KİTAP ÂŞIĞI, ÖZGÜN VE GÜZEL BİR ŞAHSİYET: MUSTAFA GAZALİ ŞAHİN
Eğitimci-Yazar Ahmet SEZGİN yazdı

1956 yılında Mehmet ve Hanife çiftinin dokuzuncu evlâdı olarak Terme/ Aşağısöğütlü köyünde dünyaya gelir. Babası hayvan ve tarım işleriyle ilgilenecek bir erkek evladının köyde yanlarında kalması için oğlunu okula göndermez. Aşağısöğütlü ilkokulunun hem öğretmeni hem de müdürü olan Nevzat Akyüz Hoca, Nevzat Şahin'in ilkokula gitmesi konusunda babasını ikna eder. 9 yaşında okula başlayan Nevzat Şahin, okuma ve yazmayı ilk öğrenen öğrenci olarak ilkokulu 1970 yılında 14 yaşında başarıyla bitirir.
Okumayı çok seven, evinde kütüphanesi olan, Diyanet'te memurluk yapan Hafız Ali Kuzu ağabeyinden etkilenerek Terme Ortaokulundaki öğrencilik yıllarında (1970-73) okuma alışkanlığı kazanan Nevzat Şahin; daha o yaşlarda birçok hikâye ve romanın yanında Hekimoğlu İsmail'in "Minyeli Abdullah" isimli romanıyla İmam- Gazali'nin "Ey Oğul" ve "Kıyamet Alâmetleri" isimli kitaplarını bile okur.
Nevzat Şahin,Kur'an Kursu Hocası ve Hafız Cevat Şahin ağabeyinin yönlendirmesiyle imam- hatip okulunda okumaya karar verir ve lise birinci sınıfı Giresun İmam-Hatip Lisesinde yatılı olarak okuduktan sonra Samsun İmam- Hatip Lisesine nakil olur.
Samsun İmam-Hatip Lisesinde öğrenciyken dersleri orta seviyede olan Nevzat Şahin için roman okumak tutkuya, aşka dönüşür. Lise yıllarında Ali Kuzu ve Resul ağabeylerinin etkisiyle Şule Yüksel Şenler, Ahmet Günbay Yıldız, Raif Cilasun, Peyami Safa, Nihal Atsız, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, M. Necati Sepetçioğlu, Durali Yılmaz gibi milli ve manevi duyarlılığı olan yazarların birçok romanını içercesine okur. Ayrıca Mehmet Âkif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, Abdurrahim Karakoç, Yavuz Bülent Bakiler gibi şairlerin şiirlerini büyük bir hayranlık ve zevkle okur.
1976 yılına kadar milliyetçi bir dünya görüşüne bağlı olan Nevzat Şahin; o dönemde Ömer Seyfettin, Erol Güngör, Nurettin Topçu, Cemil Meriç, Osman Yüksel Serdengeçti, Cevat Rifat Atilhan, Necmettin Hacıeminoğlu, Osman Turan, Mehmet Kaplan, İsmai Hakkı Baltacıoğlu gibi önemli yazar ve düşünürlerden de beslenir.
1976 yılından sonra İslami dünya görüşünü benimseyen Nevzat Şahin; yeni dünya görüşü ve siyasi çizgisine paralel olarak Termeli sınıf arkadaşı Yakup Ar ile siyer, fıkıh, hadis, tefsir kitapları başta olmak üzere Necip Fazıl, Mehmet Akif, Sezai Karakoç, Sadık Albayrak, Mustafa Yazgan, Kadir Mısıroğlu, Mustafa Müftüoğlu, Rasim Özdenören, Ali Ulvi Kurucu, Hayrettin Karaman, Ahmet Lütfi Kazancı, Seyyid Kutub, Muhammed Kutub, Said Havva, Yusuf El Karadavi, Ali Şeriati gibi İslamcı yazarları okumaya başlar. Lisede daha çok Ali Kuzu, Cevat ve Resul ağabeylerinin kütüphanesinden faydalanan Nevzat Şahin; harçlıklarının çoğuyla kitap alır ve sürekli kitap okur. Okulda vaaz vermede, şiir okumada, edebiyat, kültür ve din derslerinde öne çıkar.
