İRAN’DAKİ SON GELİŞMELER VE BİZE DÜŞEN DERS

İRAN’DAKİ SON GELİŞMELER VE BİZE DÜŞEN DERS


“Kapı kilit tutmaz, eğer kahpe içerideyse…” sözü boşuna söylenmemiştir. Devletlerin en büyük imtihanı dışarıdan gelen tehditler değil, içeride büyüyen ihanet ve samimiyetsizliktir. Bugün çevremizde yaşanan her kriz, her karışıklık bize bir gerçeği hatırlatıyor: İç cephe sağlam değilse, dışarıdan gelen rüzgâr en küçük gedikten içeri sızar.


Türkiye güçlü bir devlettir. Güvenlik mekanizmaları, tecrübesi ve devlet aklı yerindedir. Ancak asıl mesele, enerjimizi nereye harcadığımızdır. Tok olduğu hâlde “açım” diyen, sürekli kriz üretip kaos diliyle siyaset yapan, “laiklik elden gidiyor” ya da benzeri sloganlarla toplumu ayrıştırmaya çalışan anlayışlar; ülkenin gerçek meselelerinden dikkatleri uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramaz.


Bu ülkenin enerjisi yapay tartışmalarla heba edilmemelidir. Katsayıydı, ideolojik kamplaşmaydı, geçmişin hesaplarıydı… Sürekli geriye bakarak, birbirimizi suçlayarak bir yere varamayız. Milletin beklentisi kavga değil; hizmettir, adalettir, samimiyettir.
Asıl yapılması gereken; içerideki çürük yapıları temizlemektir. Devlet dairelerine, parti teşkilatlarına sızmış; millete değil kendi çıkarına çalışan anlayışlar ayıklanmalıdır. Partili görünüp partisiz davranan, davaya değil menfaate bağlı olan zihniyetler bu ülkeye en büyük zararı verir. Çünkü dışarıdaki düşman bellidir; fakat içerideki gizli hesaplar en tehlikelisidir.


Bununla birlikte, güçlü bir Türkiye için sadece iç birlik yetmez; caydırıcı bir güç de şarttır. Savunma sanayiine daha fazla yatırım yapılmalı, yerli ve millî üretim desteklenmeli, teknolojik bağımsızlık kararlılıkla sürdürülmelidir. Güçlü savunma, sadece silah demek değildir; bağımsız karar verebilme iradesidir. Kendi İHA’sını, SİHA’sını, mühimmatını, sistemini üreten bir ülke, masada da sahada da daha dik durur.


Öze dönmek gerekir. Milletle yeniden kucaklaşmak gerekir. Sokaktaki insanın derdini dinlemek, halkın nabzını tutmak, birlik ve beraberliği güçlendirmek gerekir. Güçlü devlet, ancak güçlü bir milletle ayakta durur. Birlik varsa dirlik vardır; dirlik varsa gelecek vardır.
Bugün yapılması gereken; enerjiyi iç çekişmelere değil, kalkınmaya, üretime ve millî hedeflere yönlendirmektir. Ayrıştırıcı dili bırakıp birleştirici bir anlayışa sarılmaktır. Çünkü tarih göstermiştir ki; içeride bütün olan, savunması güçlü olan milletleri hiçbir dış güç yıkamaz.


Mesele nettir: Önce iç temizlik, sonra tam birlik, ardından güçlü bir savunma ve kararlı bir yürüyüş. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.