Haftanın Röportaj Konuğu: Eğitimci-Yazar Ahmet Sezgin

Değerli dostlar bu hafta yıllarını eğitime vermiş, öğrencilerinin hayatına dokunarak iz bırakmış duayen bir eğitimciyle Ahmet Sezgin hocam ile birlikteyiz. Keyifli okumalar dilerim."

EĞİTİMCİ-ŞAİR-YAZAR AHMET SEZGİN İLE ÖĞRETMENLİK, ŞAİRLİK, YAZARLIK VE KİTAPLARI ÜZERİNE BİR SÖYLEŞİ

      MÜLÂKAT: Celalettin TUTKUN

      -Kıymetli Ahmet Hocam, sohbetimize başlarken öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Ahmet Sezgin kimdir?

      Ahmet SEZGİN: Değerli hocam, ben 1966 yılında Samsun / Terme’de doğdum. Evci / Miliç İlkokulundan sonra Terme İmam-İmam-Hatip Lisesini bitirdim. 1988’de Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümünden “Peyami Safa’nın Yalnızız Romanı Üzerine Bir İnceleme” adlı lisans teziyle mezun oldum.      

      1989 yılında İstanbul / Kartal Anadolu Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni olarak öğretmenlik mesleğine başladım. Askerlik hizmetini Ankara / Polatlı Topçu ve Füze Okulunda asteğmen öğrenci ve Terme Ortaokulunda asteğmen öğretmen unvanıyla yaptım.

      28 Şubat postmodern darbe sürecinde 1998 yılından 2010 yılına kadar birçok dershanede öğretmenlik ve yöneticilik yaptım. Bir dönem vakıf ve sendikacılık faaliyetlerinde aktif olarak yönetimlerde bulundum. Terme’de Temel Kır Kız Anadolu İmam-Hatip Lisesinde görev yaparken Şubat 2026’da memuriyetten emekli oldum. Çeşitli okul ve kurumlarda eğitim ve kültür alanında seminerler verip söyleşilerde bulunmaktayım.

      1987-1988 yılları arasında bir grup üniversiteli arkadaşla (7 idealist genç olarak) “Mesaj” isimli bir kültür-edebiyat dergisi çıkardık. Deneme, inceleme, biyografi, anı, hikâye ve şiirlerim Güneysu, Mavera, Türk Edebiyatı, İslamî Edebiyat, Kırağı, Ay Vakti, Yedi İklim, Yolcu, Kültür Dünyası, Yeni Dünya, Berceste, Birnokta, Seviye, Diksiyon ve Edebiyat, Samsun Kültür Sanat, Bütünşehir, Dört Mevsim Edebiyat, Halk Edebiyatı, Şehir Defteri, Sebilürreşad, Dil ve Edebiyat, Cümle, Gergef, Bilgi Pınarı gibi dergilerle birçok ulusal gazetede yayımlandı. Terme Bilgi Gazetesinde 17 yıl köşe yazıları yazdım. İnsaniyetnet ve Simurgedebiyat isimli sitelerle bazı dergilerde yazmaya devam etmekteyim. Birçok yarışmada ödüller kazandım. Yayımlanmış 13 kitabım var.

      Türkiye Yazarlar Birliği üyesiyim. Evli olup iki çocuk babasıyım. Bir de torunumuz var elhamdülillah.

      -Hocam, sizi okuyup yazmaya, edebiyata teşvik eden neydi? Ahmet Sezgin, neden yazıyor?

      Ahmet SEZGİN: Elektriği olmayan bir köyde geçen çocukluk dönemimde annemden ve dayımlardan dinlediğim ninniler, maniler, ilahiler, türküler çok etkiliyordu beni hocam.

       Lisedeki öğrencilik yıllarımda çok kıymetli Temel Ayçiçek ile Alattin Engin Hocalarımın teşvikleriyle okuma bilinci kazanmaya başladım. Ömer Seyfettin’in hikâyelerinden, İstiklal ve İslam Şairi Mehmet Âkif’in “Safahat” ile Üstad Necip Fazıl'ın “Çile” isimli şiir kitaplarından, Ahmet Kabaklı ve Ergün Göze’nin fıkra ve denemelerinden çok etkilenmiştim. Edebiyat Öğretmenimizin rehberliğinde derslerde tahlil ettiğimiz Yunus Emre’nin ilahileri, Karacaoğlan’ın güzellemeleri, Fuzûli’nin “Leyla ile Mecnun”u, Âşık Veysel’in “Kara Toprak”, Arif Nihat Asya’nın “Bayrak”, Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş”, Mehmet Âkif’in “Çanakkale Şehitlerine” ve “Bülbül” şiirleri bende şiire karşı büyük bir hayranlık oluşturmuştu.

      Hocam, ben yazmaya gurbette olan babama 7 yaşımdan itibaren yazdığım hasret yüklü mektuplarla başladım ve çok sevdim yüreğimi ve kafamı kalemle kağıtlara dökmeyi. Sonra anı, günlük, deneme, şiir, hikâye vs. Sevgili Temel Hocamın güzel şiir okumam ve güzel kompozisyon yazmamla ilgili takdirleri, sevgili Alattin Hocamın yazar olabileceğimi söylemesi; mektup, günlük, hatıra, deneme ve şiir yazmayı, edebiyatı çok sevmem, beni Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği ile yazarlığa sevk etti.

