EĞİTİMİN GÜVENLİĞİ SORUNU

                  EĞİTİMİN GÜVENLİĞİ SORUNU

     Yaşanan acının tarifi yoktur. Allah böyle bir acıyı tekrar yaşatmasın demekten başka bir söz gelmiyor aklıma.

     Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda 15 Nisan 2026 günü düzenlenen silahlı saldırı sonucu biri öğretmen sekizi öğrenci olmak üzere dokuz kişi can verdi. Saldırganın da ölmesiyle birlikte toplamda on kişi hayatını kaybetti.

     Konuyla alakalı olarak 16 Nisan günü İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda; İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in katılımıyla, Valiler, İl Emniyet Müdürleri, İl Jandarma Komutanları ve İl Millî Eğitim Müdürleriyle kapsamlı bir değerlendirme toplantısı düzenlendi.

     Toplantı sonunda; kısa, orta ve uzun vadeli olmak üzere çok katmanlı bir eylem planının hazırlanması, iller bazında risk değerlendirmelerinin güncellenmesi, okul güvenliği uygulamalarının daha etkin hâle getirilmesi ve kurumlar arası veri paylaşımı ile koordinasyonun daha da güçlendirilmesi yönünde de gerekli kararlar alındığı ifade edildi.

     Açıklamanın son paragrafında ise şu cümle dikkat çekiciydi: ‘’Aziz milletimiz müsterih olsun. Çocuklarımızın güvenliği için gereken her adım atılacak, hiçbir ihmal alanı karşılıksız bırakılmayacak, hiçbir risk unsuru göz ardı edilmeyecektir.’’(1)

     Söylemesi kolay: ‘’Aziz milletimiz müsterih olsun.’’ Nasıl müsterih olacaksınız? Çocuğunuzu doğumundan itibaren bakıp büyütüp ortaokul seviyesine kadar getirip; yine ortaokul seviyesindeki bir ‘’çocuk’’ tarafından silahla öldürülmesi ihtimalini kim düşünebilirdi?

     Yaşananlar sıradan bir olay da değil ki nasıl müsterih olacaksınız? Saldırgan İsa Aras Mersinli 14 yaşında bir çocuk. Polis olan babasına ait 5 adet tabancayla okula geliyor, önce okul bahçesinde ateş açıyor, ardından okula girerek matematik sınıfında saldırıyı sürdürüyor.

     Böyle haberler genelde Amerika’dan gelirdi. Bu da batı ülkelerindeki ‘’maneviyat eksikliğine’’ bağlanırdı. Hadi biz Müslümanız ya bizde neden oldu diye soralım o halde…

     Olaydan sonra toplam bin 866 internet adresine erişim engeli getirildi. Saldırgan içerik paylaşan 307 sosyal medya hesabının yöneticisi tespit edilirken, halkı yanıltıcı bilgi yaydığı, tehdit ve eylem çağrısında bulunduğu belirlenen 411 kişi yakalandı.

     Öte yandan, "C31K" isimli oluşuma ait olduğu değerlendirilen ve Telegram platformunda faaliyet gösteren 111 kanalın kapatıldığı bildirildi.(2)

     Yani çocukları dışarıdan olumsuz yönlendiren sosyal medya hesaplarına yönelik engellemeler yapıldı. Madem bu yapılabiliyordu da bu zamana kadar neden yapılmadı? Bu şekilde soruna çözüm bulunacağı pek de inandırıcı gelmiyor.

     Bundan başka okullarda alınması gereken güvenlik tedbirleri konusunda çalışmalar yapıldı ve tedbirler şu şekilde sıralandı:

     - Kamera sistemi tüm okullarda zorunlu olacak.

     - 55.000 okulun tamamına kamera sistemi kurulacak ve KGYS sistemine dahil edilerek polisler tarafından sürekli gözetim altında tutulacak.

     - Turnikeli geçiş sistemine geçilecek.

     - Girişte el dedektörleriyle tarama yapılacak.

     - Randevusuz girişler yasaklanacak.

     - Ziyaretçiler, okul idaresinin onayı doğrultusunda okul giriş kapısında kontrol edilip güvenlik taramasından geçirildikten sonra içeri alınacak.

     - Okul çevresinde ilgisi olmayan kişi ve grupların beklemesi ve toplanması engellenecek.

