Modern Çağın "Yabancılaşan" Yuvaları: Evcilleşen Hayvanlar, Yabanileşen Nesiller
Günümüz modern toplumunda, değerler hiyerarşisinin altüst olduğu dramatik bir paradoksa tanıklık ediyoruz. İnsanlık, doğadaki en vahşi canlıları dahi rehabilite edip evcilleştirmeyi başarırken; ne hazindir ki kendi neslini, yani geleceğini "yabanileşmeye" terk etmiş durumdadır. Evlerdeki evcil hayvanların psikolojik konforu için azami hassasiyet gösteren ebeveyn figürü, aynı çatıyı paylaştığı evladının ruhsal açlığını görmezden gelen trajik bir aktöre dönüşmüştür.
"Çocuk Sahibi Olmak" mı yoksa "Çocuğa Sahip Çıkmak" mı?
Sosyolojik bağlamda aile, sadece biyolojik bir üreme ünitesi değil, aynı zamanda manevi ve ahlaki değerlerin aktarıldığı ilk pedagogdur. Ancak gelinen noktada, "çocuk sahibi olmak" ile "çocuğa sahip çıkmak" arasındaki ince çizgi silinmiştir. Hayvanına ayırdığı vakti, gösterdiği sabrı ve sunduğu sadakati evladından esirgeyen bir ebeveyn modeli, aslında kendi yansımasını bozmaktadır.
Çocuk, anne ve babanın aynasıdır. Eğer ayna pusluysa, çocuk kendini o görüntüde bulamaz. Ebeveynlerin çatışma ortamında çocuklarını birer "sessiz tanık" veya "günah keçisi" haline getirmesi, bireyin dış dünyaya karşı savunmasız kalmasına ve kimlik karmaşasına (cinsiyet sorgulamalarından gayesizlik sarmalına kadar) sürüklenmesine neden olmaktadır.
Nesneleşen Aile ve "Barınak"laşan Evler
Modernitenin getirdiği iş yoğunluğu ve lüks tüketim hırsı, evleri birer huzur yuvası olmaktan çıkarıp sadece fiziksel ihtiyaçların karşılandığı birer "barınma mekanına" dönüştürmüştür.
Aynı sofrada buluşamayan, göz göze gelmekten kaçınan aile fertleri, duygusal boşluklarını dijital mecralarda doldurmaya çalışmaktadır.
Ebeveynler, çocuklarının hırçınlaşmasını okula, çevreye veya teknolojiye bağlayarak sorumluluktan kaçmaktadır. Oysa kökleri kurumuş bir ağacın dallarının kırılması kaçınılmaz bir fiziksel gerçektir.
Sonuç ve Muhasebe: Çözüm Dışarıda Değil, Özdedir
Bir çocuğun karnını doyurmak, onu en iyi okullara göndermek veya en marka kıyafetleri giydirmek, ebeveynlik vazifesinin yalnızca maddi ve teknik kısmıdır. Asıl mesele; çocuğu ahlaken, manen ve karakter olarak inşa edebilmektir. Maalesef inşa edilemeyen çocuklar imha olup gitmektedir.
“Temel çürükse, çatının ihtişamı yıkımı engellemez.”
Anne ve babalar, kariyer basamaklarını tırmanırken veya daha lüks bir yaşamın peşinden koşarken, avuçlarının içinden kayıp giden bir nesli fark etmelidir. Çözüm, mazeretleri dış dünyada aramakta değil; öz eleştiri yapmakta, disiplini sevgiyle harmanlamakta ve evlatlara "vakit" değil, "nitelikli ömür" adamaktadır.
Unutulmamalıdır ki; evlatlarına manevi bir kimlik ve sağlam bir karakter veremeyen her ebeveyn, günün sonunda elde ettiği tüm maddi başarıların gölgesinde "rezil" olma riskiyle karşı karşıyadır. Başınızın dik, alnınızın ak kalması; evcil hayvanlara gösterilen o yoğun "muhabbetin", asıl sahibi olan çocuklara iade edilmesine bağlıdır.
AHMET SEVEN-SAMSUN BÜLTEN