     Bizim Yunus: “Behey Yunus, sana söyleme derler. / Ya ben öleyim mi söylemeyince?” diyor ya bir şiirinde hocam. Sizin de bildiğiniz gibi yazmak, insanının birçok yarasını iyileştirmekte çoğu zaman. En önemlisi de derdi, davası olan insan, okuyup yazar. Okuyup yazmak, bizim için bir kulluk, ibadet eylemidir aynı zamanda. İlim ve irfanla, akıl ve gönülle tefekkür edip iyi, doğru, hayır, güzel, hak ve hakikat olarak inandığımız, hissettiğimiz şeyleri; şahsi bir üslupla yazarak hayata iz, gönüllere hoş seda bırakmaya gayret ediyoruz hocam.     

      -Bir önceki sorunun devamı niteliğinde bir soru sormak isterim değerli hocam: Sizi etkileyen yazarlar, eserler oldu mu, olduysa hangi yazarlar sizde izler bıraktı?

      Ahmet SEZGİN: Hocam, yukarıda bahsettiğim yazar ve eserlerinden sonra Necip Fazıl’ın farklı türdeki eserlerinden, Peyami Safa’nın “Fatih-Harbiye”, “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” ve “Yalnızız” isimli romanlarından, Yahya Kemal’in şiirlerinden, Halit Ziya Uşaklıgil’in “Mai ve Siyah” romanından, Rasim Özdenören’in “Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler” ve “Gül Yetiştiren Adam” isimli kitaplarından, İsmet Özel’in “Erbain” isimli şiir kitabıyla “Üç Mesele” ve “Taşları Yemek Yasak” isimli denemelerinden, Sezai Karakoç’un şiirleriyle “Diriliş Neslinin Amentüsü”, “İslam’ın Dirilişi”, “İnsanlığın Dirilişi”, “Ruhun Dirilişi” gibi deneme kitaplarından; Tarık Buğra’nın “Osmancık” ve “Küçük Ağa” isimli romanlarından, Mavera dergisini çıkaran Cahit Zarifoğlu’nun “Savaş Ritimleri” romanıyla “Yürekdede ile Padişah” masalından; Erdem Bayazıt, Mehmet Akif İnan, Alaeddin Özdenören’in şiirlerinden; Cemil Meriç’in “Bu Ülke” isimli deneme kitabından, Nihat Sami Banarlı’nın “Türkçenin Sırları” ve “Şiir ve Edebiyat Sohbetleri”nden, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın hikâye, şiir ve “Beş Şehir” isimli deneme kitabından, Abdurrahim Karakoç ve Yavuz Bülent Bakiler’in şiirlerinden, Sait Faik ve Refik Halit Karay’ın hikâyelerinden, Hekimoğlu İsmail’in “Minyeli Abdullah”, Victor Hugo’nun “Sefiller” isimli romanından; Ahmet Günbay Yıldız, Şule Yüksel Şenler gibi yaşayan ediplerden edebî ve fikrî anlamda çok etkilenmiştim. Ayrıca Mustafa Müftüoğlu’nun “Yalan Söyleyen Tarih Utansın”, M. Asım Köksal’ın “Hz. Hüseyin ve Kerbela Faciası”, Sadık Albayrak’ın “Yürüyenler ve Sürünenler” isimli kitaplarından, Emine Şenlikoğlu’nun “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar”, “Seyit Kutub’un “Yoldaki İşaretleri”nden; Mehmet Şevket Eygi, Mustafa Yazgan, Abdurrahman Dilipak, Burhan Bozgeyik, Ahmet Kabaklı gibi yazarların köşe yazılarından da düşünce ve yakın tarih konusunda çok istifade etmiştim.

      E. Nazif  Gürdoğan, Nurettin Topçu, Erol Güngör, Samiha Ayverdi, Muharrem Ergin, Faruk Kadri Timurtaş, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, M. Necati Sepetçioğlu, Hüsrev Hatemi, N. Yıldırım Gençosmanoğlu, Osman Yüksel Serdengeçti, D. Mehmet Doğan, Bahattin Karakoç, Ömer Lütfi Mete, Muhsin İlyas Subaşı, Mehmet Kaplan, Beşir Ayvazoğlu, Feyzi Halıcı, Emin Işık, Mustafa Miyasoğlu, Mehmet Çınarlı, Orhan Okay, Dilaver Cebeci, İsmail Kıllıoğlu, Mustafa Özçelik, Mustafa Ruhi Şirin, Ali Haydar Haksal, Durali Yılmaz, Olcay Yazıcı, Necdet Ekici, Yılmaz Boyunağa, M. Halistin Kukul, Bestami Yazgan, Bahtiyar Vahapzade, Hüseyin Şehriyar gibi yazarlar; Elmalılı M. Hamdi Yazır, Mehmet Zahid Kotku, Said Havva, Ramazan El Buti, M. Esat Coşan gibi İslam âlimleri; İbn Hazm, Muhammed İkbal, Seyit Hüseyin Nasr, Roger Garaudy, Rene Guenon, Aliya İzzetbegoviç, Muhammed Hamidullah gibi Müslüman düşünürler; Tolstoy, Goethe, Dostoyevski,  A. Çehov gibi yabancı yazarlar da üniversite yıllarımda bende iz bırakanlar arasındadır. Aynı yıllarda Mavera, Türk Edebiyatı, Güneysu, İslam, İlim ve Sanat, Kadın ve Aile, Ribat gibi dergilerden de çok istifade etmiştim.

