HAFTANIN RÖPORTAJ KONUĞU: MİRAÇ MORÇÖL

  1. Miraç Morçöl Kimdir?

1 Ağustos 1962 yılında Samsun’da dünyaya gelen Miraç Morçöl, Aslan burcunun getirdiği liderlik ve üretkenlik özelliklerini yaşamının her alanına yansıtan çok yönlü bir kişiliktir. Eğitim hayatını Samsun’da tamamladıktan sonra Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nde eğitimine başlamış, ancak çeşitli sebeplerle eğitimini yarıda bırakmak durumunda kalmıştır.

Basın Kariyeri ve Gazetecilik

Gazetecilik serüvenine 1985 yılında başlayan ve o tarihten bu yana Sarı Basın Kartı taşıyan Miraç Morçöl, meslek hayatına erken dönemde güçlü bir adım atmıştır. Kariyerinin bu yıllarında Ankara Başkent dergisinde muhabirlik yapmış, Samsun 19 Mayıs dergisinde köşe yazarlığı görevini üstlenmiştir. Ayrıca, Ankara Başkent Postası bünyesinde bir buçuk yıl boyunca köşe yazarı olarak kalem oynatmıştır. Günümüzde ise araştırmacı gazeteci kimliğiyle toplumsal süreçleri derinlemesine incelemeye devam eden Morçöl, Adana merkezli ulusal YeniSes dergisinde köşe yazarlığını sürdürmektedir. Morçöl’ün  makaleleri Yunanistan, Bulgaristan ve Hindistan’da  bir çok dergide yayımlanmıştır.

Ticaret ve İş Dünyası Kariyeri

Gençlik yıllarından itibaren kendini ticaretin dinamik dünyasında bulan Morçöl, farklı sektörlerde önemli deneyimler kazanmıştır. 1986-1987 yıllarında İzmir merkezli bir Japon gaz sobası firmasının Adana bölge temsilciliğini üstlenmiş; zorlu iklim koşullarına rağmen gaz sobası ve yedek parçaları satışı konusundaki üstün başarısıyla sektörde adından söz ettirmiştir.

Ardından bir Amerikan firması olan ITT Bilgi Kaynak Tic. A.Ş. bünyesinde, reklam sektöründe üstlendiği görevlerle Karadeniz ve Anadolu genelinde çalışmalar yürütmüştür. Meslek hayatının önemli duraklarından biri olan DLH (Demiryollar, Limanlar ve Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü) bünyesinde yürüttüğü görevlerin ardından, DLH Makine İkmal ve Mühendislik’te personel şefliği ve evrak kayıt sorumlusu olarak çalışmış ve 2008 yılında bu kurumdan emekli olmuştur.

Emeklilik döneminde kendi reklam ajansını kurarak profesyonel vizyonunu bir üst seviyeye taşımıştır. Belediye ihaleleri kapsamında Samsun’da daha önce gerçekleştirilmemiş projeleri hayata geçirerek sektörde adından sıkça söz ettirmiş, bu başarısını Kayseri şehrine de taşıyarak faaliyetlerini genişletmiştir.

Edebi Kimlik ve Sivil Toplum

Miraç Morçöl, ticaret ve basın hayatındaki başarısını sanatın ve kalemin gücüyle birleştirmiştir. Yazı hayatında özellikle edebiyat ve aşk temalarını merkeze alan, duygusal derinliği yüksek ve sorgulayıcı bir dil kullanan araştırmacı bir gazeteci kimliğine sahiptir. Edebi üretimlerini “Bekle Geleceğim” adlı şiir kitabında toplayarak okuyucularıyla buluşturmuştur.

Basın ve sivil toplum dünyasındaki aktif rolü şu başlıklarla devam etmektedir:

Samsun Sanatçılar Derneği: Genel Sekreterlik görevini yürütmektedir.

Samsun Mega Haber: İnternet gazetesi sahibi, moderatör ve program yapımcısı.

