KUR’AN ÂŞIĞI BİR ÂLİM, HAFIZ: NİYAZİ KASAPOĞLU HOCA
Eğitimci-Yazar Ahmet SEZGİN yazdı

Mehmet Niyazi Kasapoğlu, 1941 yılında Trabzon-Çaykara ilçesi Zelega (Taşören) köyünde Süleyman Efendi ile Vahide Hanım çiftinin evladı olarak doğar. Kıtlık döneminde ilkokula gidemeyen Niyazi Kasapoğlu, 5 yaşında mahalle mektebinde ilmihal bilgileriyle birlikte Kur’an-ı Kerim öğrenir.
1946-47 yıllarında dini eğitim için evinde kaldığı Fadime Teyze, evladı yerine koyduğu Niyazi Kasapoğlu'nun okuması için çok emek verir. Bu işi, sonra oğluna devreder. Herhangi bir jandarma baskını olduğunda bu evin ormana bakan kapısından Kur'an talebeleri çıkar, ortalık yatışınca tekrar ders başı yaparlar imiş.
1948 yılında -7 yaşında- Of’ta Hacı Mehmet Rüştü Âşıkkutlu Efendi’den “hafızlık” ile kıraat ve tashih-i huruf öğrenmeye başlayıp 1950’de 9 yaşında hıfzını tamamlar.
Mehmet dedesinin Terme/ Köybucağı köyünde fahri imamlık yaptığı, Süleyman babasının da Terme'de kalaycılık ve bakırcılık yaptığı Mehmet Niyazi Kasapoğlu; 8 yaşında ailesiyle Terme’ye gelir ilk defa. Tarihi Pazar Camiinde hafızlarla mukabele okuyan Mehmet Niyazi'yi Termeli cemaat, bağrına basar.
1951’den 1956 yılına kadar doğum yeri olan Zelega köyünde Cevahirzade Hacı Ahmet Seçilmiş Efendi’den sarf, nahiv, mantık, fesahat ve belagat ilimlerini okur.
1956’dan 1961 yılına kadar Hacı Hasan Yavuz Efendi’den tefsir, hadis, fıkıh, usul-ü fıkıh, beyan kelam derslerini tahsil eder.
1961-63 yılları arasında Manisa ile Balıkesir / Susurluk ve İzmir/ Bornova'da piyade çavuşu olarak askerlik görevini yapar.
Askerlik sonrası Terme'de bir müddet Kur'an kursu hocalığı yapar. 1964-65 yılları arasında Terme/ Çamlıca ( Limandere) köyünde fahri imamlık yapar. Bazı öğrencilere hafızlık, dini ilim dersleri verir; cemaate vaaz eder.
1965-1973 yılları arasında Amasya/ Taşova ilçesi Tasna (Yaylasaray) Köyü Camiinde vekil imam-hatip olarak hizmet eder. 1971 yılında da Samsun İmam-Hatip Lisesini dışarıdan bitirir.
Amasya / Taşova'da insanların geçim derdiyle vakitlerinin çoğunu tarlada geçirmelerinden dolayı Niyazi Hoca, fahri imamlığı bırakıp Terme'ye döner ve Ahmet Kasapoğlu abisi gibi ticaretle iştigal etmeye karar verir. Ancak gördüğü çok ilginç bir rahmani rüyayla Ankara'daki imtihanlara girip kadrolu Kur'an kursu hocalığını kazanarak çok hayırlı ve büyük hizmetlere başlar.