      -Sevgili hocam, siz bir eğitimci-şair-yazarsınız. İki yönlü bir soru sormak isterim: Bir öğretmenin ayrıca yazar sıfatı taşıması eğitimde size nasıl bir katkı sağladı? Ya da bir yazarın öğretmen sıfatı taşıması ona ne gibi katkılar sağlar?

      Ahmet SEZGİN: Sevgili hocam, iyi bir yazar, öğretmenlik yaparken zengin ve güzel Türkçesiyle hem dersini daha etkili ve güzel anlatır hem de yüreklere daha kolay dokunur. Bir yazar-öğretmen; öğrencilerine okuma ve yazma sevgisi ve bilincini aşılamada daha tesirli olur. Öğrenciler, yazar-şair olan öğretmenlerini daha dikkat, heyecan, merak ve zevkle dinleyebilir. Bunları bir yazar olarak öğretmenlik hayatımda da yaşadım. Siz de bir eğitimci-yazar olarak yaşamışsınızdır. Öğretmenlik mesleği olan şair-yazarların mühendislik, hukukçuluk, doktorluk, askerlik, polislik, teknisyenlik, esnaflık, işletmecilik, işçilik gibi başka mesleği olan şair-yazarlara göre daha avantajlı olduklarını düşünüyorum hocam. Çünkü öğretmenlik; şair-yazarlık gibi gönüllere dokunma mesleğidir. Çocukların ve gençlerin yüreklerine dokunan öğretmen-yazar, yaşadığı ve hissettiği şeyleri kullanabilir. Çocuk ve gençler için yazan bir yazar; hitap edeceği okurların bakış açısı ve psikolojini daha iyi bilip üslubunu ona göre belirleyebilir. Sosyal bilimler alanında bir öğretmenin okudukları da şair-yazarlık açısından onu daha fazla besleyebilir diye düşünüyorum hocam.

      -Ahmet Hocam, Türk dili ve edebiyatı öğretmenliği yaparken yakın zamanda emekliliğe ilk adımınızı attınız. Yıllarını eğitime adamış bir eğitimci olarak size sormak isterim: Öğretmen kimdir, toplumda karşılığı nedir ve gerçek bir öğretmen nasıl olmalıdır?

      Ahmet SEZGİN: Hocam, eğitimin temeli olan öğretmenler; toplumumuzun her an muhtaç olduğu manevi doktordur, millet ruhunun ilham kaynağı ve mimarıdır. Öğretmen; kâinatın en şerefli varlığı olan insana güzel bir biçim, renk, ruh vermeye çalışır. Bu sebeple toplumun beyni ve kalbi olan idealist öğretmenler, insanı eğitme davasının sevdalılarıdır.

      Öğrencisinin ve milletinin 20-30 yıl sonrasını hayal edip heyecan ve sorumluluk duyan idealist bir muallimdir hasretini çektiğimiz öğretmen. Her şeyden önce öğrencilerinin yüreklerine sevgi ve merhametle dokunan, kendi medeniyet ve kültür değerlerinden ilham alıp veren, kendisine emanet edilen saf beyin ve gönüllere ufuk açan ve şuurlu bir şahsiyet kazandıran muhabbet fedaisidir.

      Hakiki öğretmen; öğrencilerine bilinçli bir okuma ve düşünmeyle, samimiyet, edep, azim, sorumluluk, öz güven, cesaret, merhamet, adalet, sevgi ve sabırla “ahlak-dil-tarih şuuru”nu kazandırmaya gayret eden, onlarla “aşk medeniyetine yolculuk” eyleyen gül yürekli adamdır. “Türkiye’nin maarif davası”na gönül ve emek veren; öğrencilerine Hak, hakikat, ilim ışığıyla vatan, bayrak, insanlık ve hizmet aşkı veren gönül adamıdır o.

      Özlediğimiz öğretmen; millî ve evrensel düşünen, medeniyet tasavvuru ve bilincine sahip olan, “kültürden irfana” yol alarak “diriliş medeniyeti”ni inşa etme idealini taşıyan münevver bir “diriliş eri”dir. Mehmet Âkif’in özlemini çektiği “Asım’ın nesli”ni yetiştirecek Âkif ruhlu örnek şahsiyettir idealist öğretmen. Ama bugün, idealist öğretmeler de çok azdır; toplumun öğretmene bakışı, verdiği değer ve yüklediği misyon da olması gerekenden çok uzaktır maalesef hocam!

      -Kıymetli hocam, her ne kadar ilk soruda kendinizi tanıtmanızı istesem de siz zaten “Kar Renkli Çocukluğum” isimli otobiyografik bir anı kitabı kaleme aldınız. Üstelik bu eser Türkiye Yazarlar Birliği’nin “Yazar, Fikir Adamı ve Sanatçıları Ödülleri” kapsamında 2024 yılının hatıra türündeki en iyi kitabı ödülüne layık görüldü. “Kar Renkli Çocukluğum” isimli eserinizden ve bahsi geçen ödülden de bahsedebilir misiniz?

