak dönemin ulaşım zorlukları ve şahsi imkânsızlıklar nedeniyle bu davete icabet edememiştir.
Hayatının geri kalanında bir daha evlenmeyen ve evladı olmayan Fatma Çavuş, Cumhuriyetin ilanından sonra da Samsun halkının gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Milli bayramlara at sırtında katılarak bağımsızlık ruhunu diri tutan Fatma Çavuş, 1963 yılında doğduğu yer olan Dağköy’de vefat etmiştir.
.......................
Günümüzde, araştırmacı ve yazar Ahmet Seven’in titiz çalışmaları sayesinde hayatı geniş kitleler tarafından öğrenilen Fatma Çavuş’un ismi; okullara, caddelere ve çeşitli eğitim kurumlarına verilerek yaşatılmaktadır. Onun, etrafındaki kadınlara hitaben söylediği şu sözler, Türk kadınının karakterini özetleyen bir vasiyet niteliğindedir:
“Eğer öleceksek, ağlaşarak değil vuruşarak öleceğiz. Bugün ağlaşma günü değil, kahramanca vuruşma günüdür. Asla düşmana teslim olmayacağız. Türk kadını ancak öldükten sonra teslim olur.”