Karadeniz Bölgesi'nin en büyük âlim, hafız, hoca ve gönül adamlarından olan M.Niyazi Kasapoğlu Hoca; 1973 yılından itibaren darbe dönemlerinde bile bin bir çileyle Terme’de çeşitli Kur’an kurslarında kurs hocası olarak binlerce talebe yetiştirir. 1973-75 yıllarında Kocaman Caddesi'ndeki eski Terme İmam-Hatip Lisesi binasında, 1975-80 yılları arasında Çay Mahallesi ırmak sırtındaki Terme Merkez Kız Kur’an Kursu’nda, 1980-1991 yılları arasında Terme Garaj Camii yanındaki Fatih Kur’an Kursunda, 1991 yılından re’sen emekli olduğu 2006 yılına kadar Çay Mahallesi Eski Ünye Caddesi Aksüt Çıkmazında Fatih Kur’an Kursu’nun yeni binasında ve emekli olduktan sonra da Yavuz Selim Vakfı Kur'an Kursunda vefat edinceye kadar büyük bir aşkla -ücret almadan- sabah namazı öncesinden gece yarısına kadar çalışarak hem hafız yetiştirir hem de Arapça, fıkıh, tefsir dersleri verir. Kursun idareciliğini de yapar. Sabah namazından bir veya bir buçuk saat önce evinden çıkıp yürüyerek kursa gider.
1993 yılında Bolu'da hizmet içi vaizlik kursuna katılarak fahri vaizlik belgesi de alan M. Niyazi Hocamız; Terme'nin merkez camilerinde tevhit, şirk, ibadet, ahlak, ilim, hak, kul hakkı, şuurlu Müslümanlık konuları başta olmak üzere çeşitli konularda cemaate vaaz eder.
Kur'an Öğreticisi, Hafız Niyazi Kasapoğlu Hocanın öğrencileri bölge hafızlık imtihanlarında her yıl bölge birincilik ve ikinciliği kazanır. 1986’da öğrencisi Ramazan Yörük, Ankara’da Türkiye Hafızlık Yarışması'nda ikincilik; 1989’da da öğrencisi Hayati Alanlı, Konya’da yapılan Türkiye Hafızlık Yarışması’nda birincilik kazanır. Dursun Ergen isimli öğrencisi ise 1992 yılında Türkiye birincisi olup Suudi Arabistan’daki İslam Ülkeleri Hafızlık Yarışması’nda ülkemizi temsil eder. Fatih Kur'an Kursu'ndan Hafız Mustafa Sauk, 2000 yılında hafızlık yarışmasında Türkiye birincisi olur. Sözen isimli öğrencisi, hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nda ülke çapında başarı elde eder.
Âlim, Hafız, Vaiz, Eğitimci, Niyazi Kasapoğlu Hoca'nın talebesi olamadık ama onun Terme/ Yeni Camiindeki vaazlarından ve özel sohbetlerinden nasiplenmeye çalıştık. Görev yaptığı Kur'an kursuna evinden giderken elinde küçük bir Kur'an olduğu hâlde evimizin önünden geçerdi. 'Demir hafız’ olarak nitelenen ve aynı anda üç talebeyi birden dinleyebilen bir hoca olduğu hâlde onun yolda yürürken bile Kur'an'a bakıp tekrar yapması, bizi kendisine daha da hayran bırakırdı.
Çok kıymetli Niyazi Hocamızın yetiştirdiği onlarca öğrencisi benim de okul ve dershanelerde öğrencim oldu. Başta ilahiyatçı, imam-hatip, müftü, vaiz, öğretmen olmak üzere çok çeşitli mesleklerde kaliteli insanlar yetiştirdiğine şahidiz hocamızın.
1996 yılında M.Rıfat ağabeyimin özel harekat polisiyken şehit olmasından sonra Niyazi Hocamızın evimize taziyeye gelerek çok samimi dua edip nasihatte bulunması, ateşli yüreğimizi çok ferahlatmıştı. Kur'an kursu talebeleri için kamyonetiyle yardım toplayan hacı babamı Niyazi Hocamın dua ve manevi müjdeleri teselli etmişti.
Akademik başarısı iyi olan imam-hatipli öğrencilerinin üniversite tahsili yapmaları için teşviklerde bulunan Niyazi Hocam, dershanecilik dönemimizde çalışkan ve fakir öğrencilerinin dershaneye gitmesi için de özel çaba sarf ediyor, o öğrencilere yardımcı olmamızı istiyordu bizden.
