SAMSUN İL MÜFTÜ YARDIMCISI İBRAHİM KADIOĞLU’NDAN DİYANET’E "LİYAKAT VE ATAMA" ELEŞTİRİSİ
Samsun İl Müftü Yardımcısı İbrahim Kadıoğlu, yayımlanan son İl Müftüleri Kararnamesi’nin ardından Sosyal Medyadaki sayfasından Diyanet İşleri Başkanlığı ve müftü atama sistemine yönelik dikkat çeken, sert bir eleştiri yazısı kaleme aldı. Kadıoğlu, müftülük makamlarında ehliyet ve liyakatin esas alınması gerektiğini belirterek, siyasi ve torpil kanallarıyla yapılan atamaların kuruma ve manevi hayata zarar verdiğini vurguladı.
"Siyasetle Gelip Siyasetle Gidenler Feryat Etmesin"
Son kararname sonrası görev yeri değişen veya görevden alınan bazı il müftülerinin tepkilerini değerlendiren Kadıoğlu, makamlara geliş yöntemlerini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:
"Siyasetle il müftüsü oldunuz, siyasetle de gittiniz... Sizi oraya getiren siyasi güç ile oradan alıp başka yere veren aynı siyasi güç. İşinizi yaptıklarında onları göklere çıkarıyordunuz, şimdi neden feryat ediyorsunuz? O makamlara nasıl geldiğinizi, nice müftülerin hakkını yediğinizi bilmeyen yoktur. Hak ettiği halde hiç il müftüsü olamayanlar için vicdanlarınız hiç sızlamıyor mu?"
Diyanet’e Sert Sorular: "Neye Göre Atıyorsunuz?"
Diyanet İşleri Başkanlığı yönetimini de göreve ve adalete davet eden İbrahim Kadıoğlu, sınav ve objektif kriterlerin olmamasından yakındı. Camiye müezzin alınırken bile sınava tabi tutulduğunu ancak koskoca bir ile müftü atanırken somut kriterlerin uygulanmadığını belirten Kadıoğlu, "Siz Adil olan Yüce Allah’ın huzurunda nasıl hesap vereceksiniz? Kur’an’ı ve Resulullah’ı temsil ediyorsanız, Allah ve O'nun Resulü haksızlıklardan razı değildir. Onlardan her bakımdan güçlü ve yetenekli olanları niye görmezsiniz?" şeklinde konuştu.
Sayın Cumhurbaşkanı’na Çağrı: "Önünüze Gelen İsimler En İyileri Değil"
Cumhurbaşkanlığı makamına da çağrıda bulunan Samsun İl Müftü Yardımcısı Kadıoğlu, Cumhurbaşkanı'nın önüne konulan il müftü aday listelerinin liyakat esasına göre değil, bürokratik ve siyasi torpillerle şekillendiğini öne sürdü:
"Sayın Cumhurbaşkanımız! Sizin önünüze getirilen bu isimler vallahi de billahi de en iyileri değildir. Bu adayların isimleri sizin önünüze gelinceye kadar nice siyasiler, iş insanları ve bürokratlar devreye sokuluyor. Yani siyaseti kullanarak bu ulvi makamlara geliyorlar. Allah’ın dinini anlatmak için Allah’ın razı olmadığı yollara başvurarak gelenler, beklenen hizmeti veremezler."
Çözüm İçin 7 Maddelik Öneri
Atamalardaki kargaşanın ve adaletsizliğin önüne geçilmesi adına şeffaf ve somut kriterler belirlenmesi gerektiğini ifade eden İbrahim Kadıoğlu, çözüm için şu önerileri sıraladı:
-
Sınav Şartı: İl müftüsü olmak isteyen ilçe müftüleri mutlaka şeffaf bir sınava tabi tutulmalıdır.
-
Görev Süresi Sınırı: Sınavda başarılı olanlar hizmetlerinin son 5 yılını il müftüsü olarak geçirmeli, böylece daha fazla liyakatli isim bu makamı tecrübe etmelidir.
-
Yaş ve Hizmet Kriteri: En az 55 yaş veya en az 30 yıl ilçe müftülüğü yapmış olma şartı getirilmelidir.
