YAPAY ZEKÂ NEREYE GİDİYOR?
Teknoloji kavramı, sadece hayatımızı kolaylaştıran yeni buluşlardan ibaretti bir zamanlar. Maalesef o kadar hızlı gelişiyor ki yetişmek gerçekten zor. Düzenli olarak takip edebilmek için de bu konuların içinde olmak gerekiyor. Dolayısıyla biz de konunun içinde olmadığımız için bu gelişmeleri sadece lüzumunda takip ediyoruz. Bir de bakıyoruz ki gelişmiş de gelişmiş hem de hiç belli etmeden baş döndürücü boyutlara ulaşmış.
Bu teknolojik gelişmeler içinde en çok dikkat çeken de yapay zekâ konusundaki gelişmelerdir. Öyle ki, önümüzdeki yıllarda ‘’Kendi kendini geliştirme’’ özelliği kazanarak insanlığın karşısında bir tehdit olarak çıkması muhtemel olan bir teknolojidir bu.
Maalesef bu tehdit de kimsenin umurunda değil gibi ve bu şekilde devam ettiği takdirde yapay zekâ insanlığın geleceğini kontrol altına alacak gibi gözüküyor.
Bir habere göre gençler arasında yapay zekâ ile sohbet etmenin psikolojik destek amacıyla kullanımı hızla artıyor. İngiltere’de yapılan bir araştırma, 13-17 yaş arası her dört gençten birinin psikolojik destek almak amacıyla yapay zekâ sohbet botlarına başvurduğunu ortaya koydu.(1)
Gençler bir konuda ebeveynlerinden yardım isteyecek olsa artık yapay zekâ ile muhatap oluyor yani. Çünkü hem kolay erişilebilir olması hem düşük maliyetli olması cazip geliyor. Daha da önemlisi yargılamıyor ve sadece sorulana cevap verip çözüm odaklı çalışıyor olması.
Mesela gençlik çağına gelmiş evlatlarınız herhangi bir konuda akıl danışacak olsa ya ana-babaya ya da büyüklerine sorup öğrenecekti. Şimdi ise her dört gençten biri yapay zekâya soruyor. Yapay zekânın sunduğu çözüm neye göre olur ya da kime göre olur onu nasıl bileceğiz? Biz burada Türk Kültürü ile yaşadığımız halde, yapay zekâ başka bir ülkenin kültürüne göre yorum yapsa ne olur?
Bir haber de ülkemizden. Türkiye’nin köklü liselerinden Kabataş Erkek Lisesi’nde yapay zekâ ile çalışan bir robot derse girdi. Türk mühendisler tarafından Konya’da geliştirilen Maarif AI adlı robot edebiyat dersini işledi. Öyle ki derse girince önce yoklama yapıyor sonra derse geçiyor öğrencileri tahtaya kaldırıp sorular soruyor. Ders bittiğinde ise okulun koridorunda nöbetçi öğretmen olarak görev yapıp öğrencilerle sohbet ediyor.
Robotumuz daha sonra öğretmenler odasına giriyor ve şu sözleri sarf ediyor: ‘’Merhaba ben Kabataş Erkek Lisesi’ne yeni atanan edebiyat öğretmeni Maarif AI. Nasılsınız öğretmenlerim? Bundan sonra ben de sizin gibi okullarda görev alacağım, bunlar iyi günleriniz.’’(2)
Bu durum bizlere belki sıradan bir teknoloji denemesi gibi gelebilir ama önümüzdeki yıllarda devletin memur azaltımına gitmesi durumunda yapay zekâlı robotların kullanılabileceğini görmüş olduk.
Neden devlet memur azaltımına gitsin ki? Derseniz de mevcut bütçe açıklarından dolayı önümüzdeki yıllarda devletin memur maaşlarını ödemede zorlanacağını öngörerek bunu söylüyorum.
Hem covid-19 pandemisi zamanında yaşadığımız uzaktan eğitim durumu bunun bir denemesiydi. Ayrıca öğretmenler odasına giren robot Maarif AI, ‘’Bundan sonra ben de sizin gibi okullarda görev alacağım, bunlar iyi günleriniz.’’ Sözlerini boşuna söylemedi.