12 Mart 2009'da Terme Eğitim Bir-Sen tarafından Terme Halk Eğitim Salonunda düzenlenen "İstiklal Marşı ve Mehmet Âkif" konulu konferansımızı Niyazi Hocamın da dinlemeye gelme nezaket ve zahmetinde bulunması, beni çok onurlandırmıştı.
2013 yılında kıymetli İbrahim Altun ve İsa Eralp Hocamlar ile birlikte Niyazi Hocamızı özel ziyaret edip sohbet etmek ve duasını almak üzere Fatih Kur'an Kursu'na gitmiştik. Özel ziyaret ve muhabbetimizden çok mutlu olup bizi idare odasında çok samimi ve güzel ağırlamıştı. O gün kendisiyle uzun bir mülakat da yapmıştım. Sorularıma samimiyetle, büyük bir memnuniyet ve tebessümle cevap vermişti. "Ahmet Hoca, sen bana ne ilginç ve zor sorular soruyorsun. Beni geçmişe, elli altmış yıl öncesine götürüyorsun." demişti. Kendisinin çok hayırlı, büyük hizmetlerini ifade edip dua etmiştik. Ben, güçlü hafızası olmayan öğrencilerin zorla hafız yapılmaması, korkutulmadan sevdirilmesi gerektiğini, hafızlık eğitimi alan talebelerin sosyal ve kültürel yönden de yetiştirilmesinin çok önemli olduğunu, hafızlığın amaç değil, araç olduğunu, imam-hatip lisesi, ilahiyat eğitimi almayan birçok hafız öğrencisinin hafızlığını unuttuğunu söyleyince sözlerimi hem onaylamış hem de bu duruma çok üzüldüğünü ifade etmişti. "Asıl olan, elbette hafız olmak değil, Kur'an'ı ve İslam'ı ilimle doğru anlayıp yaşamak." demişti.
Dört kez hacca giden Niyazi Hocamın az bilinen yönü, Kur’an tefsiriyle ilgili yer yer yazmasıydı. 1992-1993 yıllarında Ali Aksuoğlu Hocamın öncülüğünde Terme’de 7 sayı çıkardığımız Hasret dergisinde onun da 3 yazısını yayımlamıştık. Hatta Ali Hocam, Temmuz 1993’te önemli bir mülakat da yapmıştı onunla.
Terme'de 12 sayı çıkardığımız Bilgi Pınarı dergisinde Mart 2015’te Nazmi Kılıç Hocam da onunla bir röportaj yapmıştı. Reyhan dergisinde de kıymetli yazılar yazıyordu son yıllarda.
7 evlat babası, 16 torun dedesi olan Niyazi Hocamız, beş evladını hafız olarak yetiştirir. Abdurrahman Kasapoğlu isimli kıymetli hafız evladı; ilahiyat profesörü olarak bir üniversitede akademisyen- hoca olarak hizmet etmekte, alanında çok kıymetli eserler vermektedir. Ahmet Hamdi isimli hafız oğlu ise hâkim olarak hizmet vermektedir. Abdülhamid Kılıç isimli hafız torunu da 19 Mayıs Üniversitesinde Mütercim ve Tercümanlık Bölümünde Arapça öğretim görevlisi ve araştırmacı olarak görev yapmaktadır.
