Samsun Bülteni
Yayınlanma : 18 Aralık 2025 17:42
Düzenleme : 18 Aralık 2025 17:45

Sendikal Tavır: Hak mı Arıyoruz, Hendek mi Kazıyoruz?

Sendikal Tavır: Hak mı Arıyoruz, Hendek mi Kazıyoruz?
Sendikalar, sadece üyesinin çıkarını koruyan birer zırh değil, toplumun huzuru için akıl yürüten birer düşünce kuruluşu gibi hareket etmelidir.

Birbirimize Muhtacız: Kınama Yarışından Çözüm Ortaklığına

AHMET SEVEN-SAMSUN BÜLTEN

Son dönemde gazete manşetleri ve sosyal medya akışları adeta birer "çatışma bülteni"ne dönüştü. Gün geçmiyor ki bir okulda öğretmene saldırı haberi okumayalım ya da tam tersi, bir öğretmenin öğrencisine sert müdahalesine tanık olmayalım. Sadece okullar da değil; camide imamla cemaat, devlet dairesinde memurla vatandaş, sokakta akranlar arasında bitmek bilmeyen bir hınç ve münakaşa hali hakim.

"Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" düsturuyla yoğrulmuş bir medeniyetten, öğretmenine el kaldıran bir nesle; "insanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışından, vatandaşına asık suratla bakan memura nasıl evrildik?

Hak mı Arıyoruz, Hendek mi Kazıyoruz?

Bu noktada sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının tavrını sorgulamak elzemdir. Bir olay vuku bulduğunda derhal toplanıp "Kınıyoruz!" sloganları atmak, en kolay ve en etkisiz yoldur. Elbette şiddetin her türlüsü kınanmalı, ancak mesele sadece "kendi tarafını" savunma refleksi olduğunda çözümden uzaklaşırız.

Sendikalar, sadece üyesinin çıkarını koruyan birer zırh değil, toplumun huzuru için akıl yürüten birer düşünce kuruluşu gibi hareket etmelidir. Bir öğretmen darp edildiğinde bütün öğrencileri potansiyel suçlu ilan etmek ya da münferit bir darp olayında tüm eğitim camiasını zan altında bırakmak, yel değirmenlerine karşı savaşmaktan farksızdır.

Eksik Olan Ne?

Asıl sormamız gereken soru şu: Biz nerede hata yaptık?

Bağımlılık İlişkisini Unuttuk: Öğretmen olmasa öğrenci, öğrenci olmasa öğretmen olmaz. Vatandaşın olmadığı yerde memuriyet, cemaatin olmadığı yerde imamlık anlamsızdır. Bizler birbirimizin rakibi değil, varlık sebebiyiz.

Kuru Kuruya Atar-Gider Kültürü: Sosyal medyanın da etkisiyle, diyalog kurmak yerine "ayar verme" ve "gövde gösterisi yapma" peşine düştük. Oysa çözüm, bağırmakta değil; olayın yaşandığı zemine inip "neden" diye sormaktadır.

Bütünsel Bakışı Kaybettik: Sorunları kişiselleştirdik ya da aşırı genelledik. Olay nerede ve kimler arasında vuku bulmuşsa, adalet orada tecelli etmeli; ancak sosyal reçete tüm toplumu kucaklayacak şekilde yazılmalıdır.

Çözüm İçin El Ele

İşgüzarlığı, popülizmi ve tarafçılığı bir kenara bırakma vaktidir. Sendikalar bir araya gelip sadece kınama bildirisi yayınlamakla yetinmemeli; eğitimdeki şiddetin sosyolojik kökenlerini, kurumlardaki iletişim kopukluklarını masaya yatırmalıdır.

"Öğretmen de bizim, öğrenci de..." diyebilen, her iki tarafı da merhamet ve adaletle kucaklayan bir anlayışa muhtacız. Aksi takdirde, bugün savunduğumuz mevziler, yarın hepimizin altında kalacağı bir enkazın parçası olmaktan öteye gidemeyecektir.

Gelin, nerede hata yaptığımızı bulalım ve kuru kınamalar yerine, birbirimize olan ihtiyacımızı hatırlayarak birlikte tavır sergileyelim. Çünkü bu toplumun her bir ferdi, diğerinin aynasıdır.

#ToplumsalBarış #EğitimdeŞiddet #EksikOlanNe #ÖğretmenÖğrenci #SendikalTavır #Nezaket #ToplumsalÖzeleştiri #AdaletVeMerhamet

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.