
Sevgili Einstein ne güzel söylemiş;
Başarılı insan olmaya çalışmayın, değerli insan olmaya çalışın.
IŞIL KOL
Çünkü değerler çok kıymetli. Sesizce, içten içe, nesilden nesile çalışır. Dünyamız çok büyük, odağımızı tetikleyen araçlar çok geniş olabilir.
Kozmik dünya kendimize verdiğimiz değeri arka sıralara itmemize neden olabilir. Tüm bunlara rağmen önceliğimiz, kendimize verdiğimiz değer olursa, hayatımıza etki eden tüm yapı bu degerden faydalanabilir.
Birine fayda sağlamak istiyorsan buna önce kendi değerini artırmaktan başla dostum. Hayat akışımızda birçok dengeyle ilgili aksiyon alırken, bir nefes aralığı vererek gün içinde sor kendine.
Gerçekten hak ettiğin bu mu? Bunu çok minik kavramlar için yapmaya başlayabilirsin mesela. Örneğin sabah güne başlamandan başlayalım.
Uyandın alarmı erteleye erteleye getirdin artık dönülmez akşamın ufkuna saati artık kalman şart oldu. Vee zıpladın yataktan yüzünü yıkamaya dakkikan bile yok, eline ne geçtiyse onu giyerek attın kendini dışarı.
Kahvaltı dahi yapamadan, yatağını toplayamadan, gün içinde gerekli olabilecek biçok şeyi yanına alamadan gün başladı. Ne o uyumadan, ne o ertelediğin dakikalardan aldığın haz kalmadı bile zihninde.
Tam da burda sor hemen kendine BEN BÖYLE Mİ GÜNE BAŞLAMAYI HAKEDİYORUM. Hemen ardındanda şu soru gelsin. Ben kendime günün daha başında bu muameleyi yaparsam, günün devamında karşılaştığım, temas kurduğum kişiler bana neler yapmaz.
Ben kendime ne kadar özenli ve şefkatli olursam Evren de bana o ölçüde hassas ve özenli olur. Kendi değer yargılarını bilen biri bir imza gibi sözsüz bir iletişimle varoldugu her yere o imzayı taşır. O halde seç! Senin imzan nasıl olsun?


