KALEME AND OLSUN Kİ

KALEME AND OLSUN Kİ

(Ey Muhammed) Ant olsun kaleme ve satır satır yazdıklarına… (Kalem suresi 1. Ayet)

Yüce yaratıcının Kuran-ı Kerimde üzerine yemin ettiği kavramlar vardır. İncir ve zeytin, Asır, kuşluk vakti, şafak vakti, gece, gündüz, ay, güneş, kıyamet günü Kuran’ın üzerine yemin ettiği kavramlardan bazılarıdır. Bu kavramlar zaman, mekân veya nesne olarak ayetlerde karşımıza çıkmaktadır. Bu kavramlardan bir tanesi de kalem ve kalem ile satır satır yazılanlardır.

Eğer yaratıcı, bir kavram üzerine yemin ediyorsa bu bahsi geçen kavramın ne kadar önemli olduğunun ifadesidir.

Çünkü günlük hayatta sıradan insanların bile sadece çok önemsedikleri durumlarda yemin ettiğini görürüz. İnsanlığa rehber olarak gönderilen son kutsal kitabın önce kaleme sonrasında ise kalemin ürünü olan satır satır yazılana yemin etmesi mutlaka derin anlamlar taşıyor olmalı.

İnsanlığa gönderilen son ilahi kitabın ilk kelimesinin “oku” olması ne kadar anlamlıysa, kaleme ve yazılana yemin edilmesi de bir o kadar anlamlıdır ve insanın anlam arayışına bir cevaptır.

İnsanoğlu başka varlıklara izlerini, duygularını anlatmak ister. Yaşadığı hayatta kalma macerasını, toprakla ve diğer canlılarla cebelleşmesini; anlamaya çalıştığı hayatı, yaşamaktan geriye kalanı anlatmak, aktarmak istemiştir. Mağara duvarlarında binlerce yıl öncesinden bizlere gönderilen mektup gibi karalamaların sebebi budur.

İnsan yaşadıkça keşfetmiş, keşfettikçe daha fazlasını merak etmiş ve geride bizlere çabalarından ipuçları bırakmıştır. Mağara duvarlarına, taşlara kazınan resimler bir süre sonra anlam kazanmaya başlamış ve resim yazısı ortaya çıkmıştır. İnsanın ağzından çıkan ve harf dediğimiz kavramları bir şekle dönüştüren insan en sonunda belki de en önemli keşfini yapmış ve yazı denen mucize ile tanışmıştır.

İnsanoğlu ileriye götüren her fikir, her bilgi, inanç kalem ile başlamış ve kalem ile satır satır yayılmıştır. Medeniyetlerin ortaya çıkmaları, varlıklarını korumaları, diğer medeniyetlerce de bilinmeleri ve kuşaktan kuşağa aktarılmaları yazıyla mümkün olmuştur. Bizim medeniyetimiz de bir kalem medeniyetidir ve kaleme gereken değeri hakkıyla vermiştir.

“Kalemin tarihi, yazının tarihinden eskidir.” denir. "Allah önce kalemi yarattı ve kendisine 'Yaz' dedi. Kalem 'Ne yazayım Yarabbi?' deyince 'Kader'i yaz' dedi. Kalem de o anda olanı ve kıyamete kadar olacakları yazdı" mealindeki hadis-i şerif yukarıda geçen sözün derin anlamlarından bir tanesinin manevi boyutta anlaşılabileceğini bizlere anlatıyor olabilir.

Yazı bizim kültürümüzde hat ismiyle cisimleşmiş ve derin bir manaya bürünmüştür. Arap alfabesinin estetik bir düzen ile yazılması olarak tarif edeceğimiz bu sanat medeniyetimizin bizlere bıraktığı bir mirastır. Geçmişi çok eskilere dayansa da zirve noktasına Osmanlı döneminde ulaştığını görüyoruz.

Ustalıkla hazırlanan özel kalemlerle, isten yapılmış mürekkeple, usta hattatların elinden çıkan bu sanat, inceliğin, zarafetin ve Kuran’a duyulan saygının cisimleşmiş yansımalarıdır. Hat sanatının Kûfi, Sülüs, Nesih, Rika, Reyhani gibi farklı türleri bulunmaktaydı ve genellikle tezhiple yani süsleme sanatı ile yani bir başka değerimizle birlikte göz zevkine sunulurdu.

El yazması Kuran-ı Kerimlerde, camilerde, fermanlarda, mezar taşlarında bu sanatı bugün görme şansına sahibiz. Hattatlığı bir meslek olarak kabul eden sanatçıların en büyük duaları da yeterli olgunluğa ve tecrübeye ulaştıklarında yani günü geldiğinde yüce kitabımız Kur'an-ı Kerimi -ayette geçtiği gibi satır satır- yazabilmektir.

Bu zarif sanatın etkileyici icracıları halen bizlere bu estetik keyfi eserlerinde yansıtmaya devam ediyorlar. Umuyorum ki kendi özümüzden yansıtıp zamanla yoğurup insanlığa armağan ettiğimiz bu sanat hep varlığını koruyacaktır.

Son olarak kaleme, yazmaya, kâğıda verdiğimiz değerin okumaya da yansıması en büyük temennimdir. Yazı üzerinde derin ve anlamlı eserler bırakan bizlerin yeterince okumadığı da bir gerçektir. Ancak Kuran’ın ilk kelimesinde geçen “Oku” emrini tam olarak anlayıp uyguladığımız zaman yazı üzerine kurduğumuz sanat gerçek anlamına ulaşacaktır.