Okuldan mezun olduktan kısa bir zaman sonra 1978 yılında Ordu/ Aydınlı köyünde 7 ay hizmet aşkıyla imamlık yapar, vaazlar verir, cemaatin sevgi ve saygısını kazanır.
1979-1981 yılları arasında Sivas'ta Piyade Alayında çavuş olarak askerlik vazifesini yapar. Nevzat Şahin'in bir buçuk yıl süren askerlik döneminde okuma eylemi zorunlu sebeplerle inkıtaya uğrar. Ancak askerlikten memlekete izne geldiğinde hemen kitapçılara gidip koliler dolusu kitaplar alır.
Askerlik vazifesini tamamladıktan sonra 1981 yılında Terme Etyemezli köyünde 7-8 ay imamlık yapar. Bu dönemde tasavvufa büyük ilgi duyan Nevzat Şahin; İmam-ı Gazâli'nin " Kimyâ-yı Saadet", Eşrefoğlu Rumî 'nin "Müzekki'n-Nüfus", Ahmet Bican'ın "Envârü'l- Âşıkin", M. Bin Süleyman El-Cezûli'nin "Kara Dâvud", M. Zâhid Kodku'nun "Tasavvufi Ahlâk" gibi kitaplardan çok etkilenir. Büyük İslam Âlimi- Mutasavvuf İmam- ı Gâzali'ye o kadar çok hayranlık duyar ki 1982 yılında Nevzat ismini değiştirip Mustafa Gazali ismini alır. Mahkemedeki Hakim, Gazali ismini ülkemizde kullanılmayan yabancı isim diye kabul etmese de çevresinde ona Gazali diye hitapta bulunurlar artık. Aile ve köyünde ise çocukluğundan beri Hacı denmeye devam edilir. Benim gibi çok az insan, ona Mustafa der..
Mustafa Gazali Şahin, imamlık mesleğini çok severek yapsa da Terme İmam-Hatip Lisesinde yurt müdürü olarak gençlere daha çok hizmet edeceğini düşünerek imamlıktan istifa etmeye okul dernek başkanı Ahmet Kasaoğlu tarafından ikna edilir. Terme İmam- Hatip Lisesinin Kocaman Caddesi'ndeki binasında yurt müdürü olarak öğrencilerle yakından ilgilenir, onların yüreklerine dokunmaya çalışır, öğrencilere İslami bir şuurla birlikte kitap okuma sevgisi de kazandırmaya gayret eder. Onlara sık sık kitap hediye eder. Kendisi de kitap alıp okumaya devam eder. 1983 yılında evlendiği halde maaşının yarısını yine kitaplara harcar.
Mustafa Gazali Şahin; Ekim 1981'den itibaren samimiyet ve fedakârlıkla yaptığı yurt müdürlüğü görevinden Temmuz 1986'da maddi sıkıntılar sebebiyle istifa eder. Hem çok seveceği hem de güzel hizmetler edebileceği kitapçılık mesleğini yapmaya karar verir. Evindeki kütüphanesinde bulunan dört beş kitabını sermaye yaparak 1987 yılında Çay Mahallesi Ünye Caddesi'nde Merve Kitabevini açar. İmkân ve talep oldukça yeni kitaplar da alır.
Başta öğretmen ve imam-hatipli öğrenciler olmak üzere halk nezdinde kitabevine çok büyük teveccüh olur.. Mustafa Gazali Şahin'in geçmişte imamlık ve yurt müdürlüğü yapması, sosyal ilişkileri, İslami kimliği; samimi, sabırlı, hoşgörülü, mütebessim, cömert, kanaatkâr, dürüst, güvenilir kişiliği; esprili ve güzel muhabbeti, etkileyici hitabeti, çok yönlü ve kültürlü bir kitapsever olması; Termeli Gazali'yi memleketinde -özellikle de dindar kesimde- çok sevilip sayılan, tanınan bir insan ve kitapçı kılar. Onun bu hasletleri, Terme gibi bir taşra ilçesinde yüzlerce insanın kitap sevgisine, okuma alışkanlığına, dinî, edebî, kültürel kitaplar alıp kütüphane kurmasına vesile olur.