       Ahmet SEZGİN: Değerli Hocam, 2024 yılında Ateş Yayınları’ndan çıkan “Kar Renkli Çocukluğum” hatıratıyla 1970'li yıllarda ağırlıklı olarak Samsun / Terme'nin bir köyünde geçirdiğim saf çocukluk yıllarımı (özellikle de ilkokul ve ortaokul yıllarımı) anlatarak hem hayatıma ve yüreğime dokunan ailemle arkadaşlarıma, komşularımıza, akrabalarımıza, köyümüze, mahallemize, Terme’ye, “ömrümün cenneti” çocukluğuma karşı vefa borcunu ödemek hem de çocuk edebiyatı özelinde halk kültürüyle edebiyatına katkı sunmak istedim. Ayrıca bu anı kitabıyla 45-50 yıl önceki Terme ile Türkiye'nin sosyo-ekonomik, kültürel durumunu; “masum Anadolu'nun saf çocukları”nın hak, hakikat, ilim ve irfan yolunda ibretlik çile, inanç, azim, sabır ve başarı hikâyesini; bir şair-yazarın yetişmesine de kaynaklık eden zengin halk kültürüyle anonim halk edebiyatımızı eğitimci-yazar bakışı ve çocuk duyarlılığıyla samimi, akıcı, duru ve edebi bir üslupla kaleme alarak yansıtmaya gayret ettim.

      “Kar Renkli Çocukluğum” isimli kitabımızla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından hatıra dalında 2024 yılının en iyi kitabı ödülüne layık görülmek, yazarlık hayatımızın 40. yılında Erzurum’da 12 Nisan 2025’te yılın yazarı ödülü beraatını almak, benim için çok onur ve şevk verici bir olay oldu hocam. Adıyla okuyup yazmayı öğreten Rabbime şükürler olsun. Bizleri böylesine çok kıymetli ödüle layık gören Türkiye Yazarlar Birliğine, seçici kurula yürekten teşekkür ediyorum. Ayrıca bu kitabımız hakkında çok samimi, güzel yazılar yazan Mehmet Nuri Yardım, Yusuf Dursun, Hüzeyme Yeşim Koçak, Baha Rahmi Özen, M. Nihat Malkoç, Ethem Erdoğan, Osman Aytekin, İsa Çolaker, Onur Emrullah Şavlığ, Seyit Mehmet Şen, Ali Kayıkçı, Yılmaz İmanlık, İbrahim Gültekin, Zeki Ordu, Selim Eroğlu, Seyfi Günaçtı, Yunus Emre Altuntaş, Harun Turanoğlu, Hatice Satgun, Cafer Uzunkaya, Ülkü İrtem gibi değerli yazarlara da çok teşekkür ederim.

      -Nesirleriniz dışında sizin “Güllerimi Ver Anne” ve “Hüzün Yağmurları” isimli kıymetli şiir kitaplarınız da var. Sevgili Hocam, bu eserlerinizden de bahsetmenizi isteyeceğim. Ayrıca şiir nedir, şair kimdir sizce?

      Ahmet SEZGİN: Hem ölçülü hem de serbest tarzda yazdığımız şiirlerden oluşan 108 sayfalık “Güllerimi Ver Anne” isimli kitabımız, 1999 yılında Samsun’da Etüt Yayınlarından çıkmıştı hocam. Birçok acemiliği de barındıran ilk şiir kitabımızla ilgili Abdurrahim Karakoç, Yusuf Dursun, M. Halistin Kukul, Baha Rahmi Özen gibi çok kıymetli şairlerin tanıtım yazıları yazmaları beni çok motive etmişti. “Güllerimi Ver Anne” isimli şiirimin Meçhul Kaptan tarafından kaset ve CD’yle birçok ulusal radyo ve televizyon kanalında okunması da şair olarak tanınmamızda etkili olmuştur.

İlk şiir kitabımdan 21 yıl sonra -2020 yılında- çok beğenilen eski şiirlerimle yeni şiirlerimi bir araya getirerek, 92 sayfalık “Hüzün Yağmurları” isimli ikinci şiir kitabımız Klaros Yayınlarından çıktı. Şiirlerimiz hakkında Şair-Yazar Ercan Ata, Birnokta dergisinde; Şair-Yazar Ali Celep, Haber Edebiyat’ta önemli değerlendirme yazıları yazdılar. Bir şiirimiz Şair Osman Çolak Hocam tarafından halk müziği tarzında, başka bir şiirimiz de Bestekar Özdemir Hafızoğlu Hocam tarafından Türk sanat müziği formunda bestelenip okunmuştur.

      Şiirlerimde en çok “aşk, merhamet, hüzün, hasret, yalnızlık, sabır, ölüm, çile, zulüm, Hak, vatan, yozlaşma, yitik değerler” gibi ferdi ve sosyal temaları işledim.

      Celalettin Hocam, sizin de bildiğiniz üzere edebiyat türleri içinde en etkili, en yaygın, en özgün, en subjektif, en zarif ve sanatlı olanı hiç şüphesiz şiirdir. Belki aynı oranda en çileli sanat dallarından biridir. Tanımı en zor ve şairlerin sayısı kadar çok olan edebî türdür şiir. Bence şiir, yakıcı bir aşkla ruhta çakan şimşeğe estetik bir formda kelimelerle ruh verilmesidir.

Şair; şuur ve hikmet haline getirdiği duygularını (bazen de duygulaşmış düşüncelerini) sözlerini damıtarak en güzel, çarpıcı, veciz, imgeli, ahenkli, duru ve özgün söyleyen kişidir kanaatimizce hocam.

      Büyük sanatkârlar, özellikle şairler, hissedip de ifade edemediğimiz bir duyguyu insana zevk verecek biçimde en güzel işleyen kişilerdir. Nihat Sami Banarlı’nın ifade ettiği gibi: “Milletlerin dillerini seven, anlayan ve ilâhî bir güzellikte kullanan, büyük şairlerdir.” Şairler; dil, kültür, inanç ve zevkinden beslendiği, bağrından çıktığı milletinin karakteri, aynasıdırlar. Şairler, Yunus’un ifadesiyle “gül bahçesinin şen bülbülleri”dir.

