Biz Nerede Yanlış Yaptık? Vicdan ve Değerler Muhasebesi
Dün ve bugün; Kahramanmaraş ve Siverek’ten gelen haberler sadece ekranlarımıza değil, doğrudan ciğerimize düştü. Eğitim yuvalarımıza, yani geleceğimize kasteden o karanlık el, hepimizi derin bir keder ve aynı zamanda büyük bir öfke içine hapsetti. Hayatını kaybeden evlatlarımıza ve kıymetli öğretmenimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza şifalar diliyorum. Ancak taziye dilemek yetmiyor; artık aynaya bakıp o yakıcı soruyu sorma vaktidir: Biz nerede yanlış yaptık?
Modern toplumun "şiddet sarmalı," ne yazık ki sadece sokaklarda değil, evlerimizin başköşesindeki ekranlarda ve çocuklarımızın avuçlarındaki akıllı telefonlarda mayalanıyor. Yıllardır televizyon kanallarını işgal eden "mafya" temalı diziler, gayrimeşru hayatı bir güç gösterisi olarak pazarlarken, aslında genç zihinlere şiddetin normal olduğu algısını pompalıyor. Bu yapımlar, erdemli bir birey olmayı değil, "racon kesmeyi" ve "güç sahibi olmayı" bir başarı kriteri olarak sundukça; çocuklarımızın hayallerini doktorluk, öğretmenlik değil, karanlık figürler süslemeye başlıyor. Bu noktada radikal kararlar kaçınılmazdır: Mafya özentisini tetikleyen programlar derhal ekranlardan kaldırılmalı ve sosyal medyada şiddeti teşvik eden her türlü içerik sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tutulmalıdır. 18 yaş altı için sosyal medya sınırlaması, artık bir tercih değil, toplumsal bir zarurettir.
Öte yandan, bu acı olayları politik bir malzeme, bir "nema" aracı olarak gören anlayışı da en sert şekilde kınamak zorundayız. Gözyaşı ve kan üzerinden siyaset devşirmek, en az suçun kendisi kadar gayriinsanidir. Toplumsal travmaları bir kaos aracına dönüştürmeye çalışanlara müsaade edilmemeli; acıda dahi birleşemeyen bir yapının yarınları inşa edemeyeceği bilinmelidir. Gün, siyasi çekişme değil, toplumsal mutabakat günüdür.
Meseleyi sadece güvenlik önlemleriyle çözmeye çalışmak, buzdağının sadece görünen kısmına müdahale etmektir. Her okulun kapısına bir polis, her başa bir güvenlik görevlisi dikmek çözüm değildir. Asıl mesele, her kalbe bir vicdan, her zihne bir ahlak muhafızı yerleştirebilmektir. Bu noktada ebeveynler ve eğitimciler olarak kendimizi ciddi bir muhasebeye çekmeliyiz. Çocuklarımızın sadece fiziksel ihtiyaçlarını karşılamak, "yediği önünde yemediği arkasında" bir hayat sunmak yeterli değildir. Onların ruh dünyasında neler olup bittiğini, kimleri rol model aldıklarını, hangi sanal dünyalarda vakit geçirdiklerini takip etmediğimiz sürece eksik kalmışız demektir.
Suçu başkasında aramak kolaycı bir mazerettir. Eğitim yuvalarımıza yapılan bu saldırılar, aslında manevi dünyamızda açılan gediklerin birer sonucudur. Okulları tatil ederek ya da sorundan kaçarak değil; birleşerek, konuşarak ve değerlerimizi yeniden kuşanarak bu bataklığı kurutabiliriz. Çocuklarımızı bilgiyle donatırken, o bilginin içine "insan sevgisi" ve "etik değerleri" de yerleştirmek zorundayız.
Unutmayalım ki; bir toplumu ayakta tutan şey sadece binaları değil, o binaların içindeki insan kalitesidir. Geleceğimizi korumak istiyorsak, önce çocuklarımızın ruhunu bu kirli ve şiddet eğilimli kuşatmadan kurtarmalıyız.
SAMSUN BÜLTEN - AHMET SEVEN
#SamsunBülten #AhmetSeven #EğitimdeŞiddet #ToplumsalMuhasebe #MafyaDizileri #DeğerlerEğitimi #BirlikVeBeraberlik #SosyalMedyaDenetimi