-
İlmi ve Dil Yetkinliği: Temel İslam bilimlerinin esası olan Arapça dil bilgisi ve ilmi derinlik şart koşulmalıdır.
-
Kurum İçinden Yetişme: Kurumu tanımayan dışarıdan isimlerin müftü veya başkan olarak atanmasının önüne geçilmelidir.
-
İtikadi Duruş: İtikadi ve ameli bakımdan kusursuz ve örneklil teşkil eden şahsiyetler tercih edilmelidir.
-
Siyasi Müdahalelerin Engellenmesi: Siyasilerin ve aracıların müftü belirleme sürecine müdahil olmasını engelleyecek mevzuat altyapısı oluşturulmalıdır.
"Emanetin Ehline Verilmemesi Manevi Erozyona Yol Açıyor"
Emanetin ehline verilmesinin dinen bir zorunluluk olduğunu hatırlatan Kadıoğlu, ehliyetsiz kişilerin makamlara getirilmesinin toplumda ahlaki ve manevi erozyonu hızlandırdığını, cumhuriyet tarihinin en güçlü muhafazakar iktidarı döneminde yaşanan manevi tahribatların temelinde bu adaletsizliklerin yattığını belirterek yazısını tamamladı.
#Samsun #İbrahimKadıoğlu #SamsunİlMüftülüğü #DiyanetİşleriBaşkanlığı #Liyakat #Ehliyet #DiyanetAtamaları #MüftüAtamaları #SamsunHaber
İŞTE O YAZI!
EHLİYET, LİYAKAT VE DİYANET
Son İl Müftüleri Kararnamesinde Büyük illere atanan il müftüleri hariç hemen hemen hiçbir müftüyü atamalar memnun etmiş gibi görünmüyor. Hatta bazıları bu atamalara isyan ederken bazı aklı evvellerde halen daha torpil kanallarını devreye sokmaya çalışıyor, bu konuda yoğun mesai harcıyorlar keşke İslamiyeti anlatma ve yaymak için o kadar mesai harcasalardı...
Özellikle yıllardan beri ağa-paşa olarak il müftülüğü yaparken bir anda görevden alınanlar veye küçük illere verilmeleri onları şaşkına döndürmüş durumda...
Peki onlara istisnalar hariç şöyle bir soru soru sormak lazım. Sahi...! Siz il Müftüsü olmak için hangi imtihana girdiniz de diğer müftülerden daha başarılı oldunuz? Daha fazla puan aldınız? Ve emsallerinize büyük fark attınız? Sizin ilmi kariyerleriniz gerçekten il Müftüsü olamayanlardan çok mu fazla! Veya onlara göre üstünlüğünüz veya başarınız nedir?
Siz hangi önemli projelerinizde diğerlerine çok fark attınız? Görev yaptığınız illerde hangi projelere imza attınız!
Halk sizi gerçekten çok mu sevdi, seviyor?
Siyasetle il Müftüsü oldunuz, siyasetle de gittiniz veya beklendikeriniz karşılanmadı!Bundan dolayı kırılıp dökülmeye gerek varmı ki...
Sizi oraya getiren siyasi güç ve sizi oradan alıp başka yere veren ayni siyasi güç...Ama işinizi yaptıklarında onları göklere çikarıyordunuz, medhü senalar, şiirler yazıyordunuz...
Sizler Allah'a yalvarır gibi yalvardığınız aynı kişiler! Sizden bıktılar veya söylediklerini iyi yapmadınız da onlarda tamam yeter bu kadar dediler...Neden bu kadar feryadı figan ediyorsunuz ki. Sizler bulunmaz kumaş mısınız ki?
Sizler o makamlara nasıl geldiğinizi, nice müftülerin hakkını yediğinizi bilmeyen yoktur. Ve hasbelkader oralarda nasıl kaldığınızı da bilmeyen yoktur...
Bir de feryadı figan edip ortalığı velveleye veriyorsunuz. Peki hak ettiği halde hiç il Müftüsü olamayanlar için vicdanlarınız hiç sızlamıyor mu? Yani her daim siz mi il müftülüğü yapacaksınız! Üstünlüğünüz nedir?