      -Yunus Emre’den Mehmet Akif’e, Cemil Meriç’ten Nureddin Topçu’ya, Ahmet Yesevi'den Fuzuli’ye, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a Türk-İslam medeniyetine tesir eden değerlerimiz ile kaybettiklerimizi anlattığınız “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli eseriniz benim sizden okuduğum ilk kitaptır. “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli eseriniz ile daha sonra yayınladığınız “Ayağa Kalk Sakarya” isimli deneme kitabınız bizlere ne mesaj vermek istiyor? Hak ettiği ilgiyi gördüler mi Ahmet Hocam?

 Ahmet SEZGİN: Hocam, “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli 160 sayfalık ilk deneme kitabım, 2014 yılında Etüt Yayınlarından çıkmıştı ilk olarak. Ondan sonra da aynı yayınevinden dört baskı daha yaptı. Bu kitabın “Aşk Medeniyetine Yolculuk” isimli ilk bölümünde “Aşk Medeniyetinin Çocukları”, “Yolumuzun Kandilleri Türk Klasikleri”, “Mutluluğun Sırları”, “Çile ve Sabırla Olgunlaşmak”, “Ruh Mayamız”, “Şiirlerle Gönül Yolculuğu”, “Tarih Şuuruna Ermek”, “Aşk Medeniyetine Yolculuk”, “Fethin Ruhu ve Fatih”, “Osmanlı’nın Yürek Adamları”, “Gönül Aynamız Eskimeyen Musikimiz”, “Ebedîlik Muştusu Ölüm”, “Özgürlüğümüzün Sembolü, Bayrağımız”, “İstiklâlimizin Haykırışı, Millî Marşımız”, “Mutluluğun Anahtarı Denge”, “Şair Nâbî’nin Hz. Peygamber Aşkı”, “İçimizdeki Kaf Dağı’na Yolculuk”, “Edep Yâ Hû”, “Gelin Canlar Bir Olalım”, “Güle ve Lâleye Hasret”, “Gerçek Aşka Çağrı” başlıklı denemelerle muhteşem maziyi istikbale bağlayacak kültür köprüsünü, köklü ve zengin medeniyetimizin kültürel ve ahlaki değerlerini hatırlatıp “kültürden irfana” doğru aşk medeniyetine (hak, hakikat, sevgi, merhamet, adalet, ilim, irfan, edep, güzellik, erdem medeniyetine) yolculuk eylemeye gayret ettim.

      Kitabın “Nerdesin Ey İnsanlık?” isimli ikinci bölümünde ise “Türkçenin Feryadı”, “Dalgalan Ses Bayrağım”, “Kâmus Namustur”, “Kelimelerin İsrafı ve Bozulan Dengesi”, “Kavram Kargaşası”, “Çağdaş Yokuşlarda Entel Takılmak”, “Kitap Okumayan Nesil”, “Neyi Nasıl Niçin Okumak?”, “Çırpınan Gençliğimiz”, “Erdemli Gençlik Yetiştirmek”, “Eğitim Davamız ve Öğretmen Meselesi”, “Taassup ve Hakikat”, “Mankurtlaşan Aydınlar”, “Farkı Fark Et(me)mek”, “Kimlik ve Kişilik Sahibi Olmak”, “Nerdesin Ey İnsanlık?”, “Teknolojiyle İnsanlığın Düşüşü”, “Mevlânâ’yı Anla(ma)mak”, “Hoşgör(me)mek”, “Ağlayabilseydik” isimli denemelerimde de dilimizin feryadını, bozulup fakirleşmesini, bilinçli okumamanın sıkıntılarını, eğitim ve öğretmen davamızın dertlerini, aydın çıkmazımızı, ahlak ve kimlik bunalımlarımızı, gençliğin çırpınışını, kapitalist teknolojinin hayatımıza hakim oluşunu, şuursuz, merhametsiz halimizi akıcı, duru, edebî bir üslupla ele aldım.

      Hocam, 2023 yılında yine Etüt Yayınlarından çıkan “Ayağa Kalk Sakarya” isimli 144 sayfalık deneme kitabımda ise üç yüz yıldan beri gerileyen, iki yüz yıldır Batılılaşma sevdasıyla buhranlar içinde kıvranan, yüz yıldır siyasi ve gönül coğrafyasını kaybeden, son 60 yıldır da çeşitli darbelerle dövülüp krizler yaşayan Müslüman Türk milletinin eğitim, kültür, sanat, toplum ve ahlakla ilgili önemli dertlerini Müslüman bir eğitimci bakış açısıyla Mehmet Âkif, Necip Fazıl, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Sezai Karakoç gibi yıldız şahsiyetlerden ilham alarak millî ve manevi değerlerimizin ışığında akıl, gönül, irfan, kültür, gözlem ve tecrübelerin süzgecinden geçirip “kültürden irfana” uzanarak sade, duru, akıcı, coşkun bir üslupla kaleme aldım.