"İlmin zekatı, onu bilmeyene öğretmektir. İlmin zekatını ödemek, malın zekatını ödemekten önce gelir." diyen, her zaman bu şuurla hizmet eden M. Niyazi Kasapoğlu Hoca; Terme, Kumru, Korgan, İkizce, Çaybaşı, Çarşamba, Ünye başta olmak üzere Samsun ve Ordu çevresinden yüzlerce hafız yetiştirir. Prof. Dr. Ömer Aydın, Prof. Dr. Abdülkerim Bahadır, Prof. Dr. Ahmet Çapku, Dr. Selim Çakıroğlu, Dr. Enes Büyük gibi ilahiyatçı akademisyenlerin hafızlık hocası olur. KKTC'nin Diyanet İşleri Başkanı Hakan Moral başta olmak üzere Yusuf Eviş, Adem Dursun, Ahmet Kuru, Recep Unutmaz, İbrahim Özen gibi müftüler ile Ahmet Öztürk, İbrahim Öz, Murat Top gibi vaizlerin de hafızlık ve dini eğitim hocalığını yapar. Harun Kökten, Mustafa Şakiroğlu, Yılmaz İmanlık, Celal Ormancı, İsa Güney, Zekeriya Gümüşoğlu, Cemil Gündüz, Mustafa Geren, Hayati Alanlı, Fatih Akçay, Yaşar Akçay, İsmail Erdim, Mustafa Bildünki, Dursun Ergen, Yusuf Sözen, Halis Kaya, Hüseyin Kaya, Hasan Kaya, Muhammet İnan, Temel Kanlı, Kemal Çeri, Musa Çakıroğlu, İsa Yaykın, İsa Var, Aziz Doğan, Musa Koç, Mustafa Akbulut, İshak Özen, Muhammet Gürler, Müçteba Ramazan Atar, Samet Özbaş, Mustafa Sauk, Hasan Basri Dursun, Abdulkadir Argin, Cemal Özcan, Kamil Boz, Osman Kocal, Rahim Kökten, Adem Kökten, Recep Beyhan, Mehmet Deveci, Cihan Başar, Murat Ölmez, Yaşar Buzdan, Kamuran Bek, Suat Şahin, Bahtiyar Öğüt, Yunus Özer, Muharrem Sauk, Hüseyin Çargıt, Lokman Salap, M. Ramazan Ergen, Serhat Gülüm, Bilal Mermi, Furkan Emre Ormancı, Furkan Özen, İsmail Varol gibi hafız imam, ilahiyatçı ve eğitimcilerin yetişmesinde emeği çok büyük olur. Ayrıca Ali Yüksel, Mehmet Yüksel, Ali Kılıç, Fatih Öztürk, Recep Yüksel, Mehmet Asanoğlu gibi hukukçular ile Şaban Baba, Yahya Baba, İsa Top, Nevzat Akman gibi hafız bürokratların da Kur'an kursunda hocası olur.
Hafız ve âlim Niyazi Hoca'nın tedrisatından geçen hafızların bir kısmı; Terme İmam-Hatip Lisesinde öğrenciyken il, bölge hatta ülke çapında yapılan hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma yarışmalarında yıllar yılı önemli dereceler elde etmiş ve kurs ve okulla birlikte Terme'nin gururu olmuştur.
Terme'de 50 yıla yakın bir sürede yemeğini bile yemediği çeşitli Kur'an kurslarında 2000'den fazla hafız yetiştiren, İslami ilimleri öğreten, İslam’ı tebliğ eden, Müslüman şahsiyeti inşâ eden, 7000'den fazla öğrenciye Kur'an okumayı, Arapça ve dini bilgileri öğreten; evinde, cami ve kursta hatimle teravih kıldıran, ömrünü Allah yolunda Kur'an hizmetine adayan, ilmiyle amel eden M. Niyazi Hocamızın 20 Ocak 2021’de Terme Pazar Camiinde kılınan cenaze namazına koronavirüs, kar ve soğuğa rağmen ülkenin her yerinden binlerce talebesi ve seveni katılmıştı. Gençlik ve Spor Bakanı, Samsun Valisi, milletvekilleri ile yöneticiler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve ilim adamları katılmıştı. Terme'de cennetlik bir Allah dostunun, Kur'an âşığının gıpta edilesi tarihi bir vedasına şahitlik etmiştik o hüzünlü günde.
“Kur'an hizmetinin emekliliği olmaz, vefat edince emekli oluruz, bizim mesaimizi melekler yazar.” diyerek eşi benzeri az görülen bir şuur, aşk, azim, sabır ve fedakârlıkla -tatil bile yapmadan- 80 yaşına kadar hak ve hakikat yolunda hizmet eden, ilminin zekâtını veren, âlim, Kur’an âşığı, gönül ve dava adamı Niyazi Kasapoğlu Hocama Allah'tan rahmet niyaz ederim. "İki cihanda bayram yapabilmek için salih bir kul olmak gerekir." diyen Niyazi Hocamızın salih kul olduğuna cenazesinde de şahit olmuştuk. "Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür" hadis-i şerifindeki hakikati daha iyi idrak etmiştik Terme'deki o tarihi cenazede.