Torpille, iltimasla ve el etek öperek il müftülüğü makamına oturmuş olan arkadaşlarımıza merhum Osman Yüksel SERDENGEÇTİ'nin şu veciz sözünü hatırlatıyorum: " BİR SANTİM YÜKSELMEK İÇİN BİR METRE EĞİLEN BAŞLAR BAŞ OLMAKTAN ÇIKSIN."
Sayın Diyanet İşleri Başkanlığı!
Sizler Adil olan Yüce Allah'ın huzurunda nasıl hesap vereceksiniz. Siz neyi, kimi temsil ediyorsunuz! Eğer Kuran'ı Kerimi ve Resulullah'ı temsil ediyorsanız: Vallahi, Billahi, Tallahi Allah ve O'nun Resulü böyle emretmemiştir. Bu haksızlıklardan ve adaletsizliklerden razı değillerdir. Siz neye göre bu kadar yeteneksiz , bilgisiz , beçeriksiz il müftülerini bu kadar uzun süre illerde tutuyorsunuz... Onlardan her bakımdan güçlü, yetenekli ve başarılı olanları niye görmezsiniz! Yoksa diğerleri bu vatanın evladı değil mi? Yoksa sizleri torpille, iltimasla ezmeleri mi gerekiyor? Bu ve benzeri uygulamalarınızla hiç adaletin yanında olmadınız. Hac ve yurtdışı görevlendirmeleri ve diğer dosyalar daha garip duruyor...
1., 2., 3. İl ve ilçelerde müftülerin görevlendirmeleri de başlı başına adaletsizliklerle doludur....
Neden İl Müftüsü olmak için belirli şartlar halen daha belirlenmemiş. 21. Yüzyılda yaşıyoruz, daha şeffaf daha adil, emanetlerin ehline verilmesi için daha özverili çalışmalar yapılması gerekmez mi? Bunlar ne zaman , hangi yıl, kimin zamanında yapılacak, ne kadar daha beklenecek...
Daha adil ve hakkaniyetli olmak için şunlar yapılamaz mı? Misal olarak:
1) İl Müftüsü olmak için mutlaka ilçe müftüleri bir imtihana tabi tutulması gerekir. Camiye müezzin alınırken müezzin imtihana tabi tutuluyor ama bir il'e müftü alırken imtihana tabi tutulmuyor? Bu olaçak iş değil...
2) İmtihanda başarılı olan müftüler hizmetlerinin son 5 yılını il Müftüsü olarak geçirecek olabilirler. Bu şekilde daha fazla ilçe Müftüsü il müftüsü görevinde bulunmuş olur.
3) Veya İl müftüsü olmak için en az 55 yaş ve üstü olacak ve imtihanda başarılı olma şartı getirilebilir.
4) Veya En az 30 yıl veya üstü ilçe müftülüğü yapmış olma şartı konabilir.
5) İlmi konularda temayüz etmiş, Arapçası çok güçlü olma şartı konabilir. Çünkü İslam ilimlerinin temelini Arapça ilimleri oluşturur.
6) Kurum dışından müftü ve başkan olmayacak, Çünkü onlar kurumu pek bilmiyorlar...
7) Bilindiği kadar Şeriatı Ğarraya muhalif bir itikadı ve ameli olmayacak vb. kıstaslar getirilemez mi? Neden halen daha siyasiler ve diğer iş-güzarlar çok önemli olan il müftülerini belirlemeye çalışıyorlar! Bunun önüne geçilemez mi?
Sayın Cumhurbaşkanımız!
Sizin önünüze il müftü adaylarının isimleri getirilir. Getirilen bu isimler vallahi de billahi de en iyileri değillerdir. İstisnalar kaideyi bozmaz. Belki yüzde yirmi arkadaşlarımız bu makamı hak ediyordur. İl müftüsü olarak atananların ne ilimleri ne de irfanları diğerlerinden daha güçlü değildir. Önünüze konan bu isimler mevcutların içinde en iyi müftülük yaparlar diye önünüze gelmiyorlar! Bu adayların isimleri sizin önünüze gelinceye kadar nice siyasilere, nice işadamlarına, nice prokratlara, nice bakanlara ve nice milletvekillerine ve size ulaşmak için nice hatırı sayılanlara ulaşıyorlar...
