Helvanın Dili Olsa…

Helvanın Dili Olsa…
Hayatın içinde öyle değerler vardır ki, onları sadece bir yiyecek, bir eşya ya da bir gelenek olarak anlatmak haksızlık olur. Helva da onlardan biridir.
Helva denildiğinde aklımıza sadece tatlı gelmez. Çocukluğumuz gelir, annemizin mutfağı gelir, komşuya uzatılan sıcak bir tabak gelir. Kandil geceleri gelir, mevlitler gelir, düğünler gelir. Bazen de bir cenaze evinde edilen dualar eşliğinde paylaşılan lokmalar gelir. Kısacası helva; sevincin de hüznün de ortak dilidir.
İşte bu yüzden helva, sadece mutfağımızın değil, medeniyetimizin de önemli bir parçasıdır.
Samsunlu Araştırmacı-Yazar Sibel Sayımlar, bu düşünceden hareketle yılların birikimini okuyucularıyla buluşturdu. Helvayı tarihiyle, edebiyatıyla, tasavvufuyla, halk kültüründeki yeriyle ve manevi yönüyle ele aldığı eserini düzenlenen anlamlı bir programla tanıttı.
Programa katıldığımda, bunun sıradan bir kitap tanıtımı olmadığını daha ilk dakikalarda hissettim. Salonda bulunan isimler de bunun en güzel göstergesiydi. Samsunspor Başkanı Veysel Bilen'den akademisyenlere, sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden sanat ve edebiyat dünyasının değerli isimlerine kadar birçok kişi aynı heyecanı paylaşıyordu.
Samsun Yazarlar Derneği Başkanı Ahmet Seven, Sinoplular Derneği Başkanı Gülser Övet Kesimal, Gürcü Derneği Başkanı Eyüp Elmas, Prof. Dr. Kurtman Ersanlı, Avukat Mehmet Emin Şalış, Halil Düzenli, İsmet Aktaş, İl Tarım Müdürlüğü Mühendisi Nail Kırmacı, Ziraat Mühendisi Ali Korkmaz, Ferhan Toprak, Hemşire Hatice Çiftçi, Psikolog Nur Sayımlar, Öğretmen Selda Algan, Hamiyet Karabıçak, belediyenin daire başkanları, Milli Güreşçi Mehmet Donbay, Edebiyatçı Berna Çevik, yazarın en büyük destekçilerinden biri olan eşi Murat Sayımlar, araştırmacı gazeteci İbrahim Çalışkan, Yazarın Arkadaşı Halise Çapar ile kızı Ravza Karakaş ve birçok davetli bu anlamlı buluşmaya ortak oldu.
Dikkatimi çeken bir başka güzellik ise, farklı düşüncelere ve farklı mesleklere sahip insanların kültür ortak paydasında bir araya gelmesiydi. Çünkü kültür, ayrıştırmaz; birleştirir. Ortak değerlerimizi yaşatmanın yolu da böylesine eserlerden geçer.
Bugün teknolojiyi konuşuyoruz, yapay zekâyı konuşuyoruz, dijital dünyayı konuşuyoruz. Ama geçmişimizi yazmaz, geleneklerimizi kayıt altına almazsak, geleceğe eksik bir miras bırakmış oluruz. İşte Sibel Sayımlar'ın çalışması tam da bu noktada büyük bir anlam taşıyor.
Helva üzerine yazılmış bu eser, aslında Anadolu insanının gönül dünyasını anlatıyor. Paylaşmayı, komşuluğu, dostluğu, vefayı ve duayı satırlara taşıyor. Sayfalarını çevirdikçe sadece bilgi edinmiyor, geçmişimizin sıcaklığını da hissediyorsunuz.
Böylesine kıymetli çalışmalar, şehirlerin kültür hayatına değer katar. Yazılan her kitap, geleceğe bırakılan bir izdir. O izi ne kadar sağlam bırakırsak, gelecek nesiller de köklerini o kadar güçlü hisseder.
Bu vesileyle değerli dostumuz ve hemşehrimiz Sibel Sayımlar'ı gönülden kutluyorum. Kültürümüze yaptığı bu anlamlı katkının uzun yıllar konuşulacağına inanıyorum.
Kalemi daim olsun…
Çünkü bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar ise kültürümüzü yaşatır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.