Halk Gazetesi: Köşe yazarı olarak toplumsal, kültürel ve sanatsal konularda düzenli olarak analizler kaleme almaktadır.

Samsun’un kültürel ve entelektüel dokusuna katkı sağlayan Miraç Morçöl, disiplinli çalışma hayatını edebiyatın estetiğiyle harmanlayarak üretmeye devam etmektedir.

  1. Köşe yazararı kavramını nasıl tanımlarsınız?

Köşe yazarlığı, fırtınalı bir denizde pusulasız kalanlara yön göstermek, tozlu raflarda unutulmuş bir hakikati gün ışığına çıkarmaktır. Yazar, sadece kelimeleri yan yana dizmez; o, toplumun sessiz çığlığını bir cümleye sığdırır, yarım kalmış bir hikayeyi tamamlar.

Çocuklukta kurulan o büyük hayal, bugün bir mürekkep damlasında hayat buluyorsa, bu sadece bir başarı değil, bir gönül borcudur. Bilinmeyeni arayıp bulmak, unutulmuş olanın üzerindeki perdeyi kaldırmak, kalemin vicdanıdır. Çünkü bir köşe yazarı; yazarken öğrenen, hatırlatırken hatırlayan ve aşkla yazdığı her satırda, aslında kendi ölümsüz izini sürendir.

  1. Sizi köşe yazarı olmaya iten sebepler neydi?

“Beni köşe yazarı olmaya iten sebepler, çocukluk yıllarıma kadar uzanır. Çocukluğumdan beri gazete okumayı bir tutku haline getirmişimdir. O dönemde Tercüman Gazetesi evimize her gün girerdi; ben de o gazetenin köşe yazarlarını büyük bir dikkatle takip eder, yazılarını adeta sindirerek okurdum.

Rauf Tamer’in ‘Düşüncenin Düşüncesi’ başlığı altındaki ufuk açıcı satırları, Ahmet Kabaklı’nın kültür ve edebiyatı harmanlayan derinlikli yazıları ve Yavuz Donat’ın Anadolu’nun nabzını tutan, siyasetin içinden gelen o kendine has üslubu...

Bu isimlerin her biri, benim için birer pusula oldu. Onların yazılarını okurken ben de kendi iç dünyamda bir şeyler karalamaya, kelimelerle kendi dünyamı inşa etmeye başladım.

O usta kalemlerin hayatı yorumlayış biçimleri ve toplumsal meselelere bakış açıları, bende derin izler bıraktı. Bugün bir köşe yazarı olarak okurlarımın karşısına çıkıyorsam, bu değerleri örnek almamın ve o disiplinli okuma kültürünün payı çok büyüktür. Onların rehberliği sayesinde, yazma tutkumu profesyonel bir kimliğe dönüştürmeye karar verdim.”

  1. Hedef Halk gazetesinde köşe yazıları kaleme alıyorsunuz. Konularınızı kaleme alırken hangi konuları ön plana çıkartıyorsunuz? Hangi konulara özellikle değiniyorsunuz?

  ”Hedef Halk Gazetesi’nde kaleme aldığım ‘Sanatsal Bakış’ köşemde; Samsun’daki şehir ve sanat programlarını, Samsun’u şehirde zaman konularını ele almaya çalışıyorum. Yazılarımda daha çok ön plana çıkan bestelenmiş şarkıların öyküsüne odaklanıyor; Samsun’un gündüzünü ve gecesini anlatan, unutulmaya yüz tutmuş her şeyi araştırarak gün yüzüne çıkarmaya çalışıyorum. Bir akımın perde arkasını, bir anının derinliğini, bir buğulanmanın izlerini ve edebiyatla ilgili güncel gelişen olayları köşeme taşıyorum. Aynı zamanda şair ve yazar dostlarımızla bir araya gelip roman ve şiir hakkında birbirimizden bilgiler alıyor; şair ve yazar dostlarımla röportajlar yaparak şehrin sanatsal gündemini belirlemeye çalışıyorum.”   