Yani bunlar siyaseti kullanarak bu ülvi makamlara geliyorlar! Ve bundan dolayıda hiç bir zaman beklenen, arzu edilen hizmeti veremiyorlar ve de veremezler. Çünkü Allah 'ın dinini anlatmak için Allah'ın razı olmadığı bir yola başvurmuşlardır, öylece bu makamlara gelmişlerdir...Bu tür atamalarda, tayinlerde Allah'ın rızası yoktur.
Bizler torpil ve iltimasla il müftüsü onlanları okullardan ve görev yaptığımız yerlerden çok iyi tanıyoruz. Yani içimizden her konuda en zayıf olanlardır bunlar.
( istisnalar kaideyi bozmaz)
Siz aslında tüm müftülerin Cumhurbaşkanısınız! Neden bir çok siyasi yollarla size ulaşmış olanları atıyorsunuz, onlardan çok daha kaliteli ve başarılı arkadaşlarımız vardır...
Devamlı onlar mı il müftüsü olaçaklar? On sene, on beş sene, yirmi sene, yirmi beş sene... Eğer bir ilçe müftüsü 40 yaşında il Müftüsü oldu ise 65 yaşına kadar devam edecek, onunla beraber ilçe müftüsü olmuş arkadaşı o ise hiç il müftüsü olamayacak! Çünkü siyasileri devreye sokmadı, torpile başvurmadı, ağlamadı, yalvarmadı diye! Sayın Cumhur başkanım sizce bu adaletli bir işmi yani! Cumhurbaşkanı halı hazırda aktif görevde bulunan yaklaşık 1400 müftüden il müftüsü tayın ederken daha adil ve daha sık dokuyup ince elemesi gerekmez mi? Cumhurbaşkanımız, büyük torpillerle ve iltimaslarla önüne konan dosyalardan il müftülerini belirlesi adil bir yaklaşım değil.
Sayın Cumhurbaşkanı kimler müftüçülük oyunu oynuyor onlara çok dikkat etmesi gerekir... Çünkü müftülük makamı taş ocağında taş kırma mesleği gibi bir iş değil. Bu makamlar ve bu davalar Resulullah 'ın davasıdır. Enbiyaların Davasıdır, Ashabın Davasıdır, Bu Yol Kur'an-ı Kerimin Yoludur... İçimizde ne kadar zayıf olarak bildiğimiz arkadaşlar varsa istisnalar hariç onlar terfi ettiriliyor. Alimler eğilmezler, siyasi manevra yapmazlar yüzleri kızarır ,saf ve ihlaslı oldukları için...
Bu haksızlıkların kamuoyuna Yansımaları: Evet... İslamiyetteki emanetin ehline verilmesi adaletten önce gelir. Çünkü hüküm verecek olan kadı önce bu işe ehilmidir? ona bakılır...Emanetlerin ehline verilmesi emri ilahi olduğu için aynı zamanda farzdır...
Ehliyet ve liyakat bakımından yetersiz olan arkadaşlarımız yetkili kılınınca beklenen performansı gösteremiyorlar. Bir çok konuda yetersiz kalıyorlar, bilgi ve becerileri yeterli değil...Hatta temsil konusunda da yetersizdirler...
Bir il müftüsünün görevi yalnızca mevcut statükoyu devam ettirmek olmamalıdır. Onun en önemli görevi yeni yeni İcraatlar yapmak, yeni birşeyler üretmek ve ümmetin önünü açmak olmalıdır...
Dolayısıyla ehliyetsiz ve liyakatsız olan il müftüleri ihlaslı olmadıkları için bu sokağa, genel ahlak ve terbiye kurallarına ciddi erozyon olarak yansımaktadır. Aynı zamanda bu ehliyetsiz, liyakatsizlik genelde maneviyatın zayıflamasına ve dünyevileşmenin artması olarak insanlara yansımaktadır...
Cumhuriyet Tarihinin en güçlü muhafazakar iktidarı dönemindeki manevi hastalıkların artması kısmen de olsa emanetlerin ehline verilmemesinde aranması gerekir...
19 Eylül 2026
Müftü İbrahim KADIOĞLU