     Bu iki deneme kitabım hakkında M.Halistin Kukul, Baha Rahmi Özen, Mustafa Uçurum, Ali Özkanlı, Ali Erkan Kavaklı, M. Nihat Malkoç, Halit Yıldırım, Hüzeyme Yeşim Koçak, Süheyla Karaca Hanönü, İlkay Coşkun, Osman Aytekin, Yusuf Dursun, Recep Seyhan, Selvigül Şahin, Seyit Mehmet Şen, Murat Ertaş, Bestami Yazgan, Muhsin İlyas Subaşı, Hasan Fahri Tan, Şahin Taş, Yılmaz İmanlık, Ertan Alp, Hasan Ejderha, Ahmet Doğru, Ali Kayıkçı, Sırrı Çınar, Muhterem Şahin, Zeki Ordu, Suzan Tüter Mumcu, Fatma Pekşen, Nilüfer Zontul Aktaş, Perihan Akçay, Yunus Emre Altuntaş, Yaşar Akgül, Eyyüp Azlal, Yıldırım Türk, Mustafa Ökkeş Evren, Ahmet Sandal, Bekir Şişman, İsa Akgül, Cengiz Yalçın gibi birçok değerli yazar tarafından kıymetli tanıtım ve değerlendirme yazıları yazıldı. Ayrıca TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu, “Ayağa Kalk Sakarya” kitabımızla ilgili bizimle söyleşi yaptı.

      Bu deneme kitaplarım, duyarlı ve kitapsever öğretmenler (Mustafa Bal, Halit Sunay Akhisar, Yavuz Küser, Yusuf Bilgili, Mevlüt Demir, Yakup Ar, Mustafa Baş, Aykut Fidan, Hasan Güneş, Seyfullah Taş, İsa Güney, İsmail Öz, Murat Özçelik, Hüsamettin Aydemir, Haşim Sağlam, Yusuf Ziya Gürler, Abdurrahman Murtazaoğlu, Ali Düzgün, Tuncay Öztürk, Emrullah Şavlığ, Oğuzhan Saygılı, Nejdet Güneysu, Erkan Kesimoğlu, Selda Efiloğlu, Mustafa Köneçoğlu, Ali Bal, Hasan Çelik, Süleyman Ak, Mustafa Ocak, Yetkin Danacı, Sinan Keskin, Hasan Hüseyin Süzen, Mehmet Ali Var, Cemil Gündüz, İsmail Zorba, Selami Torun, Ziya Aktaş, Nigar Goluoğlu, Ayhan Gümüş, Çakır Ahmet Bilgin, Uğur Baştan, Esra Ketenci, Abdullah Fidan, Ömer Soylu, Burak Akarsu, Mehmet Yazar …) tarafından da çok beğenilip Samsun, Ordu, Amasya, Tokat, Gaziantep, Kahramanmaraş, Muğla, Ankara ve İstanbul’daki bazı liselerde proje olarak okutuldu hocam. Vesile olup emek veren kıymetli hocalarımızdan Allah razı olsun.

 -2020 yılında yayımlanan “Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız” isimli çok kıymetli derleme kitabınızdan bahsetmenizi isteyeceğim hocam. “Ses bayrağımız” Türkçemiz hakkında neler söylersiniz, kitabınızda verdiğiniz mesajlar nelerdir? Bu özgün derleme kitabınıza edebiyat, kültür ve eğitim camiasından önemli ölçüde bir ilgi oldu mu?

Ahmet SEZGİN: Hocam, malumunuz olduğu üzre hayata, dünyaya, kendimize dil aracılığıyla anlam veririz. Ana dilimizle düşünür, ana dilimizin mantığıyla hayatı görüp “medeniyet tasavvuru” geliştiririz. Dilimiz; edebiyatımız, musikimiz, gönül sesimiz, tarihimiz, millî mirasımız, ilmimiz, irfanımız, haysiyetimiz, kimliğimizdir. Kısaca kültür köprümüz, ana yurdumuz, söz ve “ses bayrağımız”dır Türkçemiz.

Bir zamanlar dünyanın en zengin şiir ve müzik dili olmayı başarmış Türkçenin öz yurdunda garip muamelesine tabi tutulması, fakirleştirilmesi, milletimize ve medeniyetimize yabancılaştırılması, yozlaştırılması, kirletilmesi, musikisinin bozulması, feryat etmesi; hem bir Türk dili ve edebiyatı öğretmeni hem de bu dille konuşup yazan bir şair-yazar olarak beni derin bir şekilde yaraladı hocam.

Öztürkçecilik (tasfiyecilik) hareketiyle dilin fakirleşmesi ve bir “uydurma dil”in oluşturulması, yabancı kelime hayranlığıyla dilimizin kirletilmesi ve yabancı dil işgali, yabancılaşma, yabancı dille eğitim hastalığı ve “Türkçeden kaçış”, noktalama ve imlâ hataları, anlatım bozuklukları, telaffuz, vurgu ve tonlama yanlışları, basın organlarındaki akıl almaz özensizliklerle lisanımızın bozulması, günlük dille şarkı ve dizilerdeki sözlerin argolaşması, internette “dijital dil”in oluşması, kavram kargaşası, terim türetme ve sözlük yapma gibi dil meseleleri; beni derin derin düşündürdü yıllarca.

       İstedim ki, bu kitapta yer verdiğim Türkçe meseleleri ve davasıyla ilgili metinlerin her biri; yüreklere dokunsun, insanları düşündürsün, dertlendirsin, gaflet uykusundan uyandırıp ayağa kaldırsın. Bu derin dil yarasına, ilim ve kültürün ışığında Türkçe sevgisi ve bilinciyle bir millî neşter vurulsun istedim. Öyle hayal ettim ki bu kıymetli yazılar, herkesin millî ve manevi değerlerimize sahip çıkacak bir dil şuuruna ererek zengin, güzel ve sade Türkiye Türkçesiyle konuşma ve yazmasına vesile olsun. Dil davamıza sahip çıkalım ki, “Türk’ün en muhteşem türküsü” olan Türkçemiz; sevgiyle, şiirle ve şuurla söylensin.

