Samsun Haber
Yayınlanma : 21 Mayıs 2026 13:08
Düzenleme : 21 Mayıs 2026 13:20

Yıldıray Çınar: Türkülerin Efendisi

Yıldıray Çınar: Türkülerin Efendisi
İyi ki bu topraklardan bir Yıldıray Çınar geçti, iyi ki onun mirasına göğsünü siper eden vefalı dostları var.

Yıldıray Çınar: Türkülerin Efendisi ve Samsun’un Sönmeyen Işığı

AHMET SEVEN-SAMSUN BÜLTEN

Yeşilırmak’ın sularına doğru ne zaman baksak, dudaklarımızda hep aynı buruk ama bir o kadar da baki melodi canlanır: "Çarşamba’yı sel aldı..." Bu ses, aradan geçen yıllara, değişen zamanlara ve kuşaklara rağmen ilk günkü tazeliğini, o efsunkar ve içten kokusunu hiç kaybetmedi. Çünkü o sesin sahibi, bu toprağın tam bağrından kopmuş, Anadolu’nun acısını da sevincini de kendi yüreğinde eritmiş müstesna bir değerdi. O, Türk halk müziğinin ve Yeşilçam’ın beyefendi efsanesi; Samsun’un, özellikle de çok sevdiği memleketi Çarşamba’nın dünyaya armağan ettiği Yıldıray Çınar’dı.

1940 yılında Samsun’da başlayan ve 29 Mayıs 2007’de yine bu topraklarda nihayete eren o 67 yıllık ömür, geride öyle devasa bir sanatsal miras bıraktı ki, bugün bile onun açtığı yoldan yürüyor, onun bıraktığı nostaljiyle nefes alıyoruz. 1962’de TRT Ankara Radyosu ile başlayan profesyonel yolculuğunda, bağlamasının tellerine her dokunuşunda memleket sevdasını haykırdı. Türk Halk Müziği’nin ilk ve tek "Assolisti" unvanını alırken, TRT repertuvarına kazandırdığı 600 eserle adını musiki tarihimize altın harflerle kazıdı. Sahnesinde canlı hayvanlara yer vererek doğallığı ve doğa sevgisini sanata dâhil eden vizyonu, 54 filmde başrol oynayarak Anadolu’nun kahramanlık hikâyelerini beyaz perdeye taşıyan Yeşilçam serüveni, 12 altın ve 6 platin plağı... Hepsi onun sanattaki dehasının birer tesciliydi. 1969’da Kıbrıs’taki mücahitlerimize moral vermek için cepheye giden o cesur yürek de yine ondan başkası değildi.

Ancak büyük sanatçı olmak sadece ödüllerle, plaklarla ölçülmez. Büyük sanatçı olmak; arkanızda baki kalacak bir "karakter", edep ve asalet bırakabilmektir. Günümüzde dönüp geriye baktığımızda, Yıldıray Çınar gibi beyefendi, edep dolu ve vakur duruşlu sanatçıları ne kadar çok özlediğimizi bir kez daha derinden hissediyoruz.

Vefatının ardından Samsun ve Çarşamba, onun adını okullarda, sokaklarda yaşatarak vefa borcunu ödemeye çalıştı. İlkadım Belediyesi’nin Yıldıray Çınar Kültür Merkezi bu hafızanın en güzel kalelerinden biri oldu. Fakat burada, bir başka büyük "vefa" abidesine, çok özel bir teşekkürü borç bilmemiz gerekiyor: Yeğeni Metin Erten.

Metin Erten, sadece bir akraba değil, adeta bir kültür muhafızı gibi hareket ederek muazzam bir bağlılık örneği sergiliyor. İlkadım’da bulunan Yıldıray Çınar Anı Evi, onun üstün gayretleriyle bugün sevenlerinin sığınağı, nostaljinin merkezi haline geldi. Sanatçının elinin değdiği sazından, sahnesini süsleyen elbiselerine, orijinal plaklarına kadar her şeyi iğne oyası gibi işleyerek o kokuyu, o ruhu anı evinde yaşatıyor. Bununla da kalmıyor; her yıl 29 Mayıs’ta Asri Mezarlık’taki kabri başında Kur'an-ı Kerim okutarak dostları, sevenleri bir araya getiriyor, anıları taze tutuyor.

Şahsen benim de kabri başında çok defa ziyaret edip, ruhuna dualar göndererek adeta hasbihal ettiğim Yıldıray Çınar, bu toprakların ortak vicdanı ve ortak sesidir. Metin Erten gibi vefalı yürekler sayesinde de bu ses hiçbir zaman susmayacaktır. İyi ki bu topraklardan bir Yıldıray Çınar geçti, iyi ki onun mirasına göğsünü siper eden vefalı dostları var.

Türkülerin Efendisi, edep ve asalet timsali büyük usta... Ruhun şad, mekânın cennet olsun. Memleketin Çarşamba, Samsun ve tüm Türkiye seni asla unutmayacak.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.