Canik Sancağı Kuvayımilliye Önderi: Canbulatoğlu Ekrem Bey

Yrd. Doç. Dr. Selim Özcan 

Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü

Canik Sancağı Kuvayımilliye Önderi: Canbulatoğlu Ekrem Bey

Milletlerin hayatındaki tarihi olayların doğru anlaşılmasında, bu olayların başrolündeki kahramanların kişiliklerinin ve kimliklerinin objektif olarak analiz edilmesi büyük önem taşır. Genç nesiller bu kahramanları örnek alarak yetişir, milli kimliklerini kazanırlar. Türk milletinin tarihinde de vatanın ve milletin bekası için kendini feda etmiş sayısız kahraman vardır. Şüphesiz bu isimlerden biri de Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımlarını ateşleyen, Kuvayımilliye önderlerinden Canbulatoğlu Ekrem Bey’dir.


1. Soyu ve Gençlik Yılları (Biyografisi)

Canbulatoğlu Ekrem Bey, Kafkasya'nın Vubıh kökenli köklü ailelerinden birine mensuptur. 1864 yılındaki Büyük Kafkas-Çerkes Sürgünü sırasında vatanlarından (bugünkü Soçi bölgesi) sürülerek Samsun’a gelen ve Kavak nahiyesine bağlı Karlı köyünü kurarak buraya yerleşen Vubıhların Kamlat Berzeg soyundan gelmektedir.

Hicri 1303 (Miladi 1887) yılında Karlı köyünde doğan Ekrem Bey, Canbulat Bey’in oğludur; annesi ise Kafkasya doğumlu Zabıthan Hanım’dır.

"Perişan" Adlı Atı ve Hayırseverliği

Ekrem Bey hakkındaki bilinen en eski resmi kayda, 5 Haziran 1910 (23 Mayıs 1326) tarihli Samsun Aks-ı Sadâ gazetesinde rastlanmaktadır. Gazetedeki habere göre, Samsun’da inşa edilecek olan Gureba Hastanesi (Garibanlar Hastanesi) yararına düzenlenen at yarışlarına Kavaklı Ekrem Bey de katılmıştır. Ekrem Bey, birinci sınıf yarışta "Perişan" adlı atı ile birinci olmuş ve yarışın ödülü olan 5.000 kuruşu hastane iane (yardım) sandığına bağışlamıştır. Ayrıca hastane için şahsi bütçesinden de 108 kuruşluk nakdi yardımda bulunarak bölgedeki hamiyetperver ve yardımsever kimliğini ortaya koymuştur.


2. Bölgedeki Tedhiş Hareketleri ve İlk Direniş

Canik Sancağı’ndaki silahlı ilk Rum-Pontus ayaklanmaları Balkan Savaşları esnasında baş göstermiş, I. Dünya Savaşı ile birlikte iyice hız kazanmıştır. Mondros Mütarekesi’nin ardından Samsun, Amasya ve Tokat bölgelerindeki Müslüman köylerine yönelik siyasi ve yağmacı Rum-Pontus çetelerinin saldırıları katlanarak artmıştır. Kavak nahiyesinde Türk ve Rum köyleri iç içe yaşamaktayken, mütareke sonrası Rumların bağımsız devlet kurma hayalleri bu ilişkileri tamamen bozmuş ve bölge adeta bir kan gölüne dönmüştür.

Bölge halkının can ve mal güvenliğini korumaktan başka çaresi kalmadığını gören Canbulatoğlu Ekrem Bey, Çerkes köylerinin cesur ve vurucu gençlerini etrafında toplayarak bölgenin ilk düzenli Kuvayımilliye gücünü oluşturmuştur.

 

Beyaz Atlı Kahraman

Ekrem Bey’in bu cesur ve yiğit duruşundan haberdar olan Canik Mutasarrıfı (Valisi) Kemal Bey, onu Samsun’a davet ederek gizlice silah ve mühimmat desteği sağlamıştır. Kısa sürede 40-50 kişilik müfrezesini 200 atlı süvariye çıkaran Ekrem Bey; beyaz atı ve beyaz elbiseleriyle bölgede adeta efsaneleşmiş, Rum-Pontus çetelerinin korkulu rüyası haline gelmiştir.