İlahiyat profesörü talebesi İbrahim Işıtan Hoca, Niyazi Hocamızın vefatından sonra onunla ilgili anlamlı düşüncelerini şöyle ifade etmişti:"Hocamdan en çok istifade eden öğrencilerinden olduğumu söyleyebilirim. Çünkü onun tavsiyesi ve yönlendirmesiyle ilahiyat okudum ve onun beklentisine uygun olarak ilahiyatta hoca oldum. Arapçaya olan ilgimden ötürü bana çok ilgi duydu ve ilim ve irfan bakımından üzerime çok durdu. Yaptığımız güzel her şeyden nasibini almaya devam edecek olan Hocamıza ahiret saadeti dilerim."
Örnek bir âlim, hafız, hoca, vaiz, ârif, rehber, idealist dava adamı ve mümin kimliğiyle gönüllerde taht kuran, ömrünü Kur'an'a adayan, "Karadeniz medrese geleneğinin son temsilcilerinden biri" olan çok kıymetli Niyazi Hocamın boşluğunu doldurmak imkansız gibi. Onu Terme başta olmak üzere bütün talebeleri, muhipleri çok özleyecek. Üstad Necip Fazıl'ın ifade ettiği gibi "İyi insanlar, iyi atlara binip gitti."
Gönül, ilim ve dava adamı Niyazi Hoca'yı en iyi özetleyen sözlerden biri de hafız talebelerinden İlahiyatçı İsa Güney Hoca'ya ait: "Hocamız oldu, annemiz oldu, babamız oldu. İHL yıllarında da rahlesinde ders almaya devam ettik. Kur'an öğrendik, anlamına vakıf olmaya çalıştık. Siyasî ve toplumsal olaylara karşı bilinç kazandık. Herkesin yeni fark ettiği dini görünümlü tuzaklara karşı önceden bilgi sahibi olduk. Yönümüzü, yolumuzu Hakk'a çevirmenin yol ve yöntemini öğrendik.
Bugün öksüz kaldık. Şahidiz ki o, Allah ve Resulü'nün izinde hiç sapmadan, tökezlemeden yürüdü."
Vefatından sonra Terme'de bir okula "Hafız Mehmet Niyazi Kasapoğlu İmam-Hatip Ortaokulu", yeni köprüye de "Mehmet Niyazi Kasapoğlu Köprüsü" isminin verilmesi, Terme'nin Niyazi Hoca'nın isminin yaşatılması adına gösterdiği çok anlamlı bir vefa tavrı olmuştur. Ayrıca Arif Ok'un başkanlığını yaptığı Terme Yavuz Selim Vakfı ile Savaş Kengil ve Kemal Çeri'nin başkanlığını yaptığı AGD Terme Şubesi tarafından her vefat yıldönümünde "M. Niyazi Kasapoğlu Hoca'yı Anlama ve Anma Programı" tertip edilmesi, çok kıymetli ve anlamlıdır. Niyazi Hoca'nın çok sevdiği hafız talebesi Prof. Dr. Ahmet Çapku'nun hocasını bütün yönleriyle tanıttığı, "Niyazi Hoca" ismiyle 2021 yılında yayımladığı 288 sayfalık çok kıymetli kitap ise, bir talebenin hocasına ve medrese ilim geleneğine gösterdiği nadir ve muhteşem bir vefa örneği olmuştur.
Mehmet Niyazi Kasapoğlu gibi çok kıymetli manevi önderleri, âlimleri, dava ve gönül adamlarını anlayanlara, onun yolundan gidip eserlerini yaşatanlara selam olsun.