       20 yıllık geniş, titiz ve çileli bir araştırmanın ürünü olan “Türkçenin Feryadı ve Dil Davamız” isimli 416 sayfalık derleme çalışmamızın; başta eğitim, ilim, kültür, sanat, basın-yayın camiası olmak üzere toplumun bütün kesimlerinde Türkçe sevgisi ve duyarlılığıyla birlikte “millî kültür ve ana dil bilinci”nin oluşmasında; dil davamıza, çok önemli bir memleket ve kültür meselesine sahip çıkılmasında önemli bir katkısı olur inşallah hocam.

      Bu kitabımızla ilgili olarak Sevinç Çokum, Mustafa Özçelik, Mehmet Nuri Yardım, Şakir Kurtulmuş, M. Halistin Kukul, Prof. Dr. Mustafa Özbalcı, Prof. Dr. Hasan Akçay, Nuray Alper, Osman Aytekin, M. Ali Köseoğlu, Murat Ertaş, Aysen Akdemir, Süheyla Karaca Hanönü, İsmail Zorba, Ali Kayıkçı, Bekir Oğuzbaşaran, Reşit Güngör Kalkan, Behçet Gülenay, Mehmet Kurtoğlu, Suzan Tüter Mumcu, Ahmet Doğru, Ali Özkanlı, Mehmet Ali Abakay, Zeynep Sati Yalçın, Mustafa Ökkeş Evren, Yunus Emre Altuntaş, Sündüs Arslan Akça, Sevgi Korkusuz, Fatma Pekşen, Ali Göçer, Adem Karafilik, Canan Olpak Koç, Serpil Tuncer, Ercan Köksal, Mahmut Erdemir, Yılmaz İmanlık, Celal Demir, Ahmet Seven, Hasan Fahri Tan, Zeki Ordu, Adnan Şenel, Süleyman Pak, Gurbet Duymuş, H. Hale Akın, Hatice Toprak Çevik, Ahmet Ufuk Erkan, İsa Koyuncu gibi kıymetli yazarların tanıtım ve çok güzel değerlendirmelerde bulunması beni çok mutlu etti. Özellikle de Şair-Yazar Yavuz Bülent Bakiler Üstadın beni telefonla arayıp bu kitapla ilgili beni yürekten tebrik edip takdirlerini bildirmesi, Şair-Yazar Mustafa Özçelik Hocamın bu kitap hakkında “Anadolu’da 2020 yılında dil alanında en iyi kitabı” ifadesini kullanması, TRT Erzurum Radyosu’nun kitap hakkında canlı yayında söyleşi yapması, Eğitimci-Yazar Adem Karafilik’in BBN TÜRK’te kitabımızı tanıtması, Yazar-TV Programcısı Uğur Canbolat’ın bu kitabımızla ilgili geniş bir mülâkat yapıp bir gazetede yayımlaması bizi çok onurlandırıp şevklendirmiştir. Çok teşekkür ederim duyarlılık gösterenlere.

       -Kıymetli hocam, siz bir eğitimci-yazar duyarlılığıyla ilkokul ve ortaokul öğrencileriyle gençler için çok kıymetli hikâye antolojileri de hazırlayıp yayımladınız. Bu eserlerin var olma nedeni neydi? Amaçlarınıza ulaşabildiniz mi?

       Ahmet SEZGİN: “Kırk Yazardan Kırk Hikâye” isimli 160 sayfalık kitaptaki ürünlerin; 8-10 yaşlarındaki çocukların dil gelişimi ve anlama seviyelerine uygun, iyi kurgulanmış, anlayabilecekleri sade bir dille yazılmış, Türkçeyi doğru ve güzel kullanmalarını sağlayan, duygu ve düşünce dünyalarını, hayata bakış açılarını zenginleştiren; onlara okuma ve Türkçe zevkiyle birlikte doğru düşünme ve davranma alışkanlıkları kazandıran; çocukları eğitirken eğlendiren, ilgi çekici, akıcı ve güzel hikâyeler olmasına özen gösterdim.

       208 sayfalık “Ortaokullar İçin Hikâye Seçkisi”nde yer verdiğim hikâyelerin sevgi, saygı, edep, nezaket, dostluk, kardeşlik, aile bağları, misafirperverlik, vefa, merhamet, şefkat, iyilik, yardımlaşma, takdir ve teşekkür etme, pişmanlık, fedakârlık, alçakgönüllülük, affetme, hoşgörü, adalet, dürüstlük, çalışma azmi, sorumluluk, yaşama sevinci, mutluluk, özgüven,  sabır, cesaret, kahramanlık, özgürlük, insan ve hayvan hakları; Allah, vatan, millet, bayrak, dil sevgisi gibi millî, manevi ve insani değerleri işleyerek çocukların kişiliklerini geliştirici, ruhi ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayıcı özelliklerini dikkate aldım. Özellikle de Türkçe Dersi Öğretim Programı’ndaki kazanım ve temalara uygun hikâyeler seçmeye gayret ettim.

