Son Dakika
Yayınlanma : 10 Şubat 2026 22:06
Düzenleme : 10 Şubat 2026 22:33

Muayene İstasyonunda Hayatını Kaybeden Polisimizin Ardından

Muayene İstasyonunda Hayatını Kaybeden Polisimizin Ardından
Ankara’da bir araç muayene istasyonunda yaşananlar, sadece bir "tartışma" ya da "arbede" olarak geçiştirilemeyecek kadar ağır, kan dondurucu bir tabloyu önümüze koydu.

Diplomanın Sustuğu, Ahlakın Bittiği Nokta: Polisimizin Ardından

AHMET SEVEN- SAMSUN BÜLTEN

Polise Uzanan El, Devlete Sıkılan Yumruktur!

Ankara’da bir araç muayene istasyonunda yaşananlar, basit bir "tartışma" ya da sıradan bir "darp" vakası değildir. Bu, toplumun huzurunu sağlayan bir polis memurunun, Melih Okan Keskin’in, organize bir vahşetle hayattan koparıldığı bir cinayettir. Görüntüler kan dondurucu, tablo ise utanç vericidir. Bir polis memurunun bir grup tarafından linç edilmesi, toplumsal vicdanımızda kapanması zor bir yara açmıştır.

Her fırsatta "eğitim şart" diyoruz ancak bu olay bize acı bir gerçeği fısıldıyor: Şart olan 'ahlaktır' Mesele teknik bilgi ya da diplomada değil, karakterdedir. Bu saldırıyı gerçekleştirenlerin mühendis ya da teknisyen olması, yani belirli bir "tahsil"den geçmiş olması vahşetin boyutunu küçültmez, aksine katlar. 

Ahlakın olmadığı yerde diploma, sadece kuru bir kağıttan ibarettir. Eğer bir insan, toplu halde birinin üzerine yürüme cüretini kendinde bulabiliyorsa, orada ne mühendislikten ne de medeniyetten bahsedilebilir. Orada sadece organize bir barbarlık ve "çeteleşme" zihniyeti vardır. Tahsilli maganda, tahsilsizinden çok daha tehlikelidir.

Polisin İtibarı, Devletin Onurudur

Polisimiz, jandarmamız, bekçimiz... Onlar sadece birer birey değil, devletin sokaktaki nefesi, adaletin sahadaki elidir. Üniformalı bir görevliye el kaldırmak, doğrudan hukuk düzenine meydan okumaktır.

Kolluk kuvvetlerimizin yetkileri, üç beş alçak karşısında ezilmeyecek şekilde tahkim edilmelidir.

Polisimiz görevini yaparken "Acaba başıma bir iş gelir mi?" endişesi taşımamalı, devletin gücünü her an arkasında hissetmelidir.

 Toplumdaki en büyük sancı, suçlunun "ön kapıdan girip arka kapıdan çıkacağı" düşüncesidir. Bu tür canice saldırıların failleri, yargı önünde en ağır bedeli ödemelidir ki; sokaktaki diğer magandalar için "ibret vesikası" olsun.

 Hiçbir makam veya mevki, güvenlik güçlerimize saldıranları koruyup kollama haddine sahip değildir. Devletin memuru, hiçbir nüfuza kurban edilmemelidir.

Sokaklarda, trafikte veya diğer alanlarlarda "güç bende" diyerek terör estirenlerin devri kapanmalıdır. Bir toplum, kendi güvenliğini sağlayan kişiyi koruyamıyorsa, orada huzurdan bahsedilemez. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve hukukta son sözü yumruklar değil, kanunlar söyler. Melih Okan Keskin'in yerinde bir başkası da olabilirdi. Önemli olan ne zaman nerede bir maganda ile karşılaşılıp karşılaşmayacak endişesidir.

Serseri, çete, mafya ayakları gibi oluşuma müsaade edilmemeli bunlara asla cesaret verilmemelidir. 

Melih Okan Keskin kardeşimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum. Emniyet teşkilatımızın başı sağ olsun. Bu olayda sorumluluğu olan her bir ferdin, adalet önünde hak ettiği cezayı alması sadece bir beklenti değil, şehidimizin kanına olan borcumuzdur.

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.