Kitapçı Mustafa Gazali Şahin'in Terme'deki okurlara sağlam, kaliteli ve ucuz kitaplar sunması yanında yaptığı en büyük hizmet; ülkemizin bazı şehirlerinde birçok şuurlu kitapçının yaptığı gibi Merve Kitabevi'ni çay eşliğinde dini, kültürel, siyasi, sosyal ve pedagojik sohbetlerin, seviyeli tartışmaların yapıldığı, ülkemizin ve İslam dünyasının meselelerine kafa yorulduğu, kıymetli kitapların tanıtılıp tahlil edildiği, gazete ve dergilere göz atıldığı, birçok Müslümanın birbiriyle tanışıp kaynaştığı, yârenlik ettiği, dertleşip dayanıştığı, İslami dünya görüşüne sahip insanların haberleşip buluştuğu, istişare edip yardımlaştığı, bazı faaliyetlerin organize edildiği, emanet bıraktığı, hediyeleştiği; gençlere rehberlik yapıldığı, satın alınmasa da birçok kitabın dokunulup incelendiği, kitap kokusunun içine çekildiği bir sohbetevine, bir kıraathaneye, manevi bir kültür ocağına dönüştürmüş olmasıdır.
Mustafa Gazali ağabey ile ben çok okuyan, idealist bir üniversite öğrencisiyken, kendisi de Terme İmam Hatip Lisesinde yurt müdürü iken tanışmıştık 1986 yılında. Çok kıymetli Alattin Engin Hocam, o zaman beni Mustafa Gazali ağabeyin evinde yapılacak tefsir sohbetine davet etmişti. Ben de ismini çok duyduğum kitap dostları Mustafa Gazali Şahin ve Ali Bülbül ağabeyler ile yüz yüze o gece tanışıp sohbet etmiştik. Kısa bir zaman sonra da Merve Kitabevini açmasıyla Mustafa Gazali Şahin ile ağabey- kardeş ilişkimiz başlamıştı. Zaman içerisinde dost ve gönüldaş da olmuştuk. Öğrenciyken hemen her hafta sonu kitabevine heyecanla gidip hem saatlerce sohbet eder hem de harçlıklarımla kendisinden uygun fiyatlarla kitaplar alırdım. O yıllarda İbrahim Altun, Recai Çiçek, Mustafa Balık, Şakir Karahan, Şakir Erkan, Kazım Uçur, Hulusi Beşirli, Bekir Oy, Mahmut Özüner, Mustafa Hamurcu, Yakup Yörük, İhsan Arduç, Mustafa Kesgin, Niyazi Uzun, Hüseyin Karagöz, Hayrullah Gürler, Ali Ak, Cemal Yiğit, Dursun Mehmet Şirin, Mustafa Ertim, Hacı Karadağ, Mehmet Solmaz, Ahmet Demir, Mehmet Pala, Ahmet Kaya gibi kıymetli eğitimcilerle kitabevinde tanışıp samimi olmuştuk.
Ben 1989 yılında İstanbul'a Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak gittiğimde ara ve yaz tatillerini ipler çeker, vakitlerimin çoğunu kültür ocağı gibi gördüğüm Merve Kitabevinde kitaplar ve gönüldaşlar arasında geçirir, özellikle de Mustafa Gazali ağabeyle muhabbet eder, dertleşirdim. 1992 yılında İstanbul'dan Terme'ye dönmeyi umut ederken Şubat 1992'de karne tatilinde Mustafa Gazali ağabey, zorunlu sebeplerle kitapçılığı bırakıp birkaç yıllığına Almanya'ya gideceğini söylediğinde çok büyük bir üzüntü yaşayıp içime gözyaşları dökülmüştü.
Mustafa Gazali ağabey; 5 yıl boyunca Merve Kitabevinde büyük bir kitap ve hizmet aşkıyla, heyecan ve zevkle sürdürdüğü kitapçılık mesleğine, kefil olduğu bir esnaf arkadaşının ödeyemediği büyük miktardaki borcu sebebiyle veda etmek zorunda kalır. Çok büyük emek ve gönül verdiği Merve Kitabevini yanında çalışan Sinan Bayraktar yeğenine devredip Almanya'da dönercilik yapan Resul ve Hüseyin ağabeylerinin döner dükkanında çalışmaya başlar Mart 1992'de. 6 ay içinde dönercilik işini öğrenip Berlin'de turistik bir yerde dönercilik yapmaya başlar. Bir zamanlar insanların aklına ve gönlüne hitap ederken şimdi yabancıların midesini beslemek ona çok zor gelse de buna mecbur olduğu için sabreder.
