İftarda Buluşuyoruz… Peki Ya Namazda?
Ramazan ayı geldiğinde her yerde iftar programları düzenleniyor. Dernekler, vakıflar, siyasi gruplar, çeşitli topluluklar…
Herkes bir sofranın etrafında buluşuyor.
Fotoğraflar çekiliyor, gülümsemeler paylaşılıyor, ardından sosyal medyada ve basında bu buluşmaların haberleri dolaşıyor.
Elbette birlikte iftar yapmak güzel bir gelenektir. Aynı sofrayı paylaşmak kardeşliğin bir işaretidir. Ancak insan bazen düşünmeden edemiyor:
Keşke iftarda buluştuğumuz gibi namazda da buluşabilsek…
Keşke aynı kalabalıkları camilerde de görebilsek…
Keşke hayırda ve hasenatta da aynı birlik ve heyecan oluşsa…
Eskiden iftarlar çoğu zaman evlerde yapılırdı. Sofralar daha mütevazıydı ama gönüller daha genişti.
Aileler bir araya gelir, komşular kapı çalardı. Samimiyet vardı, muhabbet vardı, gerçek bir kardeşlik hissi vardı.
Bugün ise çoğu zaman büyük salonlarda verilen, biraz da gösterişe dönüşen iftar davetleri görüyoruz.
Zoraki gülümsemeler, fotoğraf kareleri ve ardından yapılan paylaşımlar… Bazen bu buluşmaların ruhundan çok, görüntüsü konuşuluyor.
Oysa İslam’ın temeli sofradan önce namazla başlar.
Müminleri asıl bir araya getiren yer camilerdir. Aynı safta omuz omuza durmak, aynı kıbleye yönelmek, aynı duaya “âmin” demektir.
Keşke bir gün şu haberleri de görsek:
“Falanca dernek sabah namazında buluştu.”
“Filanca grup camide saf tuttu.”
“Birlik ve beraberlik namazda güçlendi.”
Çünkü gerçek birlik, sadece sofrada değil; secdede de buluşabilmektir.
Ramazan’ın bereketi sadece iftar sofralarında değil, cami saflarında da çoğalsın.
Rabbim bizleri sadece sofralarda değil, namazlarda da bir araya gelen kullarından eylesin.

