Devlet ile Memur Arasındaki Sadakat Sadakatsizliğe mi Dönüşüyor?
SENDİKALAR DEVLET İLE MEMUR ARASINDAKİ CİDDİYETİ BOZMUŞTUR. SENDİKA AĞALIĞINA SON VERİLSİN KAPATILSIN!
ARAŞTIRMA SERVİSİ
Devlet, kendi personelini koruyacak, hukukunu gözetecek ve ona adaletle muamele edecek kudret ile liyakate haiz en yüce organdır. Hal böyleyken; kamu hizmetini yürütmekle görevli bir memurun, kendi devletine karşı güvensizlik üzerine inşa edilmiş yapılar üzerinden hak aramaya sevk edilmesi, kamu bürokrasisinde ciddi bir mantık yarılmasına işaret etmektedir.
Son yıllarda kamu bürokrasisinde giderek derinleşen sendikalaşma olgusu, ne yazık ki asli varlık sebebinin dışına çıkarak kurumsal disiplini ve kamu düzenini zedeleyen bir güce dönüşmüştür. Devletin memuruna haksızlık yaptığı, mobbing uyguladığı iddiasıyla ortalıkta boy gösteren yapılar, kamu kurumlarında amir-memur ilişkisini zedelemekte; temsilcilik zırhına bürünen kimi isimlerin kendilerini "devlet içinde ayrı bir otorite" gibi görmelerine zemin hazırlamaktadır. Çalışma disiplininin bozulması, iş veriminin düşmesi ve kurumsal hiyerarşinin sendikal aidiyetlere göre şekillenmesi, kamu idaresinin en temel hastalığı haline gelmiştir.
Mesele sadece iş disipliniyle de sınırlı değildir. Sendikaların mali kaynakları, harcama kalemleri, şeffaflıktan uzak yapısı ve yöneticilerinin mal varlıkları kamuoyunda ciddi soru işaretleri uyandırmaktadır. Aidat gelirleriyle devasa bütçeleri yöneten ancak şeffaf bir denetime tabi tutulmayan bu mekanizmalarda kapsamlı bir "arınma vakti"nin başlatılması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Kamu kaynaklarının ve çalışanın alın terinin nerelere harcandığı strictly hesap sorulabilir olmalıdır.
Bu tablonun en belirgin ve hassas tahribatı ise hiç şüphesiz Diyanet İşleri Başkanlığı gibi müstesna kurumlarda yaşanmaktadır. Din hizmetlerinin yürütüldüğü, manevi rehberliğin esas olduğu bir kurumda sendikal rekabetin, kutuplaşmanın ve "sendikacı hakimiyetinin" baş göstermesi, kurumun temsil ettiği ciddiyeti ve manevi otoriteyi derinden sarsmıştır. Mihrapta ve kürsüde birliği temsil edenlerin, sendikal aidiyetler üzerinden ayrışması kabul edilebilir bir durum değildir. Diyanet başta olmak üzere, stratejik kamu kurumlarının derhal sendikal faaliyet alanının dışına çıkarılması gerekmektedir.
Netice itibarıyla; kamu memuriyetinde sendikacılık, memura somut bir fayda sağlamaktan ziyade kamu hiyerarşisine ve devlet-vatandaş ilişkisine zarar verir noktaya gelmiştir. Devlet, kendi memurunun hukukunu ve refahını doğrudan koruyacak güce sahiptir; bunu yaparken üçüncü bir yapıya veya vesayete ihtiyacı yoktur. Kamu idaresinde verimliliği, liyakatı ve huzuru yeniden tesis etmek adına, memur sendikacılığı sistemi baştan sona yeniden gözden geçirilmeli, kontrolden çıkan yapılar kapsamlı bir denetime tabi tutulmalıdır. Veya memur sendikacılığına son verilmelidir!




