Gündüz Kuşağı mı, Yoksa Gece Tahribatı mı?

Ayna Gündüz Kuşağı mı, Yoksa Gece Tahribatı mı?

Televizyon ekranları, her akşam evlerimizin başköşesinde "sanat" adı altında aile yapımızın temellerine balta vuruyor. Bugün asıl tartışılması gereken; halının altına süpürülen kirliliklerin gün yüzüne çıktığı gündüz kuşakları mı, yoksa o kirliliği zihinlere bir hayat biçimi olarak zerk eden gece dizileri mi?

Hedef saptırmaya gerek yok; gece kuşağında yayınlanan, içerisinde ahlak, maneviyat ve namus kavramı barındırmayan diziler, Türk toplumuna yabancı bir yaşam modelini dayatmaktadır.

Bir yanda ahlak kavramından yoksun çarpık ilişkiler, diğer yanda "su sıkar gibi" silahların ateşlendiği, cinayetin ve şiddetin özendirildiği yapımlar... İnsanlar bu dizileri hastalık derecesinde, başını kaldırmadan izliyor.

Gece boyunca ruhlarda ve zihinlerde yapılan bu tahribatın "kırık dökük" neticelerini ise ertesi günün aydınlığında, gündüz kuşağı programlarında canlı yayında izliyoruz.

Gündüz kuşakları, toplumun içine düştüğü acı gerçeklerin, sosyal medya denilen bubi tuzaklarına yakalananların ve aile terbiyesindeki yetersizliğin aynasıdır. Bu programlar bir sebep değil, bir sonuçtur.

Gece dizilerinin tetikleyici etkisinin karşısında, aslında gündüz kuşaklarının caydırıcı bir gücü vardır. Çünkü orada, gece hayranlıkla izlenen o "pırıltılı" ahlaksızlıkların gerçek hayatta nasıl birer bataklığa dönüştüğü, nasıl dramlar doğurduğu tüm çıplaklığıyla yüzümüze çarpmaktadır.

Peki, ibret ve ders alınması gereken bu tabloya karşı "kapatın gitsin" diye bağıranların asıl derdi nedir? Acaba "değneğin ucu bir gün bize de dokunur" endişesi taşıyanlar mı bu gerçeklerden kaçıyor? Yoksa kendi beceriksizliklerinin neticesini ekranda görmek istemeyen sözde toplum mimarları mı?

Sorgulanması gereken; ahlak ve maneviyatı güçlendirmesi gerekirken bu konuda yetersiz kalan, toplumu eğitmeyi dert edinmemiş aciz kimselerdir.

Kirliliği yüzümüze çarpan aynayı kırmak, o kirliliği yok etmez. Eğer bir yer kapatılacaksa, aile yapısını bozmaya yeminli, maneviyatsız gece dizilerinden başlanmalıdır.

Keşke bu rezaletler hiç yaşanmasaydı da biz de seyretmek zorunda kalmasaydık. Ancak gerçeklerle yüzleşmeden, yarayı tedavi edemeyiz. Tahrip edenin değil, tamir edenin yanında durma vaktidir.

Ahmet Seven

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.