Seçim Korkusu, Lüks Otel ve Çürüyen Sendika!

Seçim Korkusu, Lüks Otel ve Çürüyen Sendika!

YILDIRIM DEMİRCİ 

Sendika Seçimlerinin yaklaştığı bugünlerde Memur-Sen tarihinde ilk kez konfederasyona bağlı tüm sendikaların ve komisyonların lider kadrolarının tamamının aynı yerde ve aynı zamanda katılımlarıyla gerçekleştirilen bu toplantı, tabanda desteği kalmayan Ali Yalçın’ın seçimi kaybetme korkusu ve paniğidir.

Memur-Sen’de artık gerçekler saklanamıyor.

Panik büyüyor, korku derinleşiyor, vitrin parlatılıyor.

Seçimlerin yaklaştığı bugünlerde, Memur-Sen tarihinde ilk kez tüm sendikaların ve komisyonların lider kadrolarının aynı anda, aynı mekânda toplanması bir “buluşma” değil; açık bir korku refleksidir. Bu organizasyonun adı konulmalıdır: Bu, tabanda desteğini kaybeden Ali Yalçın yönetiminin seçim paniğidir.

Ramazan ayında üyesine bir iftar sofrasını çok görenler, Kızılcahamam’ın ultra lüks termal otellerinde üç gün süren şatafatlı bir organizasyon düzenliyor. Üyenin alın teriyle oluşan bütçe, “teşkilat buluşması” adı altında harcanıyor. Havuzlar dolu, masalar dolu, fakat vicdanlar boş.

Bugün gelinen noktada sendika, emek mücadelesinin adresi olmaktan çıkmış; bir konfor alanına dönüşmüştür.

Soru Soramayanların Sendikası

Bu yapının en büyük sorunu bellidir:

Soru sorulamıyor. Hesap sorulamıyor.

Profesyonel maaşlı bir lider kadro, iradesini küçük menfaatlere ipotek etmiş durumda. Alkışlarla sahnelenen bir tiyatro oynanıyor ve herkes rolünü biliyor. Ama unutulan bir şey var:

Seyirci artık oyunu fark etti.

Sendika bütçesi nasıl kullanılıyor?

Genel başkanın maaşı ne kadar?

Mal varlıkları neden açıklanmıyor?

Aile ilişkileriyle kurulan yapılar neden denetlenmiyor?

Bu soruların hiçbirine cevap yok. Çünkü şeffaflık yok. Çünkü hesap verebilirlik yok.

Ve tarih bize şunu öğretir:

Şeffaf olmayan her yapı önce vasatlaşır, sonra yozlaşır ve en sonunda çürür.

Algı Siyaseti Ve Gerçekler

Ali Yalçın yıllardır algıyla yönetmeye çalıştı.

Ama artık gerçekler algıyı parçalıyor.

2018 seçimleri baskıcıydı.

2022 seçimleri baskındı.

Demokrasi ise sadece tabelada kaldı.

Bugün kürsülerde “kardeşlik” nutukları atanlar, dün özgür basını susturmaya çalışıyordu. Bugün “refiklik” diyenler, dün rekabeti tahakkümle bastırıyordu.

Söylem başka, eylem başka.

Ve teşkilat bunu görüyor.

Toplu Sözleşme Masasının Hüsranı

On yıl. Altı toplu sözleşme.

Sonuç? Hayal kırıklığı.

Memurun yüzü gülmedi.

Ama anlatılan hikâyeler hep “kazanım” oldu.

0,5 puanlık artışla tarihe geçen bir imza…

Hakem Kurulu’na güvenmediğini söyleyip iki gün sonra üye gönderen bir irade…

Bu tablo, temsil değil; teslimiyettir.

Panik Toplantıları Ve Kaçış Planı

Türkiye Buluşması bir ilk olabilir.

Ama bu bir başarı değil, bir alarmdır.

Çünkü lider kadro biliyor:

Sandık yaklaşıyor ve zemin kayıyor.

Bu yüzden seçimleri yaz ortasına sıkıştırma ihtimali konuşuluyor. Üyenin olmadığı, sesin çıkmadığı bir zaman dilimi…

Yani demokrasi değil, zamanlama mühendisliği.

Ama gerçek şu:

Üye artık sadece “aidat ödeyen sayı” değil.

Dip Dalga Geliyor

Bugün tabanda bir hareket var.

Sessiz ama güçlü.

Yavaş ama kararlı.

Bir milyon üyenin iradesi, birkaç koltuğun hesaplarını boğacaktır.

81 il temsilcisi, 146 şube başkanı;

Ömürleri tükenmiş bir anlayışı ayakta tutamayacaktır.

O lüks oteller, o konfor alanları, o şatafatlı toplantılar…

Hepsi beyhude.

Sandık geldiğinde, gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu nüksedecektir.

Yeni Bir Yol Mümkün

Artık yeni bir söz, yeni bir kadro, yeni bir duruş gerekiyor.

Erdemliler Hareketi;

Koltuk için değil, değer için yürüyenlerin hareketidir.

Bu hareket;

Sendikayı yeniden emekçinin buluşma adresi yapacak,

Ekmeği büyütecek,

Emeği büyütecek,

Adaleti büyütecek,

Umudu büyütecek.

Ve en önemlisi de,

Korkuyu değil; üyenin iradesini yönetime hâkim kılacaktır.

                                                                                                              Yıldırım Demirci

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Nebi ERGÖREN 30 Mart 2026 20:46

    Eğitimciler Birliği Sendikası 2018 Delege ve arkasından yapılan Şube Seçimleri, tamamı ile İllerdeki üst düzey bürokrasinin, mevcut Genel Merkez ve Şube Yönetimlerinin adaylarını desteklemesi ve alternatif listeleri baskısı ile gerçekleşti... 2022 Seçimlerinde ise bir iki şube hariç, tüm diğer şubelerde müdürler delege atandı ve mevcut Şube-Genel Merkez Yönetimleri bu şekilde oluşturuldu... O kadar kibre kapıldılar ki, artık hukuk-kanun-yönetmelik-tüzük tanımaz hale geldiler... Bu durum vicdansızlığı ve hayasızlığı doğurdu... Artık akçeli (Kuşadasında TOKİ arazisine yaptırılan villalar, v.s) işlere girdiler... Son zamanlarda çeşitli yer ve zamanlarda Yereldeki teşkilat yöneticilerine nefse hoş gelecek etkinlikler-toplantılar düzenleyerek, kendilerine bağlamaya çalışıyorlar... Ama emin olun ki üye nezdinde herhangi bir karşılıkları yok... Bunlar Genel Merkezin son çırpınışları... "Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır. Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır...." Rant Sendikacılığı bitecek, Emeğe-Değere-Erdeme önem veren sendikacılık devri başlayacak, İnşeallah...