  1. Aynı zamanda yazar ve şair olarak sizi tanıyoruz. Bize eserlerinizden de bahseder misiniz? Annenize yazdığınız şiirleri “Bekle Geleceğim Nezkam” isimli bir eserle kitaplaştırdınız. Bu kitabınızdan ve Anne sevginizden bahseder misiniz?

Bekle Geleceğim Nezkam: Bir Evladın Vefa Borcu

“2021 yılının başlarında şiir kitabımı hazırlamaya başlamıştım. Annem o dönem hayattaydı ancak sağlığı giderek bozuluyordu. Yazdığım her şiiri önce ona okur, onun beğenisini alırdım; bu durum benim için en büyük gurur kaynağıydı. Kitabın basım süreci biraz aceleye geldi; annemin hayattayken kitabımın yayınlandığını görmesini o kadar çok istiyordum ki... Fakat ne yazık ki annemi aynı yılın Kasım ayında kaybettim. Yaşadığım acı ve yıkım çok büyüktü; kitabın yayınlanma sürecini durdurdum ve tüm enerjimi anneme şiirler yazmaya adadım.

Rahmetli annem benimle yaşıyordu; onun anlattığı her hikâyeyi, yaşadığı her sıkıntıyı ve hüznü en yakından bilen biri olarak, bu duyguları şiirlerime nakış gibi işledim. Yazdığım her mısra, gözyaşları içerisinde kaleme alınmış gerçeklerin bir yansımasıdır.

Kitabın ismi olan **’Bekle Geleceğim Nezkam’**ın ise özel bir hikâyesi var. Annemin ismi Neziha olduğu için, anneannesi ona ‘Nezkam’ diye hitap edermiş. Ben de kitabımın adına bu ismi taşıyarak, aslında anneme duyduğum özlemle, ‘Bekle geleceğim Nezkam’ diyerek ona bir mesaj göndermek istedim.”

  1. Samsun şehrinin kültürel çeşitliliği zenginliği sorunları gelecek vizyonu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Samsun ve Kültürel Mirasın Çıkmazı: “Yetim” Bir Şehrin Sanat Serzenişi

Samsun; tarihi dokusu, coğrafi konumu ve birikimiyle kültürel çeşitlilik açısından büyük bir hazineye sahip. Ancak ne yazık ki bu zenginlik, hak ettiği ilgiyi görme noktasında oldukça yetim bırakılmış bir şehir manzarası çizmektedir. Sanata ve sanatçıya bakış açısı, maalesef ki “şaşı” bir perspektiften öteye gidememekte; bu da sanatın ve sanatçının yeterli desteği bulamamasına neden olmaktadır.

Geçmişte televizyon kanallarında yapımcılık ve moderatörlük yaptığım dönemlerde, ağırlıklı olarak yazar ve şair dostlarımızı konuk ederdim. Ortak paydamız her zaman “Samsun ve Sanata Bakış” olurdu. O programlarda iki ana belediyemizin sanata ve sanatçıya yönelik tutumunu konuştuğumuzda, ortak görüşümüz hep aynı noktada birleşirdi: Samsun’da sanatın kurumsal destekten mahrum kaldığı gerçeği.

Yine de bu karanlık tabloda, samimiyetle elini taşın altına koyan istisnaları anmamak haksızlık olur. Özellikle ilçe belediye düzeyinde sanata ve sanatçıya gösterilen teveccüh, bizler için bir umut ışığı niteliğindedir. Bu vesileyle; sanata ve sanatçıya sundukları kıymetli katkılarından, bizlere verdikleri samimi desteklerden dolayı İlkadım Belediye Başkanımız Sayın İhsan Kurnaz’a ve Terme Belediye Başkanımız Sayın Şenol Kul’a şükranlarımı sunuyorum.

Bir şehrin geleceği, ancak o şehri var eden sanatın ve sanatçının sahiplenilmesiyle aydınlanabilir. Samsun’un sadece fiziksel bir gelişimle değil, kültürel ve sanatsal bir vizyonla hak ettiği noktaya geleceği günlerin özlemiyle...

