Samsun Haber
Yayınlanma : 15 Haziran 2026 13:11
Düzenleme : 15 Haziran 2026 13:17

Okullar Eğitim Yuvası mı, Organizasyon Şirketi mi?

Okullar Eğitim Yuvası mı, Organizasyon Şirketi mi?
Son yıllarda okullarımızda akılalmaz bir curcunadır gidiyor. Eğitim ve öğretimin o vakur, o disiplinli çehresi; yerini adeta ardı arkası kesilmeyen kutlamalara, partilere ve popülist eğlencelere bıraktı.

Okullar Eğitim Yuvası mı, Organizasyon Şirketi mi?

AHMET SEVEN - SAMSUN BÜLTEN

Son yıllarda okullarımızda akılalmaz bir curcunadır gidiyor. Eğitim ve öğretimin o vakur, o disiplinli çehresi; yerini adeta ardı arkası kesilmeyen kutlamalara, partilere ve popülist eğlencelere bıraktı. Yaş günü, veda partisi, Öğretmenler Günü, şatafatlı kep atma törenleri, özel gün etkinlikleri... Hepsinde aynı senaryo: "Hediye götür, dersi kaynat, günü bitir!"

Açıkça sormak gerekiyor: Okullarımız eğitim-öğretim kurumu olmaktan çıkıp birer kutlama mekanı haline mi geldi? Daha ilkokul çağındaki çocuklara kep fırlattırmak, aslı astarı olmayan özel kıyafetleri mecbur kılmak kimin icadıdır? Bu boş ve faydasız işlerin kime ne hayrı vardır?

Bu kontrolsüz gidişatta okullar kadar, ne yazık ki anne ve babaların da sorumluluğu büyük. Bir yarış, bir "geride kalmama" telaşıdır almış başını gidiyor. Peki, bu şatafatlı etkinlikler planlanırken imkanı olan var, olmayan var; hiç mi düşünülmüyor? Belki görünürde bir zorlama yok; fakat biliyoruz ki resmi olarak zorunlu tutulmayan her harcama, imkanı olmayan aile için sessiz bir mahcubiyeti, çocuk için boynu büküklüğü beraberinde getiriyor. Okul çatısı altında çocuklara eşitliği ve adaleti öğretmesi gerekenler, farkında olmadan sınıfsal uçurumları körüklüyor.

Bu bulaşıcı alışkanlığı tetikleyen, işi ticarete döken merkez üssü ise ne yazık ki paralı özel okullardır. Kazanç uğruna eğitimin ve öğretimin disiplinini hiçe sayan bu kurumlar, artık kendilerine çeki düzen vermelidir. Özel okullarda öğrenciyi "ağa", veliyi "patron", okulu ise "taşeron" konumuna getiren bu çarpık zihniyet derhal terk edilmelidir. Okul, parayı verenin düdüğünü çaldığı bir eğlence merkezi değildir.

Buradan öğretmenlerimize de samimi bir çağrıda bulunmak gerekiyor: Kıymetli öğretmenler, kendinizi topladığınız hediyelerle, düzenlenen partilerle değil; verdiğiniz eğitimin kalitesiyle ölçün. Bırakın, öğrencilere anne ve babalığı kendi ebeveynleri yapsın. Sizin asil göreviniz öğretmenliktir. Sizler, o çocuklara hayat eğitimini, ciddiyeti, disiplini ve güçlü bir karakteri kazandırmakla mükellefsiniz; öğrenciyi popülist yaklaşımlarla kendinize bağlamakla değil.

Sözün özü; eğitim ve öğretim kurumlarımızı acilen ciddiyete davet ediyoruz. Okullarda tez zamanda bu absürt, yorucu ve faydasız uygulamalara son verilmeli; sınıflar yeniden ilmin, irfanın ve disiplinin merkezi haline getirilmelidir. Çünkü okul, eğlence mekanı değil, geleceğin inşa edildiği kutsal bir yuvadır.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.