Ekrem Bey’in mutasarrıf tarafından desteklendiğini öğrenen Rum Metropoliti Germanos, şikâyet amacıyla Mutasarrıf Kemal Bey’i defalarca ziyaret etmek istemiştir. Ancak Kemal Bey, niyetini bildiği Metropolit’i her seferinde bir bahaneyle savuşturmuştur. Bunun üzerine Metropolit, III. Ordu Komutanı Vehip Paşa’ya başvurarak baskıyla Mutasarrıf Kemal Bey’in azledilmesini sağlamıştır. Ancak yerel yöneticilerin değişmesi Ekrem Bey’i durduramamış; aksine Rum çeteleri üzerindeki baskı ve sindirme mücadelesini daha da artırmıştır.


3. Yol Güvenliği ve İşgalci İngilizlere Karşı Mücadele

Mütareke döneminde Samsun’dan Anadolu’nun içlerine seyahat etmek, yolların Rum çeteleri tarafından kesilmesi nedeniyle bir mucize haline gelmişti. Canbulatoğlu Ekrem Bey, Samsun-Kavak-Merzifon stratejik yolunun güvenliğini tek başına üstlenmiştir. Anadolu'ya geçecek olan yolcular kafileler halinde toplanır ve Ekrem Bey’in himayesinde güvenle seyahat ederdi. Ayrıca devletin resmi posta arabalarının Erbaa hattındaki korumalığını da o yapmaktaydı.

Mart 1919 başlarında Samsun-Kavak arasında posta refakati yaparken Rum çetelerinin pususuna uğramış, Mutasarrıf Ethem Bey Dahiliye Nezaretine (İçişleri Bakanlığı) çektiği telgrafta faillerin peşine düşüldüğünü bildirmiştir.

İngiliz Müfrezesinin Esir Alınması

İngilizler Samsun’u işgal ettikten sonra, çoğunluğu Hintli askerlerden oluşan 100 kişilik bir birliği Merzifon’a sevk etmiştir. Başlarında İngiliz subayların bulunduğu bu birlik Çakallı mevkisine geldiğinde, pusu kurarak kendilerini izleyen Ekrem Bey ve adamları tarafından durdurulmuştur. Güçlerine güvenen İngilizler silahlarına davranmaya yeltense de Ekrem Bey’in adamlarının anında yaylım ateşi açması üzerine direnemeyerek beyaz bayrak sallayıp teslim olmuşlardır.

Ekrem Bey, İngiliz birliğinin tüm silah ve cephanelerine el koymuş, askerleri esir almıştır. Bir avuç Kuvayımilliye askerine teslim olmak İngiliz Yüzbaşının gururuna dokunmuştur. Benzer bir olay Haziran 1919 ortalarında da yaşanmış; İngiliz Yüzbaşı Hurst, Kavak bölgesinde bir Türk müfrezesi tarafından ayakkabılarına kadar soyulmuştur. İngiliz Fevkalade Komiserliği, kırılan gururlarını tamir etmek için Hurst’ün yerine Yüzbaşı Perring’i atamış ve Osmanlı Hükümeti’ne Amiral Carthrop imzasıyla sert bir nota vererek asayişin sağlanmasını istemiştir. İşte bu baskılar, Osmanlı Hükümeti'nin Anadolu'ya dokuzuncu ordu müfettişi gönderme sürecini hızlandırmıştır.


4. Metropolit Germanos’un Şikâyet Telgrafları

Ekrem Bey’in faaliyetleri hem işgalci İngilizleri hem de Pontusçu Rumları çaresiz bırakmıştır. Metropolit Germanos, İstanbul Hükümeti’ne ardı ardına şikâyet telgrafları yağdırmıştır:

  • 11 Mart 1919: Dahiliye Nezaretine gönderdiği yazıda, Mutasarrıf Ethem Bey’in Türkleri silahlandırıp Rumlara saldırttığını iddia ederek Kavaklı Ekrem Bey’den duydukları rahatsızlığı iletmiştir.
  • 20 Mart 1919: Sadarete (Başbakanlığa) başvurarak, firar eden Teğmen Hamdi Bey’in askerleriyle birlikte dağlarda tahkimat yaptığını ve Ekrem Bey ile birleşerek Rumları katlettiği iftirasını atmıştır.
  • 26 Mart 1919: Rum Patrikhanesine çekilen telgrafla Ekrem Bey yeniden şikâyet edilmiştir.