     - Emniyet ekipleri, okul çevrelerinde şüpheli kişilere yönelik GBT kontrollerini sıklaştıracak.(3)

     Tamam, tedbirleri arttıralım, çocuklarımız daha güvenli bir ortamda okusunlar. Okula girişler çıkışlar daha kontrollü olsun. Yalnız göz ardı edilen bir husus var ki, tedbirler alınırken olayı bu merkezden düşünmek gerektiğine inanıyorum:

     ‘’Saldırı dışarıdan değil içeridendi.’’

     Yani saldırı okulun mevcut bir öğrencisi tarafından gerçekleştirildi. Okula dışarıdan gelecek bir tehdide karşı tedbir alınsın, tamam. Bununla birlikte 14 yaşındaki bir ‘’çocuğu’’ dokuz kişiyi öldürecek duruma getiren sebepler nelerdir diye sormak lazım.

     Mesela saldırgan İsa Aras Mersinli'nin WhatsApp profil fotoğrafının kendi resmi değil de 6 kişinin katili Elliot Rodger olduğu anlaşıldı. Elliot Rodger, Mayıs 2014'te Kaliforniya'nın Isla Vista kentinde bıçaklama ve silahlı saldırı düzenleyerek altı kişiyi öldürmüştü.(4)

     Yani saldırgan ruh hastası bir katile hayranlık beslemiş gibi görünüyor. Bu durum neden kimsenin dikkatini çekmedi diye de sormak lazım. Ailelerin bu tür durumlarda uyanık olmaları gerektiğine dair sürekli uyarılar yapılmakla beraber, ‘’sosyal medya bağımlılığı’’ konusu sadece çocukları değil büyükleri de ilgilendiriyor.

     Saldırgan İsa Aras Mersinli’nin öğretmen olan annesi de tutuklandı. Burada önemli olan tutuklanma gerekçesi.

     Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan açıklamada, iki farklı kurumda görevli psikologların olaydan önce failin çocuk psikiyatrisi desteğine ihtiyaç duyduğunu belirttiği ancak annenin önerileri dikkate almadığı belirtilerek, "Söz konusu tıbbi desteğe yönelik psikiyatri polikliniklerine müracaatta bulunmadığı ve bu şekilde failin ölüm ve yaralama eylemlerini gerçekleştirmesine sebebiyet verdiği değerlendirilen psikolojik rahatsızlıklarının tedavisindeki sorumluluklarında ihmal gösterdiği tespit olunmuştur" denildi.(5)

     Yani saldırganın psikolojik olarak sorunlu olduğu, 12-13 defe rehber öğretmene gittiği ve rehber öğretmen tarafından acilen psikoloğa götürülmesi gerektiği söylenmesine rağmen psikoloğa gidilmemiş.(6)

     Psikoloğa giden birine toplum içinde ‘’ruh hastası’’ gözüyle bakıldığı için, maalesef aileler bu gibi durumlarda çocuklarını hasta olarak görmek istemiyorlar. Saldırganın annesi öğretmen olduğu halde anlaşılan ‘’annelik’’ vasfı ‘’eğitimcilik’’ vasfından önce gelmiş. Bu saatten sonra da ‘’keşke’’ demenin bir mantığı yoktur.

     Bu okul saldırısıyla tekrar gündeme gelen C31K adlı bir sosyal medya topluluğu var.

     Emniyet Genel Müdürlüğü, saldırı sonrasında, suçu ve suçluyu övücü nitelikte paylaşım yapılan 940 sosyal medya hesabına erişim engeli getirildiğini ve 93 adet Telegram grubunun kapatıldığını bildirdi. Türk basınında kapatılan Telegram gruplarından birinin "100 bin üyesi bulunan ve saldırıya ilişkin görüntülerin paylaşıldığı tespit edilen C31K" olduğu iddia edildi.

     İçişleri Bakanlığı 13 Ocak 2024'te "C31K isimli sosyal medya topluluğu üyelerine yönelik operasyon düzenlendiğini; bu kişilerin, evcil hayvanlara eziyet, müstehcen yayınları satmak, suçluyu övmek gibi suçlara karıştıklarını" bildirmişti.

     Eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da 8 Ekim 2024'te X hesabından "Telegram ve Discord sosyal paylaşım platformlarında aktif olarak yer alan C31K isimli grup yöneticilerinden 'Hz. Ebu Cehil' olarak adı geçen şahsın E.K. adlı çocuk olduğu belirlenmiş ve muhafaza altına alınmıştır" açıklamasını yapmıştı.(7)

     Konu o kadar vahim ki; C31K üyelerinin ‘’İnsanlık dışı’’ faaliyetler yaptıkları biliniyor. Daha da önemlisi grup yöneticilerinden Hz. Ebu Cehil kod adlı birinin ‘’Çocuk’’ olması. Bu sosyal medya hesabının kapatılması etkili olur olmasına da ne kadar devam eder bilinmez. Sonuçta teknik olarak yasaklamalarla konulan engelleri aşmak mümkündür.