Okumayı ruhunun ve zihninin gıdası olarak gören, ilim sevdalısı Mustafa Gazali Şahin; Almanya'da da okumaya, kitaplarla haşır neşir olmaya devam eder. İşlettiği döner dükkânında bir raf dolusu kitap bulundurduğu için birkaç kez para cezası alır. Kitapsever Mustafa Gazali ağabeyin kitap tutkusu o kadar büyüktür ki, Almanya'da Alman kitapçılarına gidip dilini bilmediği halde kitapları eline alıp koklayarak, içine ve dışına bakarak saatlerce vakit geçirir. Oradaki evinde de küçük bir kütüphane oluşturur. Akşamları ve tatil günlerinde önemli cümlelerin altlarını çizerek kitap okumaya devam eder, yer yer de kendisi duygu ve düşüncelerini not eder.2008 yılında Almanya'da geçirdiği ağır bir trafik kazası sebebiyle 10 gün komaya girip kendine geldikten sonra bile hastanede Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim Meali'ni olur 30 gün boyunca.
Hak ve hakikat üzere ilim öğrenmeyi, okuyup anlamayı, tefekkür etmeyi, okuduğu ile amel etmeyi kendisine şiar edinen Mustafa Gazali ağabey; Peygamber Efendimizin bütün hadislerini içeren 18 ciltlik "Kütüb-i Sitte" ile Ahmet Bin Hambel'in "Müsned" isimli 21 ciltlik hadis külliyatını, Ömer Rıza Doğrul'un "Asr-ı Saadet" isimli kitabını baştan sona okur. "Hak Dini Kur'an Dili", "Fi Zilâli'l-Kur'an", "Tefhimü'l-Kur'an" isimli tefsir kitaplarından istifade eder. Necip Fazıl'ın "Çöle İnen Nur" , Martin Lings (Ebubekir Diraceddin)'in "Hz. Muhammed'in Hayatı", Muhammed Hamidullah'ın "İslam Peygamberi" isimli siyer kitaplarını ibadet şevkiyle okur. Okudukça İslam'ı, hakikati ve kendini daha iyi anlamaya, tefekkür edip yaşamaya gayret eder. Yılda bir memleketine izne geldiğinde eski dostlarıyla muhabbet ederek hem güzel bir vefa örneği olur hem de yeni kitaplar alır.
Mustafa Gazali Şahin: üç yıllığına gittiği Almanya'dan dört çocuklu ailesinin ihtiyaçları sebebiyle tam 33 yıl sonra -2025'te- ülkesine ve memleketine kesin dönüş yapar. Hak ve hakikat yolunda evlatlarını yetiştirip okutmanın, kimseye muhtaç olmadan sağlıklı, hayırlı, anlamlı, çileli ve onurlu bir Müslüman hayatı sürdürmenin, ömür boyu kitaplarla dost olmanın huzur ve şükrünü çocukluğunun geçtiği köyünde yaptırdığı evde ve bahçesinde çileli ve fedakâr eşiyle birlikte yaşamakta. Köy evinin bahçesinde yaptırdığı kamelyada ve Merve Kitabevinde bizim gibi eski gönül dostlarıyla ara sıra hak, hakikat, ilim, irfan, ahlak, tarih, edebiyat, siyaset ile kitaplar hatıralar ve esprilerle dolu güzel sohbetler yapmaya çay eşliğinde devam etmektedir.
Mustafa Gazali ağabey; hayatındaki en büyük pişmanlığının imamlık görevinden istifa etmesi olduğunu söylemekte. En büyük hasretinin de kitapçılık yaptığı yıllardaki manevi ve sosyal ortam olduğunu ifade etmekte. En büyük tesellisi ise kitaplardan ve okumaktan hiç uzaklaşmamış olması ile Merve Kitabevi'nin Sinan yeğeni tarafından yaşatılması.Rabbim hak ve hakikat üzere yaşamayı ve en güzel şekilde anlatmayı nasip eylesin.














