Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulguru Korumak

  • yazıyorsa

Dimyat’a Pirince Giderken Evdeki Bulguru Korumak.

Atalarımız boşuna konuşmamış.
“Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” sözü, sadece bir deyim değil; nesiller boyu biriken hayat tecrübesinin özüdür. Hesapsız hayallerin, gerçekleri göz ardı eden vaatlerin nelere mal olabileceğini anlatır.
Bugün ekranlara bakıyoruz; akşam–sabah emekliye şunu verelim, bunu verelim diye konuşan muhalefet temsilcileri görüyoruz. Peki sormak gerekir: İktidara gelseler gerçekten verebilirler mi?
Atalar bu noktada bir söz daha bırakmış bize:
“Bekâra karı boşamak kolaydır.”
Muhalefetteyken vaat etmek kolaydır; bütçeyi, kasayı, borcu, üretimi, dış baskıları omuzlamadan konuşmak mümkündür. Ancak iktidar olmak; sadece istemek değil, denge kurmak, hesap yapmak ve sonrasını düşünmek demektir.
Peki mevcut iktidar neden emekliye yüksek maaş vermiyor?
Bu soru çoğu zaman duygusal cevaplarla geçiştiriliyor:
“Emekliyi sevmiyorlar”,
“Eziyet olsun diye vermiyorlar” gibi…
Oysa mesele bu kadar basit değil.
Bugün Türkiye’de yaklaşık 20 milyon emekli var. Emekliye verilecek her ciddi artış, sadece bir maaş kalemi değildir. Bu artışın piyasaya yansıması vardır. Kontrolsüz şekilde para dağıtılırsa, enflasyon sahada daha da artar.
Enflasyon arttığında ne olur?
Verilen zam, birkaç ay içinde erir, emekli yine geçinemaz hâle gelir. Yani iyi niyetle yapılan bir adım, sonuçta emekliye fayda değil, daha büyük zarar doğurabilir.
Devlet yönetimi, sadece bugünü değil, yarını da koruma sorumluluğudur.
Bugün çevremize baktığımızda, coğrafyamız adeta bir ateş çemberi. Savaşlar, güvenlik tehditleri, savunma harcamaları, enerji bağımlılığı… Bunların hiçbiri yokmuş gibi davranılamaz.
Silaha mı yatırım yapılacak, yoksa “nasıl olsa bir şey olmaz” deyip risk mi alınacak?
Huzurun bedeli bazen görünmeyen kalemlerde saklıdır.
Bu, emeklinin unutulduğu anlamına gelmez. Ama gerçek şu ki; ekonomi sloganla değil, dengeyle yönetilir. Popülizm kısa vadede alkış toplar, uzun vadede bedelini yine halk öder.
Sonuç olarak;
Emeklinin yaşadığı sıkıntı gerçektir ve görmezden gelinemez.
Ama çözüm; hesapsız vaatlerde değil, üretimi artıran, enflasyonu kalıcı olarak düşüren, adil paylaşımı mümkün kılan akılcı politikalardadır.
Atalarımızın dediği gibi:
Pirince giderken bulguru kaybedersek, sofrada ne pirinç kalır ne bulgur.
Mesele bağırmak değil; düşünmek, tartmak ve geleceği korumaktır.
Selam ve dualarımla.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.