  1. Yazılarınızla ilgili olumsuz geri bildirimleri veya eleştirileri nasıl ele alıyorsunuz?

“Olumsuz geri bildirimler ve eleştiriler, bizim için çok önemli bir gelişim kaynağıdır. Hiç kimse dört dörtlük değildir; bizim de eksiklerimiz ve hatalarımız mutlaka vardır. Yapıcı olan her türlü eleştiriye saygımız sonsuzdur.”

  1. SASAD Samsunlu Sanatçılar Derneğinin aktif bir üyesi olarak derneklerin kültürel çalışmaları hakkında neler söylersiniz?

SASAD: Sanatın ve Samsun’un Gönüllü Elçisi

Samsun Sanatçılar Derneği (SASAD) olarak, sadece bir dernek çatısı altında toplanan sanatçılar değil; Samsun’un kültürel dokusunu Türkiye’nin dört bir yanına taşıyan gönüllü elçileriz. Yönetim kurulu üyesi ve Genel Sekreteri olduğum derneğimiz, özellikle Türk Sanat Müziği’nin o eşsiz nağmelerini farklı şehirlerde yankılayarak, Samsun’un sanat camiasındaki öncü kimliğini başarıyla temsil etmektedir.

Bugün gururla ifade etmeliyim ki; SASAD, hiçbir belediyenin veya kurumun doğrudan desteği olmaksızın, tamamen kendi öz kaynakları, üyelerimizin fedakarlığı ve kadirşinas sponsorlarımızın kıymetli katkılarıyla ayakta duran, kendi ayakları üzerinde yükselen bir yapıdır. Sanatı sadece bir hobi değil, bir yaşam biçimi olarak gören bizler, hiçbir dış destek beklemeden, sırf kültürel değerlerimize sahip çıkmak adına büyük bir özveriyle çalışıyoruz.

Samsun dışındaki konserlerimizle, şehrimizin ismini sanatla yüceltmeye devam ederken, en büyük ödülümüz halkımızın teveccühü ve salonları dolduran alkışlardır. Sanatın, her türlü desteğin üzerinde, samimiyet ve inançla var olabileceğini kanıtlayan SASAD; tıpkı köklü bir çınar gibi, Samsun’un sanatsal vizyonunu geleceğe taşımaya kararlıdır.

Bizler, “sanatın kimseye muhtaç olmadan da yaşatılabileceğine” inanan bir iradenin temsilcileriyiz. Bu zorlu ama onurlu yolculukta, gönül bağıyla yanımızda olan herkese teşekkürlerimizi sunarız.

  1. Köşe yazarlığı dışında başka alanlarda da deneyimimiz çalışmalarınız hobileriniz var mı?

“Köşe yazarlığımın yanı sıra edebiyatın farklı alanlarında da derinlemesine çalışmalar yürütmekteyim. Şu an eş zamanlı olarak üç farklı kitap projesi üzerinde yoğun bir hazırlık sürecindeyim. Hedefim; bir hatırat/anı kitabı, bugüne kadar çeşitli gazetelerde kaleme aldığım makalelerimden oluşan bir seçki ve yeni şiir kitabımdan oluşan bu üç eseri aynı dönemde okurlarımla buluşturabilmektir.

Yazınsal çalışmalarımın ötesinde, edebiyatın canlı ve paylaşımcı ruhunu yaşatmak adına Samsun dışındaki farklı şehirlerde düzenlenen şiir dinletisi programlarına aktif olarak katılıyorum. Bu etkinlikler vesilesiyle pek çok kıymetli şair ve yazar dostumla bir araya geliyor, edebiyat dünyasına yeni adım atan genç kalemlerle tanışıyor ve bu sayede edebi çevremi genişleterek kalıcı dostluklar kuruyorum.”