       “Gençler İçin Hikâye Antolojisi” isimli 416 sayfalık kitap için Tanzimat’tan günümüze, ağırlıklı olarak İstanbul Türkçesiyle yazılmış en güzel hikâyeleri seçerken ürünlerin; gençlerin seviye ve duygu dünyalarına uygun, estetik yönden gelişmelerine fırsat veren, dil ve edebiyat yönünden iyi kurgulanmış; ana dillerini iyi kullanarak dinleme, okuma, konuşma ve yazma yeteneklerini geliştiren; onların hayal güçlerini harekete geçiren, duygu ve düşünce evrenini genişleten, ilgi çekici, güzel hikâyeler olmasına büyük özen gösterdim. Bu üç hikâye seçkisinin her seviye ve yaştaki evlatlarımıza değerler eğitimiyle birlikte dil zevki ve okuma alışkanlığı kazandıracağına inanıyorum. Türkçe ve edebiyat öğretmenleriyle bilinçli veliler; öğrencilerini bu kitaplarımızla buluşturur inşallah hocam.

       Bu kitaplarımızla ilgili Mehmet Nuri Yardım, Nuray Alper, Baha Rahmi Özen, Süheyla Karaca Hanönü, İsmail Zorba, Selvigül Şahin, Mehtap Altan, Murat Ertaş, Ahmet Doğru, Zeynep Sati Yalçın, Yıldırım Türk, Bekir Tuncer Salihoğlu, Üzeyir Gündüz, M. Ali Köseoğlu, Seyit Mehmet Şen gibi değerli yazarlar güzel değerlendirmelerde bulundu. Az sayıda da olsa duyarlı eğitimciler, kitaplarımızla ilgili okullarda okuma projesi veya okur-yazar buluşması gerçekleştirdi. Mustafa Bal, Zekeriya Gümüşoğlu, Rahmi Sekme, Sedayi Altun, Celal Kurt, Orhan Kartal, Faruk Aydın, Haşim Beder isimli idarecilerle Hakan Seçkin, Furkan Sezgin, Aynur Aydın, Esra Zehra Bingöl, Fethiye Torun, Mustafa Özden, Yılmaz İmanlık, Kağan Sonkaya, Sultan Aydın, Hüseyin Uysal, Murat Güleç, Arif Çerkez isimli eğitimcilere kitaplarımızı okutma duyarlılıkları sebebiyle çok teşekkür ederim.

       -Bundan sonrası için elbette velut ve güzel kaleminiz üretmeye devam edecektir diye düşünüyorum değerli hocam. Bundan sonrası için eser anlamında ufukta hangi planlarınız var?

       Ahmet SEZGİN: Evet, muhterem hocam, yeni kitaplar var ufukta inşallah. Öncelikle biriken hikâyelerimi, öğretmenlik hatıralarımı, inceleme yazılarımı ayrı ayrı yayımladıktan sonra uzun yıllar üzerinde kafam yorduğum bir eğitim romanı yazmayı hayal ediyorum. Bunların dışında İstiklal ve İslam Şairi Mehmet Âkif’i çok yönlü tanıtan bir kitapla “yolumuzu aydınlatan yıldızlar”ın biyografilerini de yazmayı düşünüyorum Allah nasip ederse.

      -Son olarak okurlarınıza, yıllarca yetişmeleri için emek verdiğiniz gençlere neler tavsiye edersiniz Ahmet Hocam?

      Ahmet SEZGİN: İstiklal Şairi Mehmet Âkif’in özlediği “Âsım’ın nesli” olmaya aday gençlerimize her şeyden önce millî ve manevi değerlerimize bağlı, erdemli, merhametli, namuslu, dürüst, fedakâr, vefalı, saygılı, hoşgörülü, cesur, edepli, adaletli, kültürlü, çalışkan, hakikatperver insan olmak için çok gayret etmelerini tavsiye ederim. Kendilerini küresel, modernist, kapitalist, dijital hegemonyaya kurban etmeden “adam gibi adam yani iyi insan olmak” en büyük gayeleri olsun.

      İstikbalimizi emanet edeceğimiz gençlerimiz, “din-dil-tarih şuuru”yla kendilerini çok yönlü ve şahsiyetli olarak en güzel şekilde yetiştirmeye çalışsınlar. Allah, vatan, millet, ümmet ve insanlık davası yolunda hak ve hakikat üzere ellerinden, beyin ve gönüllerinden gelenin en iyisini yaptıktan sonra Allah'tan hayırlı olanı nasip etmesi için dua etsinler. Zaferden değil, seferden sorumlu olduklarını; sınavların, hayatlarının asıl gayesi değil sadece birer araç olduğunu unutmasınlar. Allah’a, ailesine, öğretmenlerine, gönül erlerine, milletimize, kendilerine ve yeteneklerine güvensinler.

      Yazmaya hevesli gençlerimize ise öncelikle geçmişten bugüne kadim ve zengin edebiyat-kültür geleneğimizi iyi takip edip büyük ediplerimizin eserlerini titizlikle okumalarını, dil ve üsluplarına dikkat etmelerini; Türkçemizi sevip en doğru şekilde kullanmalarını, bol ve bilinçli okuyup öz ve güzel yazmalarını tavsiye ediyorum.

       -Bu güzel ve faydalı söyleşi (mülakat) için çok teşekkür ederim sevgili hocam.

       Ahmet SEZGİN: Ben de size çok teşekkür ederim kıymetli hocam. İnşallah yüreklere dokunur bu samimi söyleşimiz. Bizleri okuyanlara selam, dua ve muhabbetlerimi sunuyorum.