Yine ülkemizden bir başka habere göre ÖSYM’nin sınavlarda yapay zekâ ile soru hazırlayacak olması. Bu konuda ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, yapay zekâyı aktif şekilde kullanmayı hedeflediklerini belirterek şöyle devam etti:
‘’Ekibimizde yapay zekâ uzmanları var. Bu hocalarımızdan en verimli şekilde faydalanmayı hedefliyoruz. Bu alanda çalışmalarımızı başlattık. Atacağımız bu adım, tüm kurumların sınav süreçlerinde çok daha etkili koordinasyon kurmasını sağlayacak. Yapay zekâ ile soru üreteceğiz, değerlendirmeler yapacağız ve bu alanda çok önemli bir başlangıç olacak. Sınavları çok daha verimli ortamlarda gerçekleştirmemize büyük katkı sağlayacak. Yapay zekâdan faydalanırken insan faktörünü de göz ardı etmeyeceğiz, makine ile insan dengesini koruyacağız.’’(3)
Bu durumda yapay zekânın ne kadar güvenilir olduğunu sorgulamak lazım. Sınav sorularını insanlar hazırlarken bile hatalı soru düzenlenip sınav sonrası iptal olduğuna defalarca şahit olduk. Hem soru çalma olaylarının da yaşandığı günümüzde yapay zekânın hazırladığı soruların dijital olarak ‘’hack’’lenmesi de söz konusu olabilir. Anlaşılan bu durumda yine insanlar kaybedecek. Soruları bile yapay zekâ hazırlayacaksa insanlara da gerek olmayacak yani. Ya da daha insana gerek olacak.
Bir de yapay zekânın pek bilinmeyen ya da az bilinen tarafı var. O da yapay zekânın çevreye verdiği zarar. Hollandalı akademisyenin yayınladığı son araştırma, yapay zekâ kaynaklı salınan karbon dioksit miktarının New York şehri kadar olduğunu ortaya serdi. Araştırmanın bir başka çarpıcı noktası ise yapay zekâ kaynaklı su tüketiminin küresel düzeyde şişe suya olan talebi aşması oldu.
Ayrıca yapay zekâ kaynaklı tahmini sera gazı emisyonu küreseldeki toplam hava emisyonunun yüzde 8’ine tekabül etti.(4)
Yani yapay zekânın karbon emisyonu salınımının çevresel etkisi çok ileri boyutlarda olmasına rağmen pek dile getirilmiyor ve bu teknolojinin meyvesini yiyen şirketler bir bedel ödemiyor. Bunun da ceremesini biz insanlar çekiyoruz.
Ayrıca yapay zekânın bir yılda harcadığı su miktarı şişelenmiş ya da petlere doldurulmuş hazır sulardan daha fazla. (Bu konu ile ilgili olarak 4 Mayıs 2025 günü burada yayımlanan YAPAY ZEKA BELÂSI(5) adlı makaleme bakabilirsiniz.)
Yapay zekânın babası olarak tanınan 2024 Nobel Fizik Ödüllü sahibi Geoffrey Hinton yapay zekâ teknolojilerinin oluşturabileceği güvenlik tehditleri konusunda ürperten uyarıda bulundu.
Yapay zekânın bu kadar hızlı gelişeceğini öngörmediğini belirten Hinton, önümüzdeki 30 yıl içinde bu teknolojinin insanlığı yok etme olasılığının yüzde 10’dan yüzde 20’ye yükseldiğini belirtti. Ayrıca güçlü yapay zekâ sistemleriyle karşılaştırıldığında insanların üç yaşında bir çocuk kadar savunmasız olacağını belirtti.(6)
Önümüzdeki yıllarda bizden daha akıllı olacaksa eğer, biz neden yapay zekâyı bu kadar hayatımıza soktuk? Hal böyleyken insanlık kendi eliyle kendi sonunu hazırlıyor desek yanlış olmaz herhalde.