  1. Yaşamınızda size ilham veren kişiler, olaylar, kitaplar oldu mu; olduysa bahseder misiniz?

Tabii ki oldu. Bekle Geleceğim Nezkam şiir kitabım sadece anne şiirlerinden ibaret değil; kitabımızda sevda şiirleri de mevcut. Bekârlık hayatımda her yaz Türkiye’nin farklı yerlerinde arkadaşlarımla tatil yapardım. Her tatil yaptığım şehirde veya ilçede mutlaka bir kız arkadaşım olurdu. O yıllarda güzel, duygusal günler yaşadım. Bu duyguları şiirlerimde de paylaştım, yansıttım.

Tamamen gerçeklerden esinlenerek yazılmış bu şiirleri okurlarıma armağan ettim. Bu hatıralarımın kahramanları, dostlarım bana ilham kaynağı olmuşlardır. İnanın, bunların yanında annemin yaşadıkları da bana çok kez ilham olmuştur.

Kitap olarak mesela etkilendiğim bir eser var: Zana Muhsen’in Nadia’ya Sözüm Var kitabı. Tabii beni çok etkilemiştir. 14 yaşındayken kız kardeşi Zana ile birlikte Yemen’e satılan Nadia’nın; babasının onu tatile gönderdiğini sanıp bütün çocuk safiyetiyle buna sevinirken, birdenbire kendisini yaşça küçük birinin karısı yapılmış hâlde bularak o yaşta çocuk doğurmasıyla dünyası kararan bir çocuğun hikâyesiydi.

  1. Bundan sonrası için kültürel hedefleriniz nelerdir?

Bir şairin kültürel hedefleri, topluma karşı üstlendiği şu dört temel sorumlulukla özetlenebilir:

Dili Korumak: Türkçeyi zenginleştirip güzelleştirerek, dilin yozlaşmasını engellemek ve gelecek nesillere tertemiz bir miras bırakmak.

Hafızaya Bekçilik Etmek: Atasözleri, gelenekler ve tarihi değerleri şiirle ölümsüzleştirerek toplumun kökleriyle bağını koparmamak.

Toplumsal Vicdan Olmak: Sadece güzeli değil, yaşanan adaletsizlikleri ve sorunları da cesaretle dile getirerek toplumun “gözü ve vicdanı” olmak.

Sanatı Halkla Buluşturmak: Şiiri dar kalıplardan çıkarıp; paneller, festivaller ve etkinlikler aracılığıyla insanlarla doğrudan temas ettirmek.

Kısacası şair; dilin koruyucusu, geçmişin tanığı, bugünün eleştirmeni ve geleceğin köprüsü olmalıdır.

  1. Okurlarınıza Samsun halkına gençlere son olarak neler söylemek istersiniz?

Samsun bir “ilk adım” şehri; bu ruhu asla kaybetmeyin. Gençler, merakınız ve tutkularınızla kendi yolunuzu çizin; zorluklar karşısında gösterdiğiniz direnci hayatınıza yansıtın.

Samsun halkı olarak ise köklü mirasımıza sahip çıkarken, gençlerimize alan açıp onları desteklemeye devam edelim. Birlikte üretip, şehrimizin potansiyeline güvenelim.

Ayrıca herkese bol bol kitap ve gazete okumalarını, hatta mutlaka yazmalarını tavsiye ediyorum.

Unutmayın; Samsun bir liman, sizler ise dünyaya açılan yelkensiniz. Çalışmaktan ve hayal kurmaktan asla vazgeçmeyin.

Bu süreç boyunca bana yönelttiğiniz sorularla düşüncelerimi okurlarımla paylaşmama vesile olduğunuz için içtenlikle teşekkür ederim.

Samimi ilginiz ve bu kıymetli platformda bir araya gelmemize katkılarınız, benim için de çok değerli bir deneyim oldu. Umarım bu cevaplar, Samsun’un entelektüel ve kültürel iklimine küçük de olsa bir katkı sunar.

Okuyan, sorgulayan ve değer katan herkese esenlikler dilerim.

Miraç Morçöl