     Gelelim en önemli konuya. Bence eğitimin olmazsa olmazı ‘’disiplin’’ konusudur. Okullarda disiplin olacak ki eğitim olsun. Aksi takdirde şimdi olduğu gibi ‘’eğitim’’ değil sadece ‘’öğretim’’ olur.

     Demek istediğim odur ki; yetkisiz ve etkisiz bırakılan öğretmenler çocuklara gerektiği gibi eğitemiyorlar. Çünkü öğretmenler üzerinde yoğun baskı var. Cimer şikayetleri bunların başında geliyor. Öğrencilerin yaptıkları ‘’yanlış’’ davranışlar karşısında tepki gösteren öğretmenler hemen Cimer’e şikâyet ediliyor ve bu da öğretmenlerin moral motivasyonunu olumsuz etkiliyor.

     Çocuklarını bulunmaz Hint kumaşı gibi gören bazı veliler de işi o kadar ileri götürdüler ki okul basıp öğretmen tartaklamaktan hatta yaralamaktan korkmuyorlar. Bu durumda eğitim-öğretim olur mu? Olmaz.

     Ya da şöyle söyleyeyim: ‘’Eğitim’’ olmaz da sadece ‘’öğretim’’ olur. Bu durumda okula gelip öğretmenlere karşı fiziksel şiddet uygulayan velilere de yaptırım uygulanması gerektiğine inanıyorum.

     Bugünkü eğitimin durumunu gördükçe, ‘’Bizim zorumuz neymiş?’’ diye de sormadan edemiyorum. 70’li 80’li yıllarda ilk ve orta dereceli okullarda okumuş biri olarak, öğretmenlerimizi o kadar severdik ki. Dayak da yesek severdik. O zamanlar için ‘’Öğretmenin vurduğu yerde gül biter’’ derlerdi. Öğretmenler elinde değnekle sıra dayağına çekerlerdi de yine de sesimiz çıkmazdı.

     Buradan dayağı onayladığım anlamı çıkmasın lütfen. Amma ve lakin eskiden yaptığın yaramazlığın bir yaptırımı vardı. Şimdi yok.

     Eskiden öğretmenin veliye nasihati tutulurdu. Mesela 5 yıllık ilkokulu bitiren bir çocuk, öğretmenin gözünde ‘’okumayacağı’’ yönünde bir kanaat oluşturduysa, veliler bu uyarıyı dikkate alır, çocuğunu ‘’okutmak’’ yönünde ısrar etmezlerdi. Şimdi ise 12 yıllık eğitim zorunlu oldu. Zorunlu oldu olmasına ama aslında ‘’sorunlu’’ oldu.

     Belki de esas konuşulması gereken konu budur: Temel eğitimin 12 yıla çıkarılması…

     Kalın sağlıcakla

 

     Hakan ÖZGEN

     23 Nisan 2026

 

KAYNAKLAR

(1)https://www.meb.gov.tr/basin-aciklamasi/haber/40462/tr

(2)https://www.odatv.com/guncel/emniyet-acikladi-c31k-temizligi-411-gozalti-120143702

(3)https://www.instagram.com/p/DXY1QG7DW7E/

(4)https://www.haberturk.com/yerel-haberler/kahramanmaras-haberleri/kahramanmarasta-1-ogretmen-8-ogrenciyi-olduren-saldirganla-ilgili-ilginc-detay-117475771

(5)https://t24.com.tr/gundem/9-kisiyi-olduren-isa-aras-mersinli-nin-annesinin-tutuklanmasinda-ihmal-vurgusu-2-psikolog-da-tedaviye-ihtiyac-var-dedi-dikkate-alinmadi,1316004?_t=1776944116321

(6)https://onedio.com/haber/isa-aras-mersinli-nin-annesi-pinar-peyman-mersinli-tutuklandi-1354856

(7)https://www.dw.com/tr/kahramanmara%C5%9F-sald%C4%B1r%C4%B1s%C4%B1-i%CC%87ncel-ve-c31k-nedir/a-70458731

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.