İKTİDAR RAHAT ZAMANDA DEĞİL ZOR ZAMANDA SINANIR
Bir iktidar, rahat zamanlarda değil; zor zamanlarda sınanır.
Türkiye son yıllarda öyle dönemlerden geçti ki, her biri tek başına bir ülkeyi yıllarca geriye götürebilecek nitelikteydi. Depremler yaşandı, darbelerle yüzleşildi, kapatma davaları açıldı. Gezi olaylarıyla sokaklar karıştırıldı; sel ve yangınlarla şehirler yara aldı. Pandemiyle tüm dünya durma noktasına geldi. Bunların üzerine bir de terörle mücadele ve ekonomik saldırılar eklendi.
Bütün bu tabloya rağmen ayakta kalmak, istikrarı korumak ve devleti yönetmeye devam etmek başlı başına bir başarıdır. Elbette her zorluğun bir bedeli olur. Ekonomi etkilenir, beklentiler karşılanmayabilir, istenilen hızda sonuç alınamayabilir. Ancak burada yapılması gereken, aklıselimle hareket etmektir.
İstenilen miktarda bal yapılmadı diye, kovandaki arıları kovup yerlerine sinekleri koymak; ne akıl işidir ne de sorumluluk bilincidir. Çünkü arı üretir, sabırla çalışır, zamanı geldiğinde bal verir. Sinek ise sadece gürültü yapar; ne emeği vardır ne de bereketi.
Sorun arılarda değilse, çözüm sineklerde hiç değildir.
Eksikler konuşulur, hatalar düzeltilir, şartlar iyileştirilir. Ama tecrübeyi yok sayıp, geçmişi silip, günübirlik popülizme teslim olmak geleceği ipotek altına almaktır.
Bugün güçlü devletler, krizleri yönetebilme kabiliyetiyle ayakta durur. Her fırtınada dümeni kıranlar değil; dalgaya rağmen rotasını koruyanlar limana ulaşır. Sabır, istikrar ve sağduyu; zor zamanların en büyük sermayesidir.
Biz biliyoruz ki;
Bal, sinekle değil arıyla olur.
Gelecek, gürültüyle değil emekle kurulur.