Bu şikâyetler üzerine İstanbul, Mutasarrıf Ethem Bey’den savunma istemiştir. Mutasarrıf Ethem Bey, 1 Nisan 1919’da gönderdiği cevabi telgrafta tarihi bir hakikati haykırmıştır:

"Ekrem Bey bir çeteci değil; Samsun-Havza postasının emniyetini sağlayan, ara sıra eşkıya takibi yapan ve askeri birliklere rehberlik eden devletine bağlı, güvenilir bir vatandaştır. Metropolit Germanos ise geçmişe yönelik bir hesaplaşma ve mütarekenin 7. maddesini (işgal maddesi) işletebilmek için asılsız feveranlar koparmaktadır."


 

5. Mustafa Kemal Paşa ile Karşılaşma ve Büyük İttifak

19 Mayıs 1919’da Samsun’u ayaklandıran Mustafa Kemal Paşa, Harbiye Nezaretine gönderdiği 22 Mayıs tarihli raporunda Metropolit Germanos’un yönettiği 58 silahlı Rum çetesinin varlığını resmi olarak belgelemiştir.

25 Kadıköy, İlyasköy güzergâhından Anadolu’nun içlerine doğru harekete geçen Mustafa Kemal Paşa ve karargâhının Mahmur Dağı’nı güvenle aşmasında, yol emniyetini sağlayan Canbulatoğlu Ekrem Bey’in rolü çok büyüktür.

 

Tarihi Kavak Görüşmesi

Mustafa Kemal Paşa ve heyeti, Çakallı’yı geçerek Kavak nahiyesine ulaşmış ve nahiye müdürlüğü binasında dinlenmeye çekilmiştir. Paşa'nın geldiğini duyan halk binanın önünde toplanmıştır. Topluluğun başında Aziz Bey, Akaloğlu Yusuf ve Canbulatoğlu Ekrem Bey yer almaktaydı.

Mustafa Kemal Paşa eşrafı içeri davet ederek memleketin ahvali üzerine sohbet etmiştir. Bu tarihi sohbette Ekrem Bey, Mustafa Kemal Paşa’nın gözlerinin içine bakarak askerce selam durmuş ve şu tarihi sözü vermiştir:

"İki yüz atlımla emrinizdeyim Paşam!"

Mustafa Kemal Paşa, bu kararlı duruştan memnun olarak Kavaklılara derhal bir Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurmalarını emretmiş ve Havza’ya doğru hareket etmiştir. Ekrem Bey, söz verdiği gibi atlılarıyla birlikte Paşa’yı Havza’ya kadar bizzat koruyarak götürmüştür.

Silahlara El Konulması Planı

Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’da olduğu günlerde, Osmanlı Hükümeti tarafından Diyarbakır bölgesinden toplanan 31.333 süngü kolu, 198 makineli tüfek ve 26 top kaması Samsun üzerinden İstanbul’a (İtilaf Devletlerine teslim edilmek üzere) sevk edilmekteydi. Durumu haber alan Mustafa Kemal Paşa’nın direktifleri doğrultusunda, Canbulatoğlu Ekrem Bey ustaca bir plan hazırlamıştır. Hacılar Dağı dolaylarında cephane kafilesinin önünü kesen Ekrem Bey, tüm bu askeri mühimmata el koyarak silahların Millî Mücadele’nin emrine kazandırılmasını sağlamıştır.


6. Şehadeti

Bölgesinde gecesini gündüzüne katarak halkın ve devletin hizmetinde koşan Canbulatoğlu Ekrem Bey, 22 Temmuz 1919 günü yine devletin resmi postasına ve Rum çetelerinden korkan sivil yolculara refakat ederek Erbaa’ya gitmek üzere yola çıkmıştır.

Ancak kafile, Lâdik bölgesine geldiğinde kalabalık bir Rum-Pontus çetesi tarafından haince pusuya düşürülmüştür. Çıkan amansız ve şiddetli çatışmada Ekrem Bey, arkadaşlarıyla birlikte kahramanca savaşarak şehit düşmüştür.

Henüz ömrünün baharında vatanı uğruna canını feda eden bu fedakâr Kuvayı milliye liderinin naaşı, doğduğu yer olan Kavak’ın Karlı köyüne defnedilmiştir.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.