MİDE İLE CEP ARASINDA KALDIK
İran bugün ciddi bir kargaşanın içinde. Sokaklar eylemlerle dolu, devlet otoritesi zorlanıyor. Açık konuşmak gerekirse, hiç bu kadar İran’ı savunmamıştım. Çünkü İran’da bir rejim değişikliği olursa bunun bedelini sadece İran değil, bölgede en çok Türkiye öder. Bu gerçeği görmezden gelmek saflık olur.
İran’ın değişmesini en çok kim istiyor? İsrail ve ABD. Boşuna istemiyorlar. Bu iki güç, Ortadoğu’da istikrarlı, güçlü ve bağımsız devletlerden rahatsızdır. Bugüne kadar hangi ülkeye “özgürlük” götürdülerse geriye yıkım, iç savaş ve sefalet bıraktılar. Suriye ortada, Irak ortada, Libya ortada. Venezüella’nın hâli ibretlik. Gazze ise insanlığın utancı olarak gözümüzün önünde duruyor.
Biz ise bugün mide ile cep arasına sıkışmış bir toplum hâline geldik. Herkesin tek derdi maaş, zam, geçim. Elbette ekonomi önemli, kimse yok sayamaz. Ama sanki devlet keyfinden halkı zora sokuyormuş gibi bir algı oluşturuluyor. Oysa bu millet, geçmişte gerçek kıtlığı, yokluğu, karneyle ekmeği gördü. Bugün yaşanan zorluklar ağır olabilir ama devlet-halk kavgası çıkaracak noktada değildir.
Devlet vatan savunmasıyla, güvenlikle, bekayla uğraşırken; toplumun bir kısmı sadece daha çok tüketmenin, daha lüks yaşamanın peşinde. Oysa tarih bize şunu defalarca gösterdi: Devlet zayıflarsa, sofradaki ekmek de küçülür. Önce devlet çöker, sonra hayat çöker. Son pişmanlık ise hiçbir fayda vermez.
Bugün yapılması gereken bellidir. Çevremize bakıp ibret almak, sabırlı olmak ve devletin yanında durmak. Eleştiri olur ama yıkıcı değil yapıcı olur. Çünkü bu coğrafyada ayakta kalanlar; sabredenler, aklını kullananlar ve devletine sahip çıkanlardır.

