Kültür Yolu mu, Yoksa Popüler Müzik Festivali mi?

Kültür Yolu mu, Yoksa Popüler Müzik Festivali mi? 

AHMET SEVEN

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, bu yıl 26 farklı şehre yayılarak dünyanın en büyük kültür-sanat etkinliklerinden biri olma iddiasıyla devam ediyor. Festivalin 7. durağı ise şu günlerde (20-28 Haziran 2026) Millî Mücadele’nin ilk adımının atıldığı şehrimiz Samsun. 9 gün boyunca 18 farklı noktada 225 etkinlik, konserler, sergiler, tiyatrolar ve gastronomi rotalarıyla şehirde bir hareketlilik yaşandığı doğru. Ancak madalyonun bir de diğer yüzü, yani bizi biz yapan değerler boyutu var.

Açıkça ifade etmek gerekir ki; bu organizasyonun adı "Kültür Yolu" yerine "Müzik Yolu" olsaydı, hakikatle çok daha fazla örtüşürdü.

Dünyanın pek çok ülkesinde, pek çok şehrinde festivaller düzenleniyor. Fakat hiçbiri böylesine geniş ve kuşatıcı bir kavramı, yani "kültürü" tabela yaparak içi boşaltılmış içerikleri sunmuyor. Benim kültürden maksadım, bu toprakların ruhunu taşıyan millî kültürdür. Hele ki mevzu bahis yer, bağımsızlık meşalesinin yakıldığı bir Millî Mücadele şehri ise bu hassasiyetin çok daha titizlikle, adeta bir kuyumcu terazisinde tartılarak öne çıkarılması gerekirdi.

Batı Park’ta kurulan devasa sahnelerde her akşam saat 21:00’de sırasıyla Derya Uluğ, Bayhan, Buray, Kıraç, Simge, Murat Boz, Ceza ve Bengü gibi popüler isimler ağırlanıyor. Stadları ve meydanları doldurmakla görevli bu isimleri, kusura bakılmasın ama millî kültürün taşıyıcısı değil, popüler kültür endüstrisinin birer müzik işçisi olarak görüyorum. Sahne alan bu sanatçıların ne şahısları ne kıyafet tarzları ne de icra ettikleri müzikler bu milletin asil ve millî anlayışıyla örtüşüyor. Tamamen reyting kaygılı, tamamen geçici ve millî dertlerden, millî kaygılardan fersah fersah uzak bir yaklaşım...

Hal böyle olunca, köklerimizden ve değerlerimizden beslenmeyen, ruhumuza hitap etmeyen bir kültür anlayışının bizde bir karşılık bulması imkânsızdır. İsterdim ki bu meydanlarda millî coşkuyu ayağa kaldıracak, tarihî şuurumuzu tazeleyecek, bu milletin ortak hafızasına hitap edecek tek bir gerçek millî sanatçımız yer alsın. Ama maalesef yok.

Programın arasına adeta bir "lütuf" gibi, "bakın bunu da unutmadık" dercesine Samsun Müzesi’ndeki "Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri" ve "Yaşayan Miras: Samsun" sergileri gibi bir iki millî çağrışım yapan kültürel etkinlik serpiştirilmiş. Ancak bu cılız adımlar, festivalin genelinde hâkim olan popüler kültür hegemonyasını gizlemeye yetmiyor. Opera sahnesindeki batı tarzı oyunlar veya tescilli lezzet noktalarındaki gastronomi hareketliliği, milletin mayasını oluşturan asıl kültürel eksikliği kapatamıyor. Bir festivalde o şehre müzik, şiir, kitap vs. emek vermiş sanatçılarının da yer alması gerekmez miydi?

Soruyorum: Bu kadar bütçe, bu kadar emek ve harcanan bu devasa enerji neye hizmet ediyor? Maksadın ne olduğunu, bu şehrin insanına ne katmayı hedeflediğini anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Bizleri biz yapan ruhu taşımayan, gençliğin zihnine ve kalbine millî bir heyecan aşılamayan, popüler kültür rüzgârıyla gelip geçici hevesleri besleyen bu ne idüğü belirsiz "kültür" anlayışından hiçbir şey anlamadığımı açıkça beyan ediyorum. Millî Mücadele şehrine yakışan, popüler müziğin gölgesinde kalmış bir eğlence sektörü değil; geçmişiyle barışık, geleceğine köklerinden aldığı güçle yön veren hakiki bir millî kültür yürüyüşüdür.

Ahmet SEVEN

Samsun Bülten

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.