Kaz Tirit (Tridi) Kime Ait? Tartışmanın Değil, Kültürün Konusu
Karadeniz’in iç kesimlerinde, özellikle Samsun iç bölgelerde bir yemek vardır ki adı geçtiğinde tartışma da sofraya birlikte gelir: Kaz Tirit (Tridi). Vezirköprü, Havza, Kavak ve Ladik… Dört ilçe de bu lezzeti sahiplenir, “Bizim yemeğimiz” der. Her biri haklıdır, çünkü her biri bu yemeği yaşatmış, kuşaktan kuşağa taşımıştır.
Aslında mesele “kime ait” sorusundan çok daha derindir. Kaz tirit, bir ilçenin değil; bir bölgenin ortak hafızasıdır. Coğrafya aynıdır, iklim aynıdır, yaşam tarzı benzerdir. Aynı tarlada çalışan, aynı kışa hazırlanan, aynı imece kültürünü paylaşan insanların mutfağının da ortak olması kadar doğal bir şey yoktur.
Bugün Vezirköprü’de pişen kaz tirit de güzeldir, Havza’da yapılan da… Kavak’ta sofraya gelen de lezzetlidir, Ladik’te gecelere konu olan da. Özellikle trit geceleri, bu yemeğin sadece karın doyurmadığını; insanları bir araya getirdiğini, muhabbeti koyulaştırdığını, kardeşliği pekiştirdiğini gösterir. Kaz tirit, geceye yakışır; ağır ağır yenir, sohbetle tamamlanır.
Ne yazık ki bu kültürü bilen var, bilmeyen var. Yiyen var, hiç tatmamış olan var. Defalarca trit gecelerine gidenlere bir çağrımız olmalı:
Yanınızda bir de gidemeyenleri götürün. Çünkü bu yemek paylaşılınca anlam kazanır.
Burada yerel yönetimlere de önemli bir görev düşüyor. Belediyeler bu kültüre öncülük etmeli; halka açık trit geceleri düzenlemeli, festivallerle bu lezzeti tanıtmalı. Bu tür etkinlikler hem vatandaşı memnun eder hem de bölgenin gastronomi değerini güçlendirir. Kaz tirit, doğru tanıtıldığında Samsun’un iç ilçeleri için bir marka değeri olabilir.
Sonuç olarak; kaz tiritin kime ait olduğu değil, nasıl yaşatıldığı önemlidir. Bu yemek bir ilçenin tapulu malı değil; bu toprakların ortak sofrasıdır. Nereye ait olursa olsun, güzel bir yemek kültürüdür. Tartışmak yerine yaşatmak, sahiplenmek yerine paylaşmak bu geleneğe daha çok yakışır.

