Mahallenin 'Aydın!' Baskısı ve Özgürleşen Ramazanlar

Mahallenin "Aydın!" Baskısı ve Özgürleşen Ramazanlar

Son yıllarda tuhaf bir "kültürel çift standart" sarmalına hapsolmuş durumdayız. Yılbaşı yaklaştığında çam ağaçlarını evlerin başköşesine kuranlar, çocuklarına Noel Baba kıyafetleri giydirip hediye kuyruğuna girenler, iş "bizim" olanın yaşatılmasına gelince aniden "laiklik bekçisi" kesiliveriyorlar.

Kendi değerlerine yabancılaşırken modernleştiğini sanan bu kitle, işin içine milli ve manevi unsurlar girdiğinde hemen "provokasyon" kartını masaya sürüyor. LGBT dayatmaları evlerin içine kadar sızarken, cinsiyet değişikliği "tercih" adı altında normalleştirilmeye çalışılırken ağzını bıçak açmayanlar; bugün Milli Eğitim Bakanlığı’nın Ramazan etkinlikleri tavsiyesine karşı adeta seferberlik ilan ediyor.

Laiklik mi, İnanç Ambargosu mu?

Soruyorum size: Çocukların okulda Ramazan’ın o naif neşesiyle tanışmasının, paylaşmayı ve sosyalleşmeyi öğrenmesinin laiklikle ne alıp veremediği olabilir? Laiklik, bir grubun inancını diğerine dayatması değil, inanç ve ibadet hürriyetinin teminatıdır. Almanya’da, Fransa’da Noel etkinlikleri okullarda en şenlikli haliyle kutlanırken "özgürlük" diyenler, Türkiye’de Ramazan davulu sesinden bile rahatsız oluyor.

Bu milletin evlatları, kendi kültürel kodlarıyla büyüme hakkına sahiptir. Kimsenin kimseyi zorla camiye götürdüğü yok; camiler kapılarını açmış, isteyenin huzur bulacağı yerler olarak bekliyor. Korkmayın, o kapıdan içeri girmek kimseyi geriye götürmez; aksine köklerine bağlar.

"Türk Demek, İslam Demektir"

İstiklal Marşı’mızda "Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli / Ebedi benim yurdumun üstünde inlemeli" derken göğsü kabaran bir milletin evlatlarıyız. "Ne Mutlu Türküm Diyene" derken, bu kimliğin harcındaki İslam mayasını inkar etmek, tarihe ve sosyolojiye göz kapamaktır. Türk demek, tarihsel süreçte İslam ile hemhal olmuş, o değerleri bayraklaştırmış bir duruş demektir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yılki Ramazan etkinliği tavsiyesini canı gönülden tebrik ediyorum. Bırakın çocuklarımızın da torunlarına anlatacakları, "Hey gidi eski Ramazanlar" diye başlayacakları bir hafızaları olsun. Bir kuşağın anılarını çalmaya hakkınız yok.

Enerjimizi Yel Değirmenlerine Harcamayalım

Rahmetli Cemil Meriç’in o muazzam tespitiyle bitirelim: "Şehirleri fethedecek enerji, yel değirmenlerine karşı harcanıyor."

Birbirimizin inancıyla, geleneğiyle kavga ederek tüketecek vaktimiz de enerjimiz de yok. Ülkemizin geleceği için, evlatlarımızın köklerine bağlı ama dünyaya açık bireyler olarak yetişmesi için hep birlikte çalışmalıyız. Kendi dışınızda kalanların dünyasını karartmaktan vazgeçin. Bu toprakların ruhu Ramazan’dır, bu ruhu hep birlikte teneffüs edelim.

AHMET SEVEN

#Ramazan #MilliEğitimBakanlığı #HalitDoğan #KültürelMiras #Gelenek #Laiklik #Türkiye #Samsun #Eğitim #İnançÖzgürlüğü

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.