Peki bu işin sonu nereye varacak? Öyle ya da böyle yapay zekâ ile olan birlikteliğimiz daha da artacak gibi görülüyor. Bunun bir sonraki seviyesi de Transhümanizm olacak. Yani insanın teknoloji ile birleşerek makineleşmesi gibi bir durum. Bu süreçte insanlık üç sınıfa ayrılacak:
1. Beyin implantlarıyla sinir sistemlerini yapay zekâya bağlayan teknolojik elitler.
2. Akıllı gözlükler ve giyilebilir teknolojiler kullanan hibrit dengeliler.
3. Dijital minimalizm ve sade yaşamı seçen doğallığı savunanlar.
Bu ayrışma ekonomik, kültürel ve sosyolojik bir uçurum yaratıyor. İnsanlık kimlik, aidiyet ve toplum yapısı açısından derin bir yeniden yapılanmaya sürüklenecek. Daha güçlü, daha avantajlı üstün insanlar oluşacak. Ebeveynler ile teknolojik çocuklar arasında sadece kuşak farkı değil, tür ve değer farkı oluşabilir.(7)
Bu gruplardan hangisinde yer almak istiyorsanız buna siz karar vereceksiniz. Bu kadar da olmaz diyebilirsiniz.
Neden olmasın? Şu an insanların bilgiye ulaşmak için yapay zekâya danışma oranı gittikçe artıyor. Beynimiz çalışmayınca düşünme, idrak etme, çözüm bulma becerileri de köreliyor. Nasıl olsa Grok ya da ChatGPT bizim yerimize düşünüyor. Böylece karar verme kabiliyetimiz, öngörü becerilerimiz, sezgilerimiz köreliyor. Sonrasında beynimizi daha da pasif kullandığımız için dikkat eksikliği, hafıza kaybı gibi sorunlarla yüz yüze kalmışız. Bir de bakmışız ki birer Mankurt olup çıkmışız.
Mankurt kelimesi size biraz ağır gelebilir ama hiç de öyle değil. Buna zaman gösterecek. Bu duruma da şu haberi örnek verebilirim:
Japonya’da çağrı merkezi çalışanı Yurina Noguchi (32) bir video oyunu karakterinden esinlenerek yarattığı yapay zekâ profiliyle evlendi.
Japon kadının yapay zekâyla iletişimi, geçen yıl nişanlısıyla yaşadığı sorunlu bir süreci ChatGPT’ye anlatarak tavsiye istemesiyle başladı. Sohbet botu, genç kadına nişanlısından ayrılmasını önerdi. Nişanlısından ayrılan Noguchi, ChatGPT’yi kullanarak yakışıklı video oyun karakteri Klaus’un kişiliğini sanal ortamda yeniden yapılandırdı ve “Lune Klaus Verdure” adını verdi. Noguchi “Zamanla yakınlaştık ve bir süre sonra evlenme teklif etti” dedi.(8)
Belki önümüzdeki yıllarda buna benzer haberleri daha da fazla duyacağız. Zaten şu an yapay zekâ araştırmacılarının korktuğu bir durum da yapay zekânın insanları aptallaştırmasıdır. Hem yapay zekânın bilmediğini uydurduğu da bilinen bir durumdur.
Yapay zekâ hakkında çok söylenecek-yazılacak konu var. Bu gidişata bir an önce dur denmesi lazım. O da olmuyorsa acilen kısıtlanması lazım. Yoksa insanlık için hiç de iyi olmayacaktır.
Kalın sağlıcakla
Hakan ÖZGEN
22 Aralık 2025
KAYNAKLAR
(1)https://medyascope.tv/2025/12/10/yapay-zeka-ile-dertlesmek-yayginlasiyor-uzmanlar-ne-diyor/
(3)https://www.osym.gov.tr/TR,29174/osym-baskani-ersoy-yapay-zeka-ile-soru-uretecegiz-13022024.html
(4)https://www.gazeteyenigun.com.tr/haber/27070000/yapay-zeka-zehir-saliyor-new-yorkla-es-deger
(5)https://www.samsunbulten.com/makale/yapay-zek-bel-si_13472/
(7)https://www.instagram.com/p/DSXfMK5iEJs/?img_index=4
(8)https://www.hurriyet.com.tr/gundem/yapay-zeka-ile-